Bu sezon yazmak..

Son üç haftadır kendimi 2011 Monaco GP’sinin sıralama turlarında,

Sergio Perez’in kaza yapmasında sonra,

Serhan Acar’ın yirmi dakika aralıksız boş pist görüntüsü eşliğinde,

Yaptığı yayında gibi hissediyorum.

Yarış yok… Hareket yok… Belirsizlik hakim…

Ve bilgisayarımın başına her geçtiğimde,

Aynı noktadan bir şeyler yazmaya çalışmak, inanın bana,

Sınava çalışmamış öğrenci olmaktan daha zor.

Çünkü kopya çekecek birisi de yok ortalıkta.

Serhan Acar o gün izleyicileri, tıpkı yarış devam ediyormuş gibi,

Ekrana kilitleyecek kadar başarılı bir yayın yaparak,

F1 tutkunlarının gönlünde, ayrı bir yer kazanmıştı, fakat,

Bilmiyorum ben benzer bir başarı gösterebilecek miyim bu işte?

Bu günlerde ajans istatistiklerini nefessiz takip eden,

Patron Hoşgör yazar mutlaka, şayet bir düşüş olursa..

 *****

Benim için nostalji

Yarışlardan oluşan boşluğu ajans da,

Nostaljik haberler yayınlayarak değerlendiriyor.

Güzel de oluyor.

Benim gibi belki siz de tanımadığınız sporcuları öğreniyor,

O günlerle bu günleri kıyaslıyorsunuzdur.

Fakat benim için nostalji,

Doksanlarda Autoshow ve Otohaber dergilerinden takip ettiğim,

Otomobil sporlarından ibarettir.

Beni yakından tanıyanlar Toyota fanı olduğumu bilir.

Genellikle de, ‘ralli haberlerinde genel klasmana bir Toyota girmiş mi?’

Ona bakardım. Tıpkı tuttuğu takım maç kazanmış gibi hissederdim.

Toyota direksiyonunda mücadele ettikleri için,

Volkan Işık ve Serkan Yazıcı’nın bende yerleri ayrıdır.

Hatta Lancia Delta’yı benim için eşsiz bir dost olan,

Deniz Gülcan kadar sevmesem de, Delta ile anılan İskender Atakan’a da

Takımında Celica’ya yer verdiği için ayrı saygı duyarım.

Dergilerde en çok pist yarışları haber olurdu.

Körfez ve Pınarbaşı Pistlerinde arka arkaya birçok kupa koşulmaktaydı.

Vectra Cup, Shell Cup, Palio Cup, Siena Cup, Uno Cup…

Caterham Cup ve Formula 3 bile vardı…

Eski haberlere bakınca,

Otomobil sporlarının birçok alanında ki düşüş çok daha iyi anlaşılıyor.

*****

Korona’dan sonra

Her açıdan zor günler yaşıyoruz ve hepimiz biliyoruz ki virüs dalgası bittiğinde

Birçok açıdan farklı zorluklar bizi bekliyor olacak.

Psikolojik açıdan… Ekonomik açıdan… Sosyal açıdan… Belki de daha fazlası.

Sporumuz için ise birkaç sorun görülüyor ufukta.

Her şeyden önce Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın

‘Müsabakalar başlayabilir’ kararı sonrası,

Koca bir sezon en iyi ihtimalle beş-altı aya sıkışacak.

Kulüpler ve Federasyon bu zor sezonu bir şekilde yoluna koyacaktır.

Fakat sporcu açısından durum daha zor olabilir.

Çünkü bu zor günleri herkes aynı oranda hasarla atlatamayacaktır.

Şöyle ki; Sporcular arasında ekonomik olarak eskisi kadar,

Bütçe ayıramayacak olanlar, olabilir.

Bütçesi olmasına karşın en az ayda bir yarış yerine,

İki haftada bir yarışmak için zaman ayıramayacaklar olabilir.

Ya da psikolojik açıdan kendini hemen toparlayamayacaklar olabilir.

Demem o ki kulüpler de federasyon da bir şekilde işleri yoluna koyar…

Fakat sporcular açısından durum o kadar kolay olmayabilir.

Bu nedenle federasyon bu sezon için sporculara doğrudan dokunarak,

Şartları kolaylaştıracak bir politika ile oyuna devam ederse,

Takdir toplayarak yoluna devam eder.

*****

Ortalama siyaset..

Virüs karşısında izlenen birçok politikayı mecburen yakından takip ediyoruz.

Kimimiz ilk günlerdeki gibi virüs haberleri ile yatıp kalkmasa da,

Bir süre hayatımızın odak noktası bu haberler.

Hangi uygulamaların daha isabetli olduğunu bilmek, şahsen beni aşsa da,

Şu elektrik, su, doğalgaz faturalarının ortalama alınarak

Vatandaşa yansıtılması işine kafam bir türlü basmadı.

Ne yani, şimdi bizim federasyon çıksa dese ki;

Bu sezon malum meselelerden dolayı yarış yok,

Onun yerine her branşta son üç sezondur alınan puanları toplayıp

Şampiyon ve birincileri ilan edeceğiz…

Hep birlikte topa tutmaz mıyız onları?

Eee ben de onu diyorum işte.

Umarım bu uygulama ihtiyaç sahiplerini daha da zor durumda bırakmaz.

*****

İki tip arasındaki ilişki..

Yarışlarda olur olmaz yerlerden yarışı izlemek isteyen tipler vardır ya.

Hani uyarırsınız da, “kardeş bana bir şey olmaz” diye üste çıkarlar bir de.

Bazıları da boynundaki yaka kartını gösterir,

Sanki kartı olana ölümsüzlük iksiri içirmişler gibi deli ederler sizi.

İşte bu tiplerle, virüsten korkmadan hayatına aynen devam eden,

Maskesiz pazara, şuursuzca kalabalık ortamlara dalan tipler yok mu…

Bunlar mutlaka akraba olmalılar.

Hem de üç kuşak değil, yedi göbek değil bildiğiniz yakın akraba.

Yoksa bu benzerliği başka türlü izah edemiyorum.

Zaten ben onlara değil,

Dünyayı dize getiren virüsü sallamayan zihniyeti

Etapta araç çarpar diye uyardığımız için kendimize gülüyorum.

*****

Gelecek güzel günlerle gelecek

Her ne olursa olsun…

İçimizde büyük umutlar var.

Tekrar piste gidip lastik kokusu soluyacağız.

Off Road’da en güzel uçulacak yeri gözümüze kestirip,

İki kare fotoğraf almak için pusuya yatacağız.

Klasik rallide denize nazır yollarda,

Cabrio’muzla, telaşı olmayan huzur veren bir yolculuğa çıkacağız…

Rallide bu sezon kimler şampiyon olmak için,

Puan peşine düşecek diye kafa yoracağız…

Sporda sezon boyu dönecek polemiklerin peşine düşüp,

“Eee o ne demiş peki?” diye bitmeyen muhabbetlerin dibine vuracağız…

Gün gelecek…

Her ne yapıyorsak yapmaya devam edeceğiz.

Sağlıklı kalın.

7 Nisan 2020 : 09.05

Son 50 haber

1 Yorum - “Bu sezon yazmak..”

  1. Cem bey, 34 YC 967 ford escort sizin degilmiydi?

Yoruma kapalı

Go To Top
%d blogcu bunu beğendi: