Otorite…

LOGO-NHIZIR-2502011 Kasım’ından beri yarış camiamızda bir tuhaflıktır gidiyor, bilmem farkında mısınız?..

Yukarıdaki tarihte Hitit Rallisi Antalya’da yapıldı, biliyorsunuz.

Yarışı birinci bitirene ne kupası verildi, ne titri…

Nedeni de açıklanmadı… Olay meçhul kaldı…

Federasyon’dan da açıklama gelmeyince, konu unutuldu gitti.

Ertesi yıl, aynı sporcu, aynı şartlarda yarıştı. Türkiye Ralli Şampiyonu ilan edildi?..

Ardından, dönemin Federasyon’u yolsuzlukla suçlandı.

Kurum incelemeye alındı.

Tahkik neticesi merakla beklenirken seçim sürecine girildi.

Devalüe olmasına rağmen eski kadrolar seçimi kazandı, ama Başkan gitti!..

Akabinde, eski kadroları bu güne taşıyan isim ansızın firar edercesine ayrıldı.

Ardından, İstanbul Park ihaleye çıktı.

İkinci sıradaki talip şartları yerine getirip pisti aldı.

Ama pistte henüz bir aktivite bile yapılmadan bol bol spekülasyonu yapıldı!..

Start tak’ını yıktı diye, İzmir’li bir sporcu yarışlardan men edildi…

Bir ay geçmeden, aynı sporcu iade-i itibar ile ilk yarışta start aldı!..

Toplantı yapıp, ”Kuralları kesinlikle uygulayacağız” diyen yöneticiler;

İlk kural ihlallerini kendileri yaptılar…

Bu olayları üst üste koyup da normâl karşılamak mümkün mü?

Bir holding çalışanı olsanız ve bu kusurlardan birini işleseniz sizi kapıya koyarlar.

Ama bizde henüz tık bile yok?.. Neden mi?..

Otorite boşluğundan.

Gelinen nokta, bizi ister istemez ”Otorite” başlığı altında topladı.

Bu başlığın altına sığan ”Üç grup” var.

Birinci Grup; Otorite olmasın, diyenler.

İkinci Grup; Otorite olsun, diyenler.

Üçüncü Grup; Ben işimi yürüteyim, bana ne, diyenler…

Bu Grupların tanımlamasına yapalım mı?.. İster misiniz?.. OK.

Birinci Grup, otorite olmasın diyenler, otomobil hobilerini her ne olursa olsun sürdürmeye çalışan azimli varlıklardır…

Bu gün direksiyonda, yarın yönetimde, öbür gün gözetmen olarak görmeniz olası kişilerdir…

Kopmayı, küsmeyi akıllarından bile geçirmezler.

İkinci Grup, otorite olsun diyenler, sevdikleri sporu kaide ve kurallar çerçevesinde yapmaya alışık olan kişilerdir.

İş hayatları da kurallar içinde geçtiğinden, bunu beklerler.

Zaten onlar için normal olan da budur.

Üçüncü Grup, ben işimi yürüteyim, bana ne diyenler ise motorsporlarında kendine bir yön çizmiş, o yönde gitme arzusu taşıyan kişilerdir.

Kendi hedefleri doğrultusunda ilerlerken, oluşan olayları önemsemezler.

Sadece hedeflerine bakarlar.

Bu tanımlamaları da yaptıktan sonra sıra geldi sonuca.

Yukarda saydığım tuhaflıkları alt alta koyup, yanına seçim neticesini de ekleyince ortaya, camianın kaide, kural ve otoriteden hoşnut olmadığı neticesine varıyorum.

Olabilir de… Herkes kafasına göre de takılabilir… Demokrasi de zaten bu değil mi?

O zaman hemen toplanıp, ”Ulusal Motorsporları Kuralları” adı altında basit ama fonksiyonel bir kitapçık hazırlayalım.

FIA kurallarını çöpe atıp, kendimiz ferahlatalım… Olmaz mı?..

Bari, 60 Şavrolesini (Chevrolet) kapan da gelsin, sanayide Şahin-Doğan toplatan da…

Böylece, ne formalite’ye gerek kalır, ne de Otorite’ye…

Mis gibi kendi aramızda kapışır, yarışır, günümüzü gün ederiz.

Fena mı?..

Son 50 haber

1 Yorum - “Otorite…”

  1. güzel fikir yani

Yoruma kapalı

Go To Top
%d blogcu bunu beğendi: