18.07.2012 | Dokuz boğum!

Büyüklerimizin bilge bir sözünden hareketle, bir laf etmeden önce dokuz kere düşünmeyi kendime feyz edindim.

Bu yüzden, satırları yayınlamadan önce dokuz boğumdan geçirip, süzme haline getiriyorum.

Çok nadiren, anlık bir durumda alarm çekmeyi unutup, bir konu hakkında ‘hızlı’ söz sarf etmiş olabilirim..

Ama ‘istisnalar kaideyi bozmaz’ sözünden hareketle, yukarıdaki prensibi genelde uyguladığımı söyleyebilirim.

Elbet bu sözleri boş yere dizmedim, peşi sıra..

Meramım, varsa eğer merak eden, ‘neden anında yanıtlar vermediğime’ açıklık getirmek.

O yazının da, bu yazının da, bundan sonraki pek çok yazının da gelişi güzel değil, düşünüp tartarak, kelimelerden çıkarılması olası sonuçları da hesaba dahil ederek yazıyorum.

İşin gerçeği bu, anlayana, anlamayana ise fazla sözüm yok..

Bir yazı yazdım, geçen hafta bu günlerde..

Yazdığımı şifrelemedim, sadece abonelerimizle değil, aynı zamanda herkesle paylaştım.

Bin kere değilse de, pişman olmadım da değil, keşke şifreleyip herkese açık yayınlamasaydım diye..

Yazının anlamı başka yönlere çekildi, ismen bahsedilmeseler de bundan alınanlar oldu.

Olabilir.. Herkes her şeyden memnun olacak değil elbet.

Sonrasında yol notu’nda şaşırma oldu sanırım, yanlış yola girildi.

Yazı Ralli Ajansı’nda yayımlandı, orada okundu yüzlerce okur tarafından.

Yanıtlar twitt ve face’e düştü ne hikmetse..

Oysa, yazının face’de değil, ajansta yayınlanmış olması dikkate dahi alınmadı..

Herkesin her yazıyı eleştirme, kendisini ilgilendiriyorsa eğer tekzip etme hakkı var.

Hatta bu hak, kanunla tanımlı ama uygulama için bu ‘son adım’..

Haberin okunduğu mecraya yazarsın itirazını, bunun yayınlanmasını beklersin.

Asıl yazının mecrasında yanıt ta yer almışsa eğer, bir sorun kalmaz ortada.

Açıklama veya tekzip, adı ne olursa olsun, yerini bulur, olması gereken yerde okunur.

Ama bu tekzibi veya açıklamayı aynı yayında okurla paylaşmak istemeyebilir yayıncı.

Bunun örnekleri olmadı değil, olmayacak ta hiç değil!

O zaman yol notunun ikinci sayfası der ki, ‘tekzip et!’

Resmen gider tekzip, yazara veya medyaya..

Çoğu kez, tekzip yayına verilir, konu bu aşamada kapanır.

Veya, tekzip te yayınlanmazsa..

O zaman, hukuk verir işin kararı, bu kez resmi tekzip gider medyaya..

Hakimden gelen tekzibi yayınlamayan medya görmedim, duymadım..

Bunlar, işin prosedürü..

Bunun haricine çıkmak, en kabaca topu taca atmaktır.

Misal; medyadaki yazısıyla eleştiriyorsa biri seni, gidip te ‘sanal’da yanıtlamazsın.

Bunu adı ‘polemik yaratmak’ olur..

Bilen bilmeyen konuya dahil olur, bir laf atıp ortaya, kendini nimetten sanır..

Belki, geçici olarak ve kendince, karşılık verdiğini düşünür ve rahatlarsın, ama fena halde yanılırsın!

Taş yerinde ağırdır, yanıt ise olması gereken yerde!

Ralli Ajansı’nı beğenip beğenmemek herkesin kendisinin bileceği bir iş..

Görüşlerine katılıp katılmamak ta herkese göre değişebilir..

Yazılanlara olumlu ya da olumsuz eklemeler yapmak isteyen olursa eğer..

Gelinen son teknoloji, ki bu teknoloji ajansın alt yapısında mevcut ve okurlara tüm yazılar için bu imkanı bir ‘tık’ mesafesine kadar getirmiş durumda..

Lafı daha fazla uzatmayayım, maksadım şudur..

Bir yazıya bir açıklaması, itirazı, sözü olan biri varsa eğer..

Öncelikle ve sadece ajansın herkese açık iletişim kanallarını kullanmalı..

Çok yazıda çokça yorum ve eleştiriye onayı bizzat verdim.

Kişiden veya sözlerinden memnun kalmasam dahi..

Karşıt görüşe verdiğim değerden, eleştire hakkının kutsallığına olan inancımdan dolayı..

Eğer bir yorum veya eleştiri yayınlanmamışsa ajansta veya dergide, bilin ki..

Ya, galiz (ağır) küfür veya hakaret içermektedir..

Ya da hukuki sonuç doğurabilecek bir durumdur söz konusu olan.

Bu yıl ajansta bin küsur haber girdiysek eğer, bunun en az dörtte biri kadar da okur görüşüne onay verilmiştir aynı dönemde.

İşleme alınmayanı varsa da, üstteki iki nedenden dolayı, sayıları 3’ü veya 5’i geçmez.

Bu durumda..

Yazıyı üstüne alınan her hangi biri, bunu kelimelerle ifade ederek ajansa gönderseydi, aynı gün yazının altında yayınlanırdı.

Nitekim, başka bir yarışçının farklı eleştirel yaklaşımı satırına dokunulmadan aynı yazının hemen altında yayımlandı.

Ama bir diğeri gitti, kendi twitt’İne ve face’ine attı yanıtını, eleştirisini..

Hatta, önce şifreledi durumu; “RA’nın sahibi AH..”

Harflerin ardını bilenlere tebessüm, bilmeyenlere bulmaca..

Face’ini gözüne bulaştırdı.

Kendince, cevap verdi.

Ama dediğim hatayı yaptı, bence.

Bu yüzden, önce face’ine ve twitt’ine, sonrasında bize mail attığı yanıtı, yazıya eklemedim, ajans izleyicileri ile paylaşmadım.

Öncelikle zamanlaması yanlıştı, asıl yazının yanıt formuna yazıp gönderecekti, ki anında yayında yer alırdı..

Eğer ki, yazının ekinde görünmezse, ertesi gün ister twitt, ister face..

İstediği yerde yayınlama hakkı doğardı.

Bu yüzden, yanıtına yanıt değerini vermedim.

Ama bunu açıklamak için dahi dokuz gün bekledim.

Yanlış yazmamak, hata yapmamak adına..

Bu yazı, ne o yazının devamı, ne de face’lenen yanıta yanıt için dizelendi.

Tamamen, ajansın ‘uygulama’ kitapçığından alıntı olarak kabul edilmeli..

Ki, yarınlarda benzer bir durum olduğunda göz önünde bulundurulsun.

Yanıtın içeriğine değinmiyorum, sadece uygulamasındaki yanlışlığı yazdım.

İçerik, kişinin kendi görüşüdür, katılmadığım pek çok satırı olmasına rağmen, yine de sözüm olmaz.

Fanlarının yaptığı rüzgâr da benim açımdan hiç sıkıntı değil.

Çünkü, polemikle izleyici kazanmak gibi bir perspektifim hiç olmadı, olmayacak ta..

Hatta, ‘fan’dan değil, ‘candan’ izleyicileri tercih ederim.

Umarım, bu satırları da face’lemek gibi bir garabet duruma düşülmez.

****

Dokuz boğumdur yazmayı beklettiğim diğer konuya gelince..

“Online rekor haberimiz”..

Boğaziçi Rallisi günleri, ajans detaylı ve dolgun içerkli haberler üretti..

Karşılığını trafiğini misli misli arttırarak gördü..

O gece yarısı, 02.12’de, tam ekranı kapatacak iken, dikkatimi çekti..

Hemen görüntüsünü kaydedip ekranda kenara aldım, ama bu anda bile 1 eksilmişti, ilk gördüğümde 113’tü.

Sayaçları kontrol ettim, online’i ve total trafiği doğruladılar.

Ama dokuz boğum olayı, yine de bekledim.

Ertesi gün, diğer iki sayacın raporlarını bekledim.

Belki, ilk ikisi hatalıydı diye..

Onlarda da rakam doğrulanınca bekletecek neden kalmadı…

Online haberini, o gece, 02.25’te yazmıştım, ertesi gün öğlen yayınladım, gönül rahatlığı ile.

Bazıları ‘bu da rakam mı’ diyebilir.

Dört, hatta beş rakamlı online’ler var diye, omuz silkelenebilir..

Farklı içeriklere sahip çok izlenirli siteler örneklenebilir..

‘Online’, yani ‘aynı anda aynı ekrana bakan’ sayısı, web siteleri için çok önemli.

Dokuz yıllık ajans tecrübesinde, daha önce üçü bir arada görmediğimiz için, bizim açımızdan daha da önemli..

Çünkü, ulusal içerikte değil, çok spesifik bir çerçevede yayın yapıyoruz.

Camia dediğimiz kitle bir araya gelse, beşli rakamlardan oluşmaz derim..

Dolayısı ile bu durum bana büyük keyif verdi, bence yapılan işin hakkaniyetini belgeledi.

Aylık trafik raporlarında Temmuz ayı da şimdiden rekora koşuyor, bu da ayrı bir keyif.

Sanmayın ki, bir yazının rüzgârından etkilendi bu durum, hiç alâkası yok..

Hatta, o günlerin yayımlanan yazıları arasında izlenirlikte değil podyumda, ilk 10’da bile değil.

Ancak, o yazıyı da okuyan sürekli izleyicilere haksızlık etmek istemiyorum..

Elde olsa, o yazının trafiğini de raporlardan çıkartmak isterdim.

Dediğim gibi, asıl okurlarımıza haksızlık olur bu.

Diğer taraftan, bu online rekoru, bir yerde işimizi zorlaştırdı.

Tabiri caiz ise, hedef çıtamızı çok yükseltti.

Üçü bir arada olabiliryorsa eğer, dördü bir arada neden olmasın?

Zor demek dahi haksızlık, belki de zor ötesi bir durum.

Ama imkânsız değil elbet.

Şimdilerde, hedeffimiz dört haneli online rakamını görmek.

Kısmet ne zamana bilememiyorum ama o gün gelirse eğer, pasta keseceğim, şimdiden söz veriyorum.

Sağlıcakla kalın..

Son 50 haber

Yoruma kapalı

Go To Top
%d blogcu bunu beğendi: