Takım ruhu!

Doğu Avrupa Baja Şampiyonası’nın, Sırbistan ayağı ertelendikten sonra ilk yarışı haline gelen Rally Greece Offroad yarışındaydık. Türkiye Ralli Raid Takımı olarak daha önce şahit olmadığım bir ruh ile vücut bulduk Yunanistan’da. Hazırlıklarımızı tamamlayıp İpsala’ya doğru yola çıktık. Yeni pilotum Eylem Tekin ile oldukça keyifli bir seyahat ardından gümrükte bolca beklemeli bir süre geçirdikten sonra artık Yunanistan’daydık. Kastorias isimli muhteşem bir kasabada gerçekleşiyordu yarış. Dağların arasında büyüleyici bir göl, her yemyeşil… Yeşil denizinin kıyılarında yer yer gelincikler adeta utangaç mücevherler gibi dalgalanıyordu kırmızının en güzel formunda. Sanırım en güzel zamanında oradaydık.

Servis alanına vardık ve araçlarımızı römorklardan indirdik, kuruluma başladık. İyi niyet göstergesi olarak bize ön teknik kontrol yaptılar. Eğer bir sıkıntı varsa, ertesi gün gerçekleşecek olan teknik kontrolden önce bunları tamamlamamız için bize zaman tanıyorlardı. Organizatörler gerçekten bu işten keyif alan, bu işe gönül vermiş kişiler. Hedeflerinin; herkesin güvenli ve keyifli bir yarışta sağlıklı rekabet ile yarışmayı tamamlamaları ve iyi anılarla dönülmesi olduğu aşikardı. Teknik kontrol ardından notlarımızı alıp muhteşem bir takım ruhu ile ertesi gün gerçekleşecek olan sıralama turundan önce araçlarımızın hazır olması için yardımlaşarak notlarımızı tamamlamaya başladık. O an biraz stresli olabiliyor tabii fakat şimdi düşündüğümde gerçekten çok güzel anılara dönüşmüş.

Akşam Yunan mutfağının tadına varmak için göl kenarında tatlı bir tavernaya gittik takım olarak. Aynı zamanda Ali Saim Tekin’in doğum gününü de kutlayacaktık. İlk kez gidecekler için; porsiyonları gerçekten çok büyük – paylaşmazsanız mide fesadı geçirebilirsiniz. Hele diğer mezeler ve salataları da düşünürseniz… Tahmin edeceğiniz üzere pek farklı yemekler yok. Zaten bu yüzden evimden çok uzakta hissedemedim kendimi. Hem takım arkadaşlarım hem Yunanların bize gerçekten çok benzemesi sebebiyle sanki başka bir şehirdeymişim gibi hissettim en fazla. Sadece daha medeni, çok daha yeşil ve sessiz bir şehir. Bütün koordinasyon, takım direktörümüz olan Osman Lav’da idi. Kaldığımız konuk evi harika bir manzaraya sahip şirin bir yerdi, yemekten sonra Osman Abi bize ertesi günün planlamasını aktardı ve yoldan, koşturmadan, uykusuzluktan fazlasıyla yorgun bünyelerimizi yataklara emanet ettik.

Harika bir kahvaltı ile güne başlayıp hemen servis alanına geçtik. İdari kontrol, teknik kontrol işlemlerini tamamlayıp sıralama turu için hazırlıklarımızı tamamlayıp sıramızı beklemeye başladık. Bizim branşta Türkiye’de henüz vücut bulamamış bir özenle kontroller gerçekleşiyor. Giydiğiniz çoraba kadar kontrolden geçiyorsunuz. Bizde bu şekilde sıkı bir denetim tabii ki mümkün fakat gerek fiyatlar gerekse yarışmacıların hevesini kırmamak adına belli bir ayarda süreçlerin yürütüldüğünün farkındayım fakat bir noktada buna dönmesi gerekli sürecin. Sonuçta tamamen bizim güvenliğimiz için belirlenen noktalar bunlar…

Saatimiz geldiğinde karnemizi alıp etap startına doğru yol almaya başladık. Geçen sene yaşadığım sakatlıktan ötürü sezonu çok erken kapatmıştım, şimdi yeni pilotumla ilk startımıza doğru yol alıyorduk ve gerçekten sağ koltukta kendimi evimde hissediyordum. Çok özlemişim… Startı aldığımız gibi bütün dünya kayboldu ve gerçek olan tek şey önümüzdeki yol ve yol notundaki bir sonraki kareydi. Rot ayarında yaşadığımız bir sıkıntıdan ötürü sıralama turunda istediğimiz performansı gösteremedik. Servisimize aracımızla ilgili listeyi teslim edip ertesi gün için daha iyisini yapma hedefiyle günü kapattık.

Akşam otelde Osman Abi’nin verdiği brifing ardından odalarımıza çekildik. Sabah organize bir şekilde servis alanına gidip hazırlıklarımızı tamamladık ve startı beklemeye başladık. Saatimiz gelince yine alternatif bir gerçekliğe giriş yaptık, 108 km.’lik 1. Etap gerçekten çok keyifliydi. Yol notları çok iyiydi. Etapta güvenlik gerçekten çok iyi organize edilmişti. Sıralama turunun acısını çıkartırcasına gazlayan Eylem daha ilk dakikalarda tecrübeli bir ekibi geçti. Yeni Suzuki Jimny’i ilk defa yarışlarda görüyordum. Fakat asfalta hız sınırı bölgesine girdiğimizde aracımız gaz yememeye başlamıştı.

Hız sınırı bittikten sonra gazı köklediğimizde açılacağına inanıyordum fakat giderek daha kötü bir hal almaya başladı. Buna rağmen sıradaki aracın tozuna girdik, onu da tam yakalamak üzereyken aracımızın altından çirkin sesler gelmeye başladı, ön şaftımız kırılmıştı… Etabı bitirmek zorundaydık, aksi takdirde gün bitene kadar çekici beklemek zorunda kalacaktık. Bu noktada artık tek odağımızı etabı bitirip finişte çekiciyle servise dönmekti. Eylem gayet iyi bir pilotajla aracı 102. Km’ye kadar getirdi ama artık aracımız yürümüyordu. Gerekli bildirimleri yapıp etabın bitmesini beklemeye başladık. Bütün arabalar geçtikten sonra Ali Saim Tekin belirdi, gerçekten çok sevinmiştim çünkü finişe gitmek için rescue beklememize gerek kalmamıştı. Onlar da iki kere lastik patlatmışlar, stepnemizi onlara taktık. Kayış bağlayıp finişe doğru yola çıktık.

Yola devam edip servis alanına kadar bu şekilde ilerledik. Servise vardığımızda açıkçası yarışımızın bittiğinin farkındaydım fakat her zaman arkada bir yerde duran o umut cümlemi bitirmeme izin vermiyordu. Arıza tespitinin ardından çevredeki ekiplerden şaft aradık fakat bulamadık. Zaten ciddi bir elektrik arızası olduğu ve tespit edilemediği için daha fazla çaba sarf etmedik. Saim Abi kendi aracından parçalar söktürüp bizim araca taktırdı, gerçekten denenebilecek her şey denendi fakat fayda etmedi. İsrafil Akyüz kendi de sabah kalkıp yarışacak olmasına rağmen muhteşem bir fedakarlıkla geç saatlere kadar elinden ne geliyorsa yardım etti. Bu noktada yarışı bırakmak tabii ki üzücüydü fakat bu ruha şahit olmak, o bütünün bir parçası olmak gerçekten çok farklı bir his. Önceden gerçekten yıkıcı bir durumdu benim için, onca emeğin, zamanın, paranın boşa gittiğini düşünürdüm. Fakat bu sefer herhalde bu durumu yeterince tecrübe etmemden ötürü tatlı bir kabullenişle gelen sakinlik vardı. Ne yaparsanız yapın, kontrolünüzde olmayan şeyler her zaman olacaktır. Sonuç ne olursa olsun her zaman geriye kalacak olan edinilen dersler ve güzel anılar olmalı.

Kalan günlerimizi takım arkadaşlarımıza yardım ederek geçirdik. Gerek mekanik olduk, gerek alışveriş yaptık. Elimizden ne geliyorsa paylaştık. Akşamına İstanbul’dan Ahmet Tinkır ve Ali Günpay bizi ziyarete geldi. Olumsuzluklara rağmen mutlaka sevinecek bir nokta buluyor insan isterse. Pilotum Eylem Tekin’e, bu güzel takımın mensuplarına teşekkür ederim. Kıymetli başarılarından, emeklerinden ötürü hepsini can-ı gönülden tebrik ederim. Bize destek veren başta Tosfed olmak üzere tüm kurum ve kişilere, yarış boyunca iyi dileklerini gönderen herkese teşekkür ederim. Camiamızda sportmenlik anlamında örnek teşkil etmesini umduğum bu oluşumda yer almak gerçekten çok gurur verici. Şimdi sıradaki yarışımız, bir günde 555 km koşacağımız Baja Romania.

-“Yassas!” (Yunanca: Sağlığınıza) | 4 Haziran 2022 : 15.50

Son 100 haber

Yorum yaz

Go To Top
%d blogcu bunu beğendi: