‘Kupa’sı bu ise, ‘ulusal’ı nasıl?

LOGO-AHOSGOR-150Rally 34 ?pasları? sildi.
Hem, yarışçıların..
Ve, hem de seyircilerin.
Ayrıca da bizlerin, yani medyanın.
Yağmur vardı, asfaltı cilaladı.
Ödüller vardı, rekabeti ateşledi.
Hasretlik vardı, kaydı patlattı!
Özlem vardı, efsanelerle birleşti..
Serkan-Volkan ?öncü? oldular..
Scalanın renklerini canlandırdılar.
Teke?de ?hasret? giderildi.
Adrenalin herkese yetti!
*****
Çok yıllar oldu, Teke?ye yolum düşmeyeli.
Oysa, bir dönem, İstanbul?da her rallinin yolu oradan geçerdi.
Dergide yayınlanan yol dışı fotoların çoğunda Teke izi vardır.
Yeniköy?den 300 metre aşağıda, son virajın tepesi ?taşlık?ta..
Beklerdik, ki yukarıdan aşağıya gelenler savrulacak..
Biz de fotoğraf karelerine yansıtacağız.
O zamanlar şimdiki gibi ?digital? yok, ?film? var..
Kazayı çekmek yetmezdi, o an acaba filme yansımış mıydı?
Ya ?flu? ise, ya da o an kaçmışsa? Bu yüzden, ancak..
Gece yarısı filmleri yıkatınca rahatlardım.
Ki, normalde dia?lar piyasada 3-5 günde yıkanırdı.
O kadar zaman beklemek bende ne mümkün.
Bu yüzden, ayarlamıştım bir gazetenin gece vardiyasını..
?Onlarca? dia kasetini verir, 1-2 saat bekler, alır dönerdim.
Nice son vapura halatları çözüldükten sonra atlamışımdır..
Sirkeci?den eve, Anadolu yakasına dönmek için!
Ama değerdi, diaları teker teker süzer ve eğer..
Çektim dediğim ?o an? film karelerinde gerçekten varsa..
Gecenin bir yarısı keyfime keyif katardı bu durum.
Oysa şimdi öyle mi? Hemen bakıyorsun LCD ekrana..
Görüyorsun çektin mi çekmedin mi?
Hatta, eğer ?flu? ise fotoğraf, bir tuşa dokun, sil gitsin!
Onlarca kaset taşımak, makina sarıp çıkarmak..
Kasetleri kaybetmek veya en kötüsü;
Senin gözün gibi sakındığın, belki de en iyi karenin yer aldığı..
Dia kasetini, gazetenin laborantı ?bayat? banyoya atar veya..
Kasede sararken ışık aldırır ya da.. başka bir teknik hata sonucu..
36?lık film, emeğin, göz nurun, çöp olabilirdi (ki, çok ta oldu!).
Şimdi SLR makinaları almak, üç beş yüz dolar..
Hatta elinde SLR makina olmayan yok!
Filmdi, kasetti, banyosu idi, masraftı gibi teferruatlar da yok.
Çek, bak! Beğenmedin, sil.. Yeniden çek, yine bak!
Bu kadar kolay ve basit.
*****
Teke?de anılarım depreştiğinde, önce dia kasetleri geldi aklıma.
Tabii, Teke?de çektiğim onlarca yol dışı macerası..
Bir de, onca yıl sonra yeniden geldiğimde..
Teke?de eskisinden eser kalmamıştı.
Bizim ?taşlık? üzerinde muazzam bir yapı..
Etrafındaki yüksek duvarlar bizim taşlığın üstünü örtmüş!
Viraj dışında sadece doğal toprak tümsek vardı, yine yıllar önce..
Bu kez ?cafe? gördük, otoparklı, içeride sıcacık sobalı..
Aracımızı virajın ?dibine? park ettik, içeri girip içimizi ısıttık.
İşletmecisi Rizeli Kemal beyin sıcaklığı ayrı bir kalem..
Çay, sobanın üstünden hiç eksik olmadı, yenilendi durdu.
Acıktık; kahvaltıydı, köftesiydi, sucuğuydu, envai çeşit..
Sonra, ?sesleri? duyduk, camdan baktık ki, ?00? geliyor..
Yani ?yarış? var, giydik montları attık kendimizi yirmi adım öteye..
Aklıma ne geldi biliyor musunuz?
Ne eksiği vardı Teke?nin Monte Carlo?dan?
Tamam, ?yok artık? diyeceksiniz ama.. cafe?nin camından bakınca..
Karşımda virajın tepesinde muhteşem bir villa..
Geri planda köydeki evlerin modern yapı sülietleri..
Yağmurlu ve hafif puslu bir hava.
Ve yarış sevdalısı 25-30 insan..
Hadi diyelim ki, ?küçük Monte Carlo?..
Haksız mıyım? Sanmam..
Belki, o anki ruh halim öyle görmek istedi.
Ama Teke, Monte Carlo?dan faksızdı benim için.
*****
Açıkçası parkurdaki rekabet te eksik kalmadı..
Sözüm ona ?ulusal?ın bir ?alt?ı, yani; Tosfed Ralli Kupası..
56 Kayıt, 52 start! İnşallah, sezon boyu sürer..
Başarılı bir organizasyondu.. Darısı diğerlerinin başına..
Kaza oldu, beş dakika geçmeden yarış durdu..
Görevliler araç başındaydılar..
Çekici girdi araçları aldı, ambulans girdi ekipleri götürdü.
Bu arada, İsmet ve Damla Şakir?in kazası herkesi gerdi.
Araç kötüydü, Damla da ambulansla götürülmüştü.
Gözümüz etapta, kulağımız gelecek yeni bir haberdeydi.
Onları düşünürken, üst virajda Ümit Erdim yamaca patladı..
Bu kez 90?ları haberleştirmeye çalışırken..
Başka yerde başka spin, yoldan çıkma anonsları..
Yani, Rally 34 çok yordu bizleri de, ama değdi.
Yarışçılar gibi, seyirciler gibi, bizler de pas attık!
Üç ayak nasıl geçti anlaşılmadı. Zaman akıp gitti.
Yarış bittiğinde listeye baktım ki, kalan çok..
Kısa ama sprint, üstelik asfalt ve ıslak!
Bu dörtlü, yarışın renklerine renkler kattı.
Rally 34?ü bu formatta düşünen, uygulayan, emeği geçen herkese..
Yarışçı, seyirci, medya, ama asıl spor adına kucak dolusu teşekkürler.
Umarım, bu örnek, kupanın diğer yarışlarına da feyz olur.
Dileğim, Teke?nin, hatta Bozhane?nin ve Mahmet Şevket Paşa?nın..
Yani, onlar yıl önce kullandığımız efsane etapların yeniden koşulması.
Yeniden ve yeniden itienary?lerden eksik edilmemesi.
Onca etap üretildi, türetildi, Teke kadar keyif vermedi.
Bana mı öyle geliyor, yoksa..
Yıllar bana da mı hızla akıp gidiyor?

Son 50 haber

1 Yorum - “‘Kupa’sı bu ise, ‘ulusal’ı nasıl?”

  1. Nurican Hızır

    Çok lezzetli bir yazı, eskilere sürüklendik.

Yoruma kapalı

Go To Top
%d blogcu bunu beğendi: