Transfer ücreti ile uçak aldı

Türk Otomobil Sporları’nın yakın tarihinde önemli bir yere sahip olan Ateş Hanibu, dürüst bir ortamda, bileğinin hakkıyla, amatör ruhla yapıp her şeyi ortaya koyabileceği, zevk alabileceği bir ortam olursa yeniden yarışabileceğini söyledi. Türkiye’nin ilk ve tek havacılık eğitim okulu Bonair’in ortaklarından olan Hanibu, motor sporları tarihinde transfer bedeli ile kendisine uçak almasıyla ünlü. Hanibu, motor sporlarının dünü ile bugününü ralliajansı’na değerlendirdi.
(İlk yayın; 16 Ocak 2005 : Ralli Ajansı,)

-15 yıl aradan sonra seni yeniden parkurlarda gördük..

Evet, aşağı yukarı 15 yıl..

-Bir anlamda ‘kaşınıyorsun’?

Doğrudur.

-Önümüzdeki sezon yarışabileceğini söylemiştin. Bu konudaki niyetin ciddi mi?

Kerem Üstünkaya’ya manevi destek vermek için parkura çıkmıştım. Kurtlarımın kaşındı ve bir iki yarışına destek için gittim. Bu tabii insanın isteğini depreştiriyor.

-15 yıl sonra mı tekrar parkura ayak bastın ?

Evet, hiç aklımdan çıkmadı..  ama 15 yıl hiç uğramadım!

-Neden bu kadar uzun bir süre hiç uğramadın?

Biliyorsun, bu iş hastalık! Bu işi sevmeden yapamazsın, sevip de uzak kalmazsan mutlaka tekrar bulaşırsın.. Tekrar bulaşmak istemediğim için, uzak kaldım. Çünkü hırslı bir insanım, zaten tanıyorsunuz beni.. Hırslı olduğum için, eğer uzak kalmasaydım tekrar başlayacaktım. Oysa yeniden başlamam mantıklı değildi, çünkü işlerim çok yoğundu. İşim de zaten oldukça zevkli ve heyecanlı. Üstelik daha çok maddi imkanları olan ve daha çok zevk veren bir konu. Çünkü, yarıştığın zaman, yılda 6-7 defa, bilemedin 10 defa yarışıyorsun ama her gün uçabiliyorsun! Tabii her gün uçabilmek daha büyük bir zevk.. Bu zevk mi, heyecan mı bunları artık nasıl değerlendirirseniz değerlendirin..

-15 Yıl aradan sonra yeni nesil ralli otomobillerini nasıl buldun?

Öncelikle, mahalli yarışlara gittiğimi belirteyim. Yine de çok heyecanlıydı Heyecanlı olmasının sebebi de, insanların içerisindeki çok büyük bir amatör ruh ve en önemlisi 3-5 araba değil, 20-30 araba vardı.. Hatırlarsan, bizim zamanımızda 10 araba yoktu!

-İstanbul Rallisi’nde 50’nin üzerine kayıt vardı..

49-50 olabilir ama ben en fazla 20-30 arabayı takip ediyordum. Biz, yani Kerem, yarışı bitiriyordu, 1 saat sonra en son araba geliyordu. Bu korkunç bir rakam!

-EVO’nun koltuğuna hiç bindin mi?

Hayır! Hiç birisine de binmek de istemiyorum şu anda..

-Teklif gelmedi mi?

Teklif geldi, Kerem’den. Ama  binersem bir daha inemeyeceğimi biliyorum. Ona hazır olduğum anda alt yapım aslında hazır fakat ortaklarım yarışmamı istemiyor, çünkü işlerim çok yoğun ve gittikçe de büyüyen bir trend var. Benim de işi devredebileceğim insanlar daha yeni yeni yetişiyor. Dolayısıyla belki emeklilik zamanında, Oğuz ağabeyimizin yarıştığı gibi, belki biz de yarışabiliriz..

-Veteran veya historic rallici gibi mi?

Hayır, yine normal yarışmak! Ama biraz daha keyif için. Hırstan kopuk ama hırslı bir insan olduğum için, hep başa koşmak hırsımız var bu da tabi yaş ile de değişmiyor!

-15 yıl önceye dönersek, ne oldu da Ateş, parkurlara keskin bir şekilde veda etti?

Ali Bacıoğlu yüzünden! Ali Bacıoğlu, Peugeot-Camel Team’in başındaydı ve ben de Pugeot-Camel Team pilotu olarak yarışıyordum. İzmir pist yarışında, ben Ali Bacıoğlu’nu geçtim. O, kendisini geçmemi hazmedemedi. Takım talimatı olarak O’nun kazanması ve benim önümde bitirmesi gerekiyordu. Bana talimat verdiler, ‘geride kal’ diye.. Ben de finişe 1 m kala bekledim ki beni geçsin diye! Bunu hazmedemedi ve beni Peugeot-Camel Team’den bir şekilde aforoz ettiler. Aforoz’un sebebi de şöyle oldu; Peugeot, dolayısı ile Murat Ercan idi benim sponsorum. Ben Ali’ye yol verdim diye, ana sponsorum Peugeot, arabayı altımdan aldı. ‘Bundan sonrası için kiralarsın’ dedi. Ben de Bacıoğlu’na ‘Bu, sizin team kararınızdı. Benden bu arabayı kiralamamı istiyorlar’ dediğimde, Ali Bacıoğlu, ‘o senin problemin kardeşim’ diye beni yalnız bıraktı.

-Kısaca, takım kararına uydun diye altından araban gitti öyle mi?

Altımdaki araba gitti ve ben dürüst bir işadamı olarak, kendim arabayı kiralayıp, son kalan yarışlarıma girdim. Camel adına girdim çünkü taahhüdüm vardı. Murat Ercan bana arabayı kiraladı, ondan sonra tamamen kendi paramla yarıştım ve taahhütlerimi bitirdim. Ardından da  ‘bu spor sizin olsun, siz dürüst insanlar değilsiniz, hadi bana eyvallah’ dedim. Çünkü yarışacağın insan seni geçebilir, senden mükemmel olabilir, senden daha iyi olabilir, daha şanslı olabilir ama saygı duyman gerekir! Saygı duyduğun bir insan senin rakibin olabilir. Rakip olan bir insana saygı duymuyorsan, o ortamda yarışmaman gerekir. Hangi ortam olursa olsun; bu otomobil sporu olur, başka bir spor olur veya iş hayatında olabilir! Kötü rakip seni geriye götürür, yani kendini yok edersin. Bu felsefe doğrultusunda, ben bir daha yarışmayacağım dedim. Hakikaten kendime göre sıfırdan gelip, başarılı bir 2-3 sene içinde Türkiye 3’ncü olabildim. Büyük bir hırs, çalışmanın ve doğruluğun eseriydi. Bu gün bana başarılısın deniyorsa, verdiğim sözlerin arkasında durmamdan dolayıdır.

-Başarılıydın, üçüncü sezonda Türkiye 3’ncüsü olmuştun. Başka bir çözüm yok muydu da böyle kesip gitme kararı aldın? Bu çok sert radikal bir karar değil miydi?

Doğru, çok önemli bir karardı ama o arada ben havacılığa başlamıştım. Daha doğrusu benim Camel Rally Team’den aldığım 50 bin dolarlık sponsorluk bedeli ile uçak aldım.

-İlk ciddi transfer paralarından biriydi bu..

Evet o zamanlar Türkiye de yoktu böyle bir paralar..

-Peki ne oldu da Ateş, böyle teklif ve o kadar transfer parası aldı?

Tahmin ediyorum iyi reklam yapıyordum. Adamlar beni sevmişlerdi bir şekilde, iyi reklam yapıyordum. Sadece birinci gelerek reklam yapmak zorunda değilsiniz..

-Coverich’in yüksek miydi?

Evet. Reklam yapmak önemliydi. Biliyorsunuz herkes 1’inciye para verseydi 2’nci olmazdı! Oysa reklam yapmak önemli. Siz sonuncu gelebilirsiniz ama bütün gazete sayfaları sizden bahsedebilir! Biz demek ki dürüst reklam yapıyorduk, adamlar da bizi sevmişlerdi!

-Bu ilk transfer parasıyla ne yaptın?

Gittim ilk uçağımı aldım..

-Demek ki o derece ciddi bir rakamdı o zaman için?

Evet aynen öyle! O uçak ile de havacılık hayatıma başladım ve sonunda da tamamen işim havacılık oldu. Bu arada gerçekten bu işi bırakmamın sebebi, o zaman ki entrikalardı yani biz bileğimizle kazanıyorduk, kazandıktan sonra kağıt üzerinde yarış kaybediyorduk..

-Etap zamanlarıyla mı oynanıyordu?

Zamanlarla oynanmamasını bırakın, etaplar iptal ediliyordu! Rahmetli Renç’in, Bursa’da sorun yaşadığı bir etapta, ki o etapta benim best-time’ım vardı ve ben 2’ncilikten 8’nciliğe düştüm. Sırf o etap boş yere iptal edildiği için, başkaları kazandı. Kimin kazandığını hatırlamıyorum, çok ta önemli değil kimin kazanıp kazanmadığı. Önemli olan bu tip entrikalardı. Allah rahmet eylesin; Renç, bu işin öncülerindendi. İşi çok iyi bilen bir insandı, çok saygı duyduğumuz, çok şey öğrendiğimiz insandı Renç, aynı zamanda bir ekoldü. O zamanki insanlar, bence, dürüst olmayan şeyler yaptılar..

-Devam etseydin, Ateş Hanibu, bugünün motor sporlarında nerelerde olurdu?

O’nu hiç bilemiyorum. Açıkçası hiç bir zaman düşünmedim de.. Yalnız ben çok hırslıyım.

– Geriye dönüp baktığında, aldığın kararların doğru olduğuna inanıyor musun?

Doğru olduğuna inanıyorum. Yalnız tabii bir yerde eksiklik var; ben zannediyordum ki sadece ralli dünyasında çarpık ilişkiler var; ralli dünyasında insanlar çok dedikodu yapıyor; ralli dünyasında her şey dedikoduyla dönüyor. Hep böyle zannediyordum ama bu gün biliyorum ki bütün dünya; en büyük petrol şirketlerinde, en büyük holdinglerde bile dedikodu var havacılık ta da var, her yerde var. O zamanlar çok gençtim.

-Kısaca, insan ilişkilerinin olduğu her yerde bu sorun var..

Kesinlikle o zaman çok gençtim; yani zaman zaman entrikalara karşı isyan ettim. Oysa bugün F1’de de entrikalar var. F1’de de büyük paralar olduğu için büyük şeyler var. Gerçekten dürüst bir ortamda, bileğinin hakkıyla, amatör ruhla yapıp her şeyi ortaya koyabileceğim, zevk alabileceğim bir ortam olursa mutlaka yarışırım tekrar.

-15 yıl boyunca gönlün ayağın hiç gitmedi mi?

Yurt dışında çok gittim. Yurt içinde değil ama yurt dışında yarışları takip ettim; bir sürü rallilere seyirci olarak gittim. Havacılıktaki müşterilerimden bir çoğu F1’leri takip ediyor. Bir çok F1 yarışını bilfiil seyredebilme şansı buldum.

11 Nisan 2020 : 13.00

Son 100 haber

Yoruma kapalı

Go To Top
%d blogcu bunu beğendi: