Kenan Başkan’ın ardından..

28 Kasım 2020, Cuma. Saat, 22.46.

Telefonum çaldı, elimdeydi, hemen açtım.

Tanıdık bir ses, ‘Başkan’ Murat Taşlıdağ..

Ama ağlamakla bir ses tonuyla konuşurken,

Kelimeleri sarf ederken dahi zorlanıyordu.

“Abimi kaybettik” dedi, kalakaldı.

Başsağlığı diledim, kapatmadan,

Ajansta anons etmek için izin aldım.

*****

Taşlıdağ’lar ‘Başkan’ olarak biliniyor.

Murat, Anatolia Kulüp Başkanı idi, bıraktı.

Abisi Kenan ise İstanbul Galericiler Odası başkanı.

Geniş bir camiaya baş olmak hiç kolay değil.

Geleni gideni, görüşmeye geleni gerekeni çok.

Sorunlar dağ gibi, beklentiler ise yüksek.

Fakat, bu illet, yoğun tempo dinlemiyor.

Murat’ın son yazısı çok okundu, tıklandı.

Haberi aldığı anda nasıl yola koyulduğunu,

Ruh halini satırlara maharetle dökmüştü.

Dün, öğle vakti, sağ olsun kırmadı, Başkan’la beraberdik.

Hasbel giderdik, dertleştik, dergi son sayısını elden verdim.

Birlikte bir şeyler atıştırmak istiyordum.

Allah var, Bodrum’da elimi sıcaktan soğuğa sokturmadı.

Ben de fırsat bilip, İstanbul’da ev sahipliği yapmak istedim.

Fakat hesaplayamadığım, salgının yansımalarıydı.

Hangi dükkana girsek, ‘al-git’ tadında hizmet vardı.

Oturup bir yerde iki lokma yiyemedik, içemedik.

Ayıptır söylemesi, aldık ekmek arası balıkları, indik sahile.

Bostancı’da bir parkta, banklarda atıştırdık mecburen.

*****

Fakat hiç dert etmedi, Murat, aksine mutlu hissettim.

Doktorlardan, abisi ile ilgili iyi haberler almıştı, paylaşıyordu.

Bana anlattıklarını, o anlarda telefonla arayanlara da aktardı.

Abisinin durumunda iyiye gidiş alametleri vardı.

Doktorlar, makinalara olan bağımlılığı yüzde 50 azaltmışlardı.

İki üç gün daha uyutup, uyandıracaklarını söylemişlerdi.

İnşallah bu illetten yakasını kurtaracağını düşünüyordu.

Murat’ı İstanbul’daki diğer görüşmelerine uğurladım.

Eve döndüm, O’nun adına ve görüştüğümüze sevinmiştim.

Akşam üzeri, kısa bir konuda telefonla da görüştük.

Herhangi ters bir durum yoktu.

Fakat, gece yarısı telefonu çaldırınca, açmam ani oldu.

Beklemediğim şekilde ağlamaklı halde haberi verdiğinde,

Oturduğum yerde kalakaldım.

Çok değil, dört-beş saat öncesi neydi, ne oldu?

Murat, dergideki yine son yazısında yakarıyordu;

“Çember daraldı” dikkat edin derken.

Şaka yapmıyordu, acısını bizzat yaşadı.

*****

Babasını ve annesini kaybettikten sonra,

Tası tarağı toplayıp İstanbul’u terk etmişti.

Bodrum’da ilk yılında da kayın validesini..

Bodrum’daki henüz ikinci yılında abisini toprağa verdi.

‘Toprağa verdi’ demek rütun bir cümle fakat,

İnsan sevdiğini toprağa dahi hak’kıyla veremedikten sonra..

Yaşanan zamanın ne kıymeti harbiyesi var ki?

Kenan Başkan’a Allah’tan gani gani rahmet,

Kardeşi Başkan Murat’a, ailesine, sevdiklerine, camiasına,

Sabırlar dilemekten başka elden ne yazık ki bir şey gelemiyor.

Ama rabbim, eğer ki sağlık verirse, sizler, bizler, elbet bir şeyler yapabiliriz.

Önce kendimizi, sevdiklerimizi, etrafımızdaki insanları korumak adına,

‘Maske, temizlik, mesafe’ üçlüsüne daha sıkı sarılabiliriz.

Yoksa, bu illet musubetin hakikaten şakası hiç yok.

Hele Allah göstermesin ama insanı sevdiği ile tartınca yıkımın etkisi artıyor.

Siz siz olun, ‘MTM’ üçlüsüne sıkı sıkı sarılın.

Ki, yarınlarda sağlıklı günleri görebilme şansını yitirmeyelim.

Kalın sağlıcakla.

29 Kasım 2020 : 14.00

Son 50 haber

Yorum yaz

Go To Top
%d blogcu bunu beğendi: