İskender Aruoba; “Demir, ‘devam’ değil!”

Türk Otomobil Sporlar’nın önemli isimlerinden biri olan İskenderAruoba, Ralli Ajansı’nda önceki gün yayımlanan ‘Devam’dan yan değilim’ başlıkla yazıyla ilgili görüşlerini açıkladı. Londra-Sydney maratonu gibi dünya çapında yarışlarda bayrağımızı başarıyla temsil eden takımın üyesi olan, sporculuk kariyerini sonlandırdıktan sonra da yaptığı yöneticiliklerde en son Opel Performans Takımı’nı kurup uzun yıllar yöneten İskender Aruoba, Opel takımı parkurlardan çekildikten sonra spordan elini ayağını çekip Bodrum’a yerleşti ve balık çiftliği kurdu. Federasyonun önceki genel kurullarında Başkanlığa adaylığını koyarak sahip olduğu bilgi birikimi ve tecrübesini yine spora aktarmak isteyen Aruoba, Tahincioğlu’nu seçimde geçemedi. İskender Aruoba’nın, gönderdiği yanıt, genel kurula sayılı günler kala farklı bir pencere açıyor. Aruoba’nın görüşleri aynen şöyle;

“Sevgili Dostum Aydın; Beni tanımayanlar olabilir; Kısaca kendimi Türk Otomobil sporunun her evresinde ‘ülkedeki’ en uzun soluklu hizmeti vermiş kişi olarak tanıtabilirim. Sen bu sporda emeğini en çok alkışladığım insanların başında gelirsin.

Sen ve Can (Ünlü) olmasa idi (aynı işi yapan diğer arkadaşlarımdan özür dilerim; aklıma bu ikisi geliyor!) Sporumuzu duyuracak kimse kalmayabilirdi. Her ikinizin de ne sıkıntılar ile işinizi yapmaya çalıştığınızıen yakından bilen biriyim. Ancak; bu her söylediğinin doğru olduğunu kabullenirim manasına alınmamalı.

Başkanlık seçimi konusunda yazdığın ?Devamından yana değilim? manşetli yazını beğenmedim. Yazı içinde önce ‘tarafsızım’ diyorsun; ancak sonra Demir?in ‘Mümtaz?ın devamı’ olduğunu ima ederek ‘Satvet?ten yana olduğunu?’ifade ediyorsun. Bu noktadan hareket ile Ercan?a da layik olmadığı göndermelerde bulunuyorsun.

Hiç kimse Mümtaz?dan benim kadar müşteki olmasın. Radikal?de konu ile ilgili yazdığım yazılarda Mümtaz?ın otomobil sporumuza hiç kimsenin yapamadığı kadar zarar verdiğini defalarca; dedikodu olarak değil, sebep, yer, zaman ve kişi gösterek yazdım. Hatta bir defasında (nasıl cesaret buldu ise!!) beni telefon ile tehdit bile etti!.

Kişisel gayretler ile ülkede yetişen en hızlı pist pilotu olan Cemil Çıpa?yı Uluslarası arenada destekledim; benim gayretlerim ile Cemil Avrupa üçüncüsü oldu. Çok daha ileri giderdi; gittim Mümtaz?a yalvardım; önce “tamam” deyip arkamdan fırıldak çevirdi. Bugün Cemil, Tosfed tarafından desteklense idi, F1 Türkiye?den gitmeyebilirdi.

2002 seçimlerinde Mümtaza karşı Mustafa?yı destekledim; sahte bir takım davranışlar ve nasıl olduğunu bilmediğim ?usuller? ile kendini seçtirdi. Daha sonra 2005?de bu defa ben doğrudan aday oldum; Çünkü bu adamın durdurulması gerektiğini net olarak görebiliyordum.

Üçüncü bir aday çıktı; Mümtaz ?bu şahıs İktidarın adayı?mavalı ile yine kendini seçtirdi. O dönemde en yakınlarıma bile büyük bir hata yaptıklarını anlatamadım. Sakın Satvet kusura bakmasın; bugün savcılığa verdiği Mümtaz?ı o gün kendisi seçtirdi.

Benim savım, sporun Kulüpler ile beraber yönetilmesi idi. Merak eden o tarihte hazırladığım www.iskenderaruoba.com adresinde neler söylediğimi hala okuyabilir. Mümtaz ise kısaca ?Kulüplerle filan çalışmam; Bugüne kadar ne yaptı isem aynısını yapacağım!!? dedi.

Satvet?de bu sözleri kabullenip, 30 yıllık arkadaşı olan beni desteklemedi; gitti Mümtaz?ı seçtirdi ve yıllarca beraber çalıştı. Sonra ne oldu; ne paylaşılamadı da kavga çıktı, onu da anlayabilmiş değildim.

Bu yazı çerçevesinde herhalde hiç kimse Mümtaz?dan hele hele ?devamından? yana olduğumu iddia edemez. Ancak sana katılmıyorum, sevgili dostum Aydın; Demir; Mümtaz?ın devamı filan değildir. Olamaz; olmayı risk edemez. Demir, otomobil sporunu ve genelde ?yönetim? felsefesini Mümtaz?dan 10 defa daha iyi bilir. Malum; Mümtaz ?iş adamıdır!? sporcu, yönetici filan değildir; hiç bir zaman da olmamıştır. Derdi kendisine ?sosyal statü? yaratmaktır.

Satvet?in ?altın takımından? bahsediyorsun.. Onların hepsi benim de, bizlerinde ?altın? arkadaşlarım. Aralarında hiç kimseye değişmeyeceğim isimler var, Ancak, unutma bu ?altınlara? Ercan Kazaz?da dahildir. Benim Opel?i yönettiğim dönemde Ercan (Nissan’ı temsilen) en önemli rakibimdi ve tatlı tatsız hatıralarımız oldu; Ancak hepsi ?spor? kuralları içinde idi.

Ercan’a haksızlık etmemen gerekir. Gerek eski sporcu gerekse Uluslararası bir ?kişilik? olarak Ercan?ın Tosfed?e çok şey katacağına eminim. Ercan?ın Başkanlığı düşündüğünü ben ve yakın gördüğü bir takım insanlar çoktandır biliyor. Seçilemeyeceğini anlayınca, Yönetim Kurulu üyesi olarak hizmete talip olması çok sportmen ve asil bir davranış. Yalçın içinde aynı sözleri söylemek isterdim. Kendisine -bir ağabey olarak- telefon edip birisine katılmasını tavsiye ettim; Ancak kendisi istemedi.

Bu iki genç yönetici de otomobil sporuna sadece fayda getirirler. Keşke Yalçın da seçilebilse idi. Yazdığı yazıda aday olmak için ?imza? bulamadığını söylüyor; zimnen Demir?i ?gereğinden çok imza almak? ile suçluyor? Demir ne yapsın? Kuralları O mu koydu? Seçime giren bir aday olarak seçilmek için -kurallar çerçevesinde- her şeyi yapması çok normal bir hak; hatta görev değil mi?

Öte yandan, sen de ?Yönetim Kurulunu açıklamadığı? için Demir?i suçluyorsun; Satvet ?altın takımını açıklıyor; sen niye açıklamıyorsun?? demişsin. Böyle bir şart mı var?; Satvet, seçilmesinde faydalı olacağını düşünüp açıklar; Demir?in politikası açıklamamak olabilir. Bu konular tamamen kişisel değerlendirmedir.

Ben de adaylığım esnasında yönetim kurulu ?isimleri? açıklamamış, ancak ?yönetici koltuklarını? yani klüplerden şu kadar, sporculardan bu kadar, takımlardan şu kadar vs. diye açıklamıştım; ?kim? olacak değil, ?hangi görevli ya da temsilci? olmalı demiştim.

Sen ?basın mensubusun!? lütfen taraf olma; bırak delegeler ?ahbap çavuş? ilişkileri ile değil; İş yapacağına inandığı, kendisine güven veren adaya oy versinler. Ne sen, ne de ben, aday değiliz. Onun için taraf tutmamamız gerek! Yok, eğer bir iddiada bulunuyor isek; o zaman bunu ?elle tutulur, gözle görülür? sebeplere bağlamamız gerek.

Sorun; başka konularda da olduğu gibi, Devlet?in bilmediği konularda kural koyup işleri karıştırmasından ibaret. Bana sorsalar; yönetime girmek isteyenler arasından (mesela) 9 kişilik bir yönetim kurulu seçer; yapacakları ilk toplantıda kendi başkanlarını seçmelerini isterdim. Ancak; ?tek adam?, ?başbuğ? anlayışından kurtulamadığımız için bu ?batı? sistemini uygulayamıyoruz.

Kim seçilirse seçilsin; Mümtaz döneminden çok daha iyi olacağını biliyorum; benim keyfim bu manada yerinde!..

 

Son 50 haber

Yoruma kapalı

Go To Top
%d blogcu bunu beğendi: