Yüzde onbir oksijen!

Hayatın, ?tık? ettiği an!

Her şeyin, bir anda, ?hiç? bir şey olduğu..

Dünyevi dertlerin anlamsızlaştığı..

O ana kadar önemini yadsıyıp, üzerini tozlandırdığımız ?yapı?nın aslında bir ?cam hassaslığında? kırılganlaşabildiği..

Uzayıp ta gidebilecek dizelerin, ifadede dahi yetersiz kalabileceği o an..

?Yüzde onbir? orana düşüveren ?oksijen?in aslında her şey olduğunun gün yüzüne vurması, çaresizlikle karşı karşıya kalınma, etrafta koşturan insanları boş gözlerle izleme ve kontrolünü yitirme..

Bugün, günlük-haftalık programımı elimin tersiyle kapadım, kendimi Maltepe?nin sırtlarında beş yıldızlık siteleri kıskandıracak bir arazide konuşlanan sanatoryuma yönlendirdim.

Ben, dört gün önce duydum, ama O, 16 günü devirmiş meğer!

Biz, spor için laf ebelikleri yaparken, O, spor için -de- yıprattığı bedeninin kendisine çıkardığı faturayı incelemekle meşguldü..

O?nu, uzun gümüşî saçlarının yalpalandığı koşuşturmalarından, ?emrindeki? gönüllü ordusuna komutanlık taslarken sarf ettiği edalı cümlelerden ve son iki sezonda ise otorite adına giydiği asn gömleği ile yazdığı raporlarından yakinen tanıyoruz.

Kimden bahsettiğimi anladınız sanırım, Cahit Alkan?dan..

Ya da, hastane kayıtlarına geçtiği üzere ?Hüseyin Cahil Alkan?..

Herkesin, misafir geldiği bu dünyadan vakti zamanı geldiğinde ?bir sebeple? terk-i diyar edeceğini inkar eden var mıdır hala?

Ya bir kalp, ya bir hastalık.. Trafikte veya uçakta, doğal veya yapay afetlerde..

Ama mutlaka ?bir sebeple? tetiklenen bir ?tık?la, her şey bitiyor!

Düğme kapanıyor, elektrik sönüyor..

Allah uzun ve sağlıklı ömür versin, Cahit, ?sevgili asn?imiz, 90 değil, 90+2?den dönen biri..

Kalbi sağlam (mış), sporcu bünyeli (imiş), hepsi ?yalan?(mış)..

O?nu, sanatoryumun beyaz çarşafları arasında görmenin sebebi her ne olursa olsun, o, bir ?tık? anı!.. Ötesi yok.. ama Cahit şanslı, en azından bu kez!

?Yüzde 11? oksijenle yaşama bağlandığı anı, hayal meyal hatırlıyor ama..

?Bulsaydım o an bir oksijen tüpü, gelmezdim buraya? diyecek kadar da hoyratlığını sürdürebiliyor! Ne yaman çelişki..

***

Cahit, ASN müşahidi olarak gittiği son Bursa tırmanmada almış aslında ?koku?yu, yoklamış kendisini ?yorgunluk? kamuflajıyla, ?sinsi? şey..

Allah için, O?nun da bu işte payı ?yüzde binyüz!?

İnsan insanı bir ?yemekte?, bir ?yolda?, bir ?uykuda? tanır derler, ya..

Cahit?le bir ?Ankara dönüş hikayemiz? var, bu konuyla da ?damardan? bağlantılı..

Tırmanmadan dönüyor, ?hadi? dedi ?birleştirdik? yollarımızı..

Direksiyonda O, yanında ben.. Baştan pazarlık etmiştim; ?yol boyunca konuştururum seni? diye..

Sanki öyle dememişim de, tersi anlaşmışız gibi, çok konuşan ben, az konuşan O, yolculuk boyunca emin olun (her sohbette olduğu gibi) biz sporu kurtaramadık ama hayatımda içmediğim miktarda nikotin, damarlarıma kadar ulaştı!

Gece eve geldiğimde bizim kapı, Amerikan sınır kapısından farksızdı! Gecenin 12?sinin devrildiği saatte ve kapı eşiğinde, üstümde ne varsa soyunup kendimi banyona atarak, burun deliklerimi açmak için çok çabaladığımı hatırlarım, o derece..

Niye mi bunu anımsadım; çünkü, bunu hasta yatağında O?na anlattım, o 4 saatte bana zerk ettirdiği zehiri asıl damardan alan, almak ne kelime ?yutarcasına? davranan hoyrat Cahit, hayatının son yıllarında söndürdüğü belki birkaç bin adet sigaranın ciğerindeki yansımasıyla bugün gerçeği ?fark etti? (mi gerçekten acaba?)

?Haklısın? dedi, ?hata yaptık? dedi ama kahretsin ki bunlar ciğerindeki o ?kara lekeyi? yok saymaya yetmiyor!

Yanına girdiğimde, yüzü solgun, yatağında uzanan, beyni sorgulamalardan yorulmuş, hayli bitkin buldum O?nu..

Bir saatten fazla zaman sonra yanından çıkarken, yatakta oturan, eli yüzü kendine gelmiş, yanakları hafif (canlanmış anlamında) kızarık bir halde bırakıp, vedalaştım.

Çünkü, hasta ziyaretine gittiğimi unutmam, sadece bir çeyrek saatimi aldı.

Sonrasında başladık yine sporu, sporun sorunlarını, incir çekirdeğindekileri konuşmaya..

Konu konuyu açınca hasta Cahit gitti, bildik direktör-asn Cahit?in ta kendisi -ama biraz yorgunu- geldi karşıma..

?Hasta olma sendromu?, işin bir yarısı, diğer yarısı ise doktorlar.

Ki Cahit, ben ordayken yanımıza gelen doktor bayana ?dişleri? gösterir gibi olmadı da değil! Hani, az kalsa, ısıracak!

Ultrasona göndermişler, geçen günlerde, gittiği serviste ?kaydı ekranda olmadığı? için çekmemişler filmini.

Doktor hanım, ?hatadır olabilir, üstelemeyin? diyor, bizimki yataktan ?diş? gösteriyor.

Haklı mı haklı ama birader, elinde koz yok ki, ne diye blöfe kalkıyorsun?

Seni, onlar  kurtaracak bu illetten, ne kadarını becerebilirler ise..

Neyse, anlaştılar ama ?dişleri? bileyerek..

***

Üç hafta önce, eline koluna sahip olamama durumu çalıyor kapısını.

Tık?lanıyor nefesi, yetmiyor kolundaki, parmaklarındaki damarlara kadar oksijeni..

Dank ediyor kafasına, kalkıyorlar Taksim İlk Yardım?a gidiliyor.

Dahili olduğu Galatasaraylılar Mezunları?yla bağlantılı doktorlar karşılıyorlar kendisini..

O anları hayalen hatırlıyor, Cahit.. ?Birileri gidip gelip koşturdu? diyor ara sıra..

Çekiliyor filmler, yapılıyor tetkikler; ki, iş vahim ötesi!

?Yüzde 11 oksijenle kalakalmış?, sevgili müşahit Cahit!

?Benzin olmazsa araba gider mi?? dedi, ?bizimkisi de o durum? eklentisiyle..

?Oksijen olmadan lapa lapa döküldü kollar, parmaklar, beden..?

Bu, birinci tespit, arkası da var..

Üşütmüş (harbiden!) ve zatürre kapısını çalmış..

Bir de, sol ciğerin alt kısmında bir ?leke?, ki en endişelendireni!

Cimbomlu doktorlar, işin zatürre ve üşütme kısmını kısa sürede ve etkili bir biçimde ilaç-serum vs ile giderdikten sonra, Cahit?e anladığı dilden bir ?yol notu? yaparak göndermişler Sanatoryuma..

?Özelden farkı yok burasının, iki gün geç çıkarsın ama emin ol, özelde de aynı şeyler yapılacak, en azından özelin burunlarını çekmezsin? diye tembihlemeyi de unutmadan..

Cahit, dünya tatlısı bir insan. Sohbeti dobra, kendi gibi. Hayatı dolu, yağmur misali..

Ama ?olmaya? cihanda bir nefes kadar, bir de ?şemsiyesiz? yakalanması bu duruma, işin diğer bir açmazı.

?Sosyal güvenlik? denen şemsiyenin, ?tık?tan önceki önemsizliği, ?tık?tan sonra sırılsıklama döndürüyor insanı.

Kalıveriyor dımdızlak orta yerde..

Var bir sıkıntı, ama yok bir ?şemsiye?!

Emeğini esirgemeden sarf ettiği sporun federasyonu, el üstünde tuttuğu sarı kırmızılı camiadan dostları ve mahallelileri, oluyorlar kendisine dev bir şemsiye!

Yatıyor Sanatoryumda 16 gündür, belki birkaç günü dahası olacak..

Sonrası, bugün eline gelecek olan kritik bir rapora göre ?şekillenecek!

Ya dokunmayacaklar veya bir bıçak darbesi ile alacaklar o her ne ise ?şey?i..

Sanatoryumun ?araç parkı?, WRC?nin de gazını yiyen Cahit?in ciğerine yapışanın ne olduğunu çözümleyemediği için, özel bir klinikte, dünya pahalısı bir alette, ciğerdeki o ?ciğersiz? parçanın adını koymaya çalışacaklardı.

Düne kadar, dillendirilemeyen ?kanser? vaka?sı, sanki küme düşecek gibi (inşallah) konuşuyordu, bugün..

Ne olduğunu göstermemiş hınzır ‘şey’, doktorlara..

Yol notunu şaşırıp ta ciğere saplandığı kesin de, ?iyi? mi, ?kötü? mü? Bunun adı konacaktı.

İnşallah, ?iyi? huyludur huysuz, her ne ise!

Kendisine demiş ki doktorlar, ?çok şanslısın, çok ideal bir yerde?, ?alması kolay, üstelik ciğerde yüzde 10 kayıplık bir parça?, yani, eğer ?iyi? huylu ise her neyse, alınırsa inşallah, yine tırmanacak dağda bayırda..

Senaryonun kötüsüne yakışmıyor çünkü dağ gibi yapısı, sporcu vücudu, yüreği ve azmi ile, bunu da devirecek şekil bir duruşu var, Allah bozmasın!

İlk dakikalardaydı, ?nasıl?ı anlatırken, ?biliyor musun?? dedi, ?elli yıldır hastaneye düşmeyen biriyim!?

O an benim ?hass..? çekişim oldu sanırım, ?bu mu tesellin; biliyor musun ki her ilk, çoğu kez son ile bitiyor? deyiverdim. Onca yıldır hastane kapısından geçmemiş olmakla, bonus birikmiyor! Geldi mi vakit, ?hadi? diyorlar.. Yanında yatan Erzurumlu amca, altı ayda bir müdavimi olmuş, gelip gidiyor! Yani, her ?ilk? ne ?ilk?dir, ne de ?son?dur.. Ne olduğunu yaradan bilir, gerisi yalandır.

Şunu gördüm ki sanatoryum adındaki devasa yapının içinde, binlerce, ama binlerce dermansız beden şifa arıyor..

?Ciğer? için beş para etmez diyenlere ithaf olunur, ciğer, aslında ?altın? ötesi bir değer!

Hele bir kaybet, bak nasıl düşüyor kalibren.. Allah düşürmesin..

Umarım, ve duacısıyım, tez elden kalkar ayağa, kurtulur o şeyden, her ne şey ise, yine dalgalanır o saçlar, nice erc, wrc, trş?de..

Hiç, generalsiz asker olur mu?

Allah, sağlık ve sıhhat derdine düşürmesin kimseleri, ihtiyacı olan herkese de bol kepçeden tattırsın inşallah.

Aydın Hoşgör, 12.02.2011, 00.45

Son 50 haber

1 Yorum - “Yüzde onbir oksijen!”

  1. taner canbolat

    Abi çok güzel bir yazı (içeriği değil tabi, kaleme alınışı), eline sağlık. Cahit Abime de çok çok geçmiş olsun diyorum, yakında parkurlarda görüşmek üzere..

Yoruma kapalı

Go To Top
%d blogcu bunu beğendi: