Ege’den..

Temmuz ayını yarılamamamıza az kaldı.

Yarından sonra bu yazın da yarısı geride kalmış olacak.

Zaman hızla akıyor,

covid’e de adeta nispet yaparcasına.

Geçen hafta, derginin yeni sayısının,

Kargo teslimatları tamamlandıktan sonra..

Vurdum kendime yola; rotamı Ege’ye kilitleyerek..

Aylardır uzak kalınca her bir şeyden,

Bizzat yaşayarak tecrübe edindim ki,

Ara uzun olunca, insanın tüm ayarları gibi,

Navigasyon sistemi de bozuluyor!

Trafikte geçen yorucu bir buçuk saatte,

İstanbul’dan ancak çıkabildikten sonra,

Dumura uğramış olmalıyım  ki,

Silivri’de otoban çıkışını kaçırdım.

Böylece hayatımda da Çorlu’yu da ilk kez görmek, nasip oldu!

Ardından da, Geogle amcanın aziz saati olmalıydı, rotama Şarköy’ü de kattı.

Çift şeritli kaymak asfaltı bıraktırıp, adeta istikametimi şaşırttı.

20 yıl önce kullanılan, şimdinin ise tali kalan eski yolda,

Köstebeklerin kulaklarını çınlata çınlata Evreşe’ye indik.

Tekrar asfalta kavuşunca da, ilk iş navigasyonu kapatıp, eski usule döndüm.

Dakika farkıyla feribotu kaçırarak günlük bahtımı üçledim ama,

Görevliler tarafından Kilitbahir’e yönlendirilince,

Çanakkale boğazını 7 dakikada geçmenin keyfini yakaladım.

Günü devirmeme ramak kala, Kaz Dağları’ndan düze inip,

Starttan yedi saat sonra Küçükkuyu’da kontak kapattım.

Velhasıl, farklı, maceralı ama benim için en önemlisi,

Tümden ayarlarımı resetlediğim bir seyahat oldu.

Gece derin bir uykudan sonra, açan günde Ege’de uyanmak ise,

Açıkçası yaşadığım tüm aksiliklere değdi, emin olun çok ta iyi geldi.

Ege’nin maviliği ufkuma alıp, McPro’nun klavyelerine dokunmak ta!

*****

Ulusal gazetelerde takip ettiğim ender birkaç yazarın, zaman zaman

Köşelerinde okurlarından ‘2-3 gün izin’ istemelerini şimdi daha iyi anlıyorum.

Hayatın hızlı akşında tempoya ayak uydurmak uğruna geçirdiğimiz zaman,

Hayatın farklı ve gerçek renklerini görmemize de engel olabiliyor.

Gerçek şu ki, fırsatını bulduğumuzda hayatı ıskalamamak lazım!

Sabah, 6.30’da Ege’nin doyumsuz serinliğinde güne başladıktan sonra,

Çıktığım hızlı sanal turda da fazla bir değişkenlik gözlemlemedim.

Yavru vatanda ‘hasret giderildi’ haber sanırım bugün tamamlanacak.

Avusturya’da ikinci F1 startı dün verilmiş olmalıydı.

Bize döndüğümüzde, elde -yine ve- sadece sanal vardı.

Oysa sosyallerindeki paylaşımları gözüme takıldığında,

Sandım ki, gerçek bir start hazırlığı, ama çok geçmeden,

Bunun da sanal bir yarış olduğu hüsranını yaşadım.

İstanbul’dan çıkmadan önceki son iki günümde,

Dergi yeni sayı bahanesi ile yaptığım pek çok ziyarette,

Sadece, TransAnatolia Rally Raid için, yapılmakta olan hazırlıkların

Hummalı bir şekilde sürdürülmekte olması dışında,

Otomobil sporlarımızda adeta yaprak kıpırdamıyordu.

Sanırım covid sezonunun tek gerçek startı umudu hala maraton.

*****

Ajansa ulaşan farklı duyumlarda ise,

Eylül’deki WRC için ilginç sıkıntı alametleri vardı.

Geçen yılki memnuniyetsizlikler sonucu, pek çok gözetmenin bu yıl ayak sürçtüğü,

Bu yüzden de görevlendirmelerde zorluklarla karşılaşıldığı bilgisi dikkat çekiciydi.

Estonya’nın yırtık dondan çıkar gibi rol kapmasını, şahsen,

WRC’deki yıldızı Tanak’a bağlıyorum.

F1 olsun, ERC olsun, WRC olsun, tüm global organizasyonlarda,

Covid 19 adeta oyunu yeniden kuruyor.

Umarım, uzun aradan sonra, uğruna milyon avroları savurduğumuz,

WRC’de yerimizi koruruz. Çünkü, özellikle bu yıl,

WRC’de o kadar çok aday yarış vardı ki, illa ki birileri ligden düşecekti.

Yine, umarım, 2021’nin taslak takviminde yer almamamızı,

Taslağın ‘ilk’ çalışma olması ile savuştururuz.

Kalın sağlıcakla..

13 Temmzuz 2020 : 12.12

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Son 50 haber

Yorum yaz

Go To Top
%d blogcu bunu beğendi: