VURAL AK; “İrabda mahalli yoktur”

İstanbul Park’ın işletmecisi, Intercity’in patronu Ali Vural Ak, ajansa verdiği röportajda gündemi değerlendirdi. İstanbul Park’ta son anda yapılamayan Türkiye Pist Şampiyonası yarışından, özel kupaları iptal eden federasyonu tahkime vermelerine; ulusal medyada manşet olan Frankurt’taki otomobil fuarında aldığı yeni spec otomobillerden, İstanbul Park’ta 2018 ve sonrası için düzenlemeyi planladıkları yarışlara; otomobil ve motosiklet federasyonları ile yaşadıkları sürtüşmelerden, gelecekle ilgili planlarına kadar pek çok konuda yönelttiğimiz sorulara içtenlikle yanıtlar veren Vural Ak’ın uzun süre gündemi belirleyecek röportajının tam metnini aşağıda okuyabilirsiniz.  

-Bu yıl Türkiye Pist Şampiyonası’nın İstanbul Park’ta yapılamaması konusunda ne düşüyorsun?
Türkiye Pist Şampiyonasının bir ayağını burada ücretsiz ve misafirimiz olarak yapılabileceklerini Federasyona bildirmiştik. Onlar da kabul ettiler ve geleceklerdi ama son anda anlaştığımız usule aykırı bir talepleri oldu. Bir başka özel kupa yarışını, özel kupa olarak iki yıl yapılıyor olmasına rağmen, önce TPŞ nin peşine çıkacak diye dayattılar, kabul etmeyince de maxi grupta yarıştırırız, dediler. Özel kupa statüsünden çıkarıp, Pist Şampiyonasının içinde maxi gruba kayıt ederek TPŞ’de yarışıyor gibi, İstanbul Park’ta bedavadan yarıştırmak istediler. Federasyon burada uyanıklık yapmaya kalktı, bunu neden yaptıklarını da anlayamadık. O markanın Federasyona verdiği destekten dolayı kendilerini borçlu hissettiler sanırım. Esasında o markadan kaynaklı olmasa gerek, o kupayı yapan özel şirketten dolayı olsa gerek. O şirket kupayı pazarlarken, Körfez ve İzmir pistlerinin yanı sıra İstanbul Park’ta da yarış yapılacağını söyleyerek aslında insanları yanlış bilgilendirdi. İstanbul Park’ta bir yarış yapma konusunda bizimle bir anlaşma yapmadan, büyük bir bedel karşılığı kupalarını pazarlamak için ‘İstanbul Park’ta da yarış olacak’ gibi anons ettiler. Sonrasında da bizimle anlaşamadıklarından, açıkta kaldılar. Federasyon başkanı ile diyalogları iyi diye de, TPŞ’nın burada ücretsiz yapılacağı hafta kupalarını da maxi gruba kaydettirip yarışmak istediler. Bu bir uyanıklıktır, kurnazlıktır. Burada ticari bir çıkar vardır. Biz de bunu son anda fark ettiğimiz için, müsaade etmedik. Konu buradan patladı, burada ticari bir çıkar derdi kesinlikle bizim değil, federasyon ve onlarla birlikte hareket eden kişilerle ilgili.
-Başkan, bu konuda organizatör şirket ile rakamda anlaşamadığınızı söylüyor.
Biz, Federasyona Türkiye Şampiyonası için ücretsiz yaparız dediğimiz için, daha sonra bu konuyu işi ucuz pazarlığa döktüler. Bu da bizim hiç sevmediğimiz bir tarz. Olay kitlenince farklı tekliflerle geldiler. Biz de ‘özel kupa burada yarışacaksa, rayiç bedelleri bellidir, ödeyin ve yarışın’ dedik, o kadar veya bu kadar para diye muhatap olmamıza da gerek yoktu ama federasyon çok rica etti. Biz de onları kırmayacak kadar çok büyük iskontolarla geldik, ama hala da kabul etmeyip işi pazarlığa dökerek alakasız rakamlarla geldiler. Diyaloğumuz o noktada koptu ve özel kupanın bu şartlarıyla burada yarışamayacaklarını, TPŞ’nın ise ücretsiz yapılacağını bildirdik. Onlar da buna kinlendiler ve gittiler. Kanunlara, usule ve tüm kurallara aykırı bir şekilde bizim buradaki günahsız Clio ve Megane Cup yarışlarımızı da yasaklamaya kalktılar. Sporcuya zarar veren böyle bir uygulama yapabilir mi federasyon? Bu inanlara inanamadık. Hak kaybı olduğu için de, mecburen, olayı tahkime götürdük. Tahkim bu işin en üst makamıdır. Tahkim de çok hızlı bir şekilde karar verdi. Bağımsız Türk adaleti, bu konuda Federasyonun aleyhine karar verdi ve biz burada Megane ve Clio Cup yarışlarımızı yaptık. Hoş, tahkimin verdiği yürütmeyi durdurma kararına göre, onların aynı hafta Körfez’de yaptıkları TPŞ yarışını da yapamamaları gerekiyordu. İyi bir hukukçu olarak, kararı doğru okurlarsa, kanuna aykırı bir şekilde Körfez pistinde yaptılar, o haftaki TPŞ yarışını.. Bu da ayrı bir konu ve bir kenara da not aldık. Hukuksal olarak da o kadar zayıflar ki, bunu da değerlendirmediler.
-Başkan, avukatlarının bu konuda görüşmeleri sürdürdüğünü açıklamıştı.
Konu kapandı, yarışlar oldu bitti, bundan sonra hâlâ neyi görüşüyorlar bilmiyorum. Hukuktan ve konudan ne kadar uzak olduklarının da başka bir göstergesi bunlar. Şöyle bir de laf ettiklerini duyuyorum; “tahkimin verdiği karar, federasyonun aleyhine olduğu için, bunu adalete karşı verilmiş bir karar olarak” addediyor ve “federasyonun aleyhine nasıl karar verilirmiş?” diyerek tahkimi eleştiriyorlar. Bunu duyduğumda kulaklarıma inanamadım. Kendilerini adaletin üzerinde gören bir federasyon olabilir mi? Kendilerini nasıl tahkimin üzerine görebilirler? Bu nasıl bir aymazlıktır. Bunu açık açık ta söyleyebiliyorlar. Bundan sonra diyebilecek başka bir laf yok. Böyle bir ortamda, muhatap alarak başka bir iş yapma şansımız bundan sonrasında yok. Renault Magane Cup, Renault Clio Cup ve önümüzdeki sene de Caterham Cup ve daha başka özel kupa yapmak isteyen herkese kapılarımız açık. Onlar da gelip burada, son derece iyi şartlarda ve dünyanın en iyi pistlerinden birinde bizim misafirimiz olarak yarışabilirler, ama Türkiye Otomobil Sporları Federasyonu böyle yönetilecek ise, onlarla herhangi bir şeyi paylaşma veya yaşama şansımız kalmadı.
-Bugünkü yönetim var olduğu sürece, otomobil sporlarının İstanbul Park’a giremeyeceğini mi söylüyorsunuz?
Aynen öyle! Tıpkı, TMF gibi.. Onlarda kaç senedir giremiyorlar. En son süperbike yarışını yaptık. Orada gösterdikleri skandal hareketlerden dolayı, o zaman da söylemiştik, şimdi de diyoruz. Her iki federasyon da spor ruhuna, TC kanunlarına saygılı, ahlaklı ve düzgün insanlar tarafından yönetilmezler ise, biz bu pisti yönettiğimiz müddetçe, bu kapıdan içeri giremezler.
-Hazır kapıdan içeri alınmama konusu açılmışken, Tosfed Başkanı, sizin özel kupa sporcularını güvenlik gücüyle piste almayacaklarına dair yazılı görüşünüz olduğunu belirtiyor. Böyle bir yazı yazdınız mı?
Burada Türkiye Cumhuriyeti kanunları geçerli, dağ başı kanunları değil! Biz, Türkiye Cumhuriyeti kanunları üzerine kanun koyacak bir durumda değiliz. Bunun üzerine koyabileceğimiz tek şey, ahlak, prensipler ve düzgün insan olma şartları. Zaten sporcu olmanın ruhu da bu. Biz, kanunlar çerçevesinde organizatör olarak bize tanınan imkanları kullanıyoruz, sadece.. Yarışmak için gelen, kayıt olan insanlar gayet tabi piste gelip yarışabiliyor. Ama yarışmacı olmayıp kendilerini entrika ile başka bir grubun içerisinde gösterip te burada yarışmaya çalışırsa, onu da yarışa sokmama hakkımız var. Biz de bunu kastetmişizdir, başka bir şeyi değil.
-Bu konuda federasyon veya organizatörle bir masa etrafından bir araya gelip konuşma fırsatınız oldu mu?
Bizim ekibimiz federasyon ile görüşüyor, görüştüler de, defalarca yazıştılar da.. Otomobil sporlarında en tecrübeli ekip şu an pistimizde görev aldığı için, bizimle alakalı olsun olmasın, konu ile ilgili her konuda açıp bizden görüş soruyorlar, biz de kendilerine yardımcı oluyoruz.
-Bu konunun polemiğe çekilmesini nasıl değerlendiriyorsun?
İşleri güçleri olmadığı için kendilerine medyada yer edinmek adına polemik yaratıyorlar. Hepimizin vakti sınırlı, kendimize göre yaptığımız işler var, benim toplam işlerimin içinde İstanbul Park ile ilgili olanları hacim olarak yaklaşık yüzde 2’lik yer kaplıyor. Bu yüzde 2’si, İstanbul Park’ın tamamı ile ilgili, otomobil yarışları değil! İstanbul Park’ta Avrupa’nın en büyük sürüş akademisi var, Avrupa yol güvenliği vakfı ile beraber kurduk, yılda 45 bin kişiye güvenli sürüş eğitimi veriyoruz. Mercedes AMG ve Porsche ile beraber kurduğumuz sürüş merkezleri var. Ayrıca pistte her hafta çok önemli şirketlerin çeşitli aktiviteleri, eğitimleri, araç kullanmaları var. Avrupa’nın ve Türkiye’nin en büyük ikinci el araba merkezini kurduk, pistin kullanılmayan alanlarında.. Ofroad merkezi var, 4 çeker araba sürüş eğitim merkezi var, motosiklet eğitim merkezi var. Kamyon ve otobüs eğitim merkezleri var. Burada bu kadar çok iş yapılırken, bunu üzerine Renault Clio ve Megane Cup ile de Türkiye’de hiç olmadığı kadar amatörlere yönelik olarak otomobil sporlarına desteğimiz var. Uluslararası yaptığımız ve getirmeye çalıştığımız yarış projeleri var. Bu kadar çok proje içerisinde, Tosfed ile alakalı işimiz, yılın sadece altı haftasına denk geliyor. Kendi işimiz 100 tane ise içindeki 2 tanesinin de kendi içindeki 70’inden bir tanesi bu. Emin ol, bu kadar konuşmak bile bana zul! Bu arkadaşlarla polemiğe girmeye dahi bu kadar vaktim yok. Bu da konu hakkında verdiğim son mülakat olarak değerlendirilsin. Sana çok değer verdiğim için seninle konuşuyorum. Yıllardır da tanışıyoruz, objektif ve işini çok iyi bilen biri olarak da sana bu konuda güveniyorum. Ne bir polemik içerisindeyim. Ne herhangi bir şekilde onlara cevap veriyorum. Sadece olanları birebir anlatıyorum. Benim ağzımdan söylenenleri de digital olarak kaydediyorsun, her zaman da kullanabilirsin. Bundan sonra ise, herhangi bir yerde her hangi bir şekilde benim adım anılacak hiç bir şeye de cevap vermeyeceğim.

-Ajansta Başkan’ın arkadaşımız Nurican Hızır’a verdiği son mülakatta, Vural Ak ve İstanbul Park adı geçti. Bu konuda neler diyorsun?
Bunlar kendi şahsi fikridir. Çoğu gibi onlar da yanlış, zayıf ve yetersiz. Kendi haline bırakıyorum. Uğraşacak halim yok, bu yaştan sonra biz kimseyi değiştiremeyiz.
-Vural Ak’ın, federasyona başkan olma gibi bir amacı mı var?
Aklımın ucunda, rüyalarımın en uzak noktasında bile geçmiş bir konu değil. Umurumda da değil, böyle bir hedefim de yok. Hiçbir şekilde düşünmedim, polemik yaratıp taraf olma gibi bir derdim de yok. Bana küfür edildiği için, mecburen cevap veriyorum. Eleştirel, akıllı, enteklektüel, belli bir seviyede insan olsa karşımda, oturup konuşurum. Ne böyle konuşabileceğim bir insan var karşımda, ne de ciddiye alıp cevap vereceğim biri. Artık küfür de ediyorlar, kendi taraftarları birkaç sarhoş tipten dolayı ben de sana bu açıklamaları yapıyorum. Bu da, dediğim gibi, son açıklama olacak.
-Almanya’daki fuar sırasında araç alışverişin ile beraber ulusal medyada manşet oldu, ‘İstanbul Park için 2018’de farklı yarışlar düşünülüyor’ diye.. İşin aslı nedir?
Formatını şöyle söyleyeyim. Planlarımıza göre, 2018 Eylül ayını hedefliyoruz. Dünyada otomobil ile alakalı ama konuya farklı yerden yaklaşan en eski ve en büyük iki kuruluşla ortak bir proje hazırlıyoruz. Henüz hep birlikte ortak bir karar almadığımız için ortak bir basın açıklaması yapılmadı. Bu, 15 gün boyunca sürecek olan düzenli yarışlar, düzenli şovlar ve araba ile alakalı bir sürü etkinliği görebileceğiniz, festival diyebilirsiniz, otomobil fuarı diyebilirsiniz, motosiklet fuarı diyebilirsiniz, araba ve motosiklet yarışları, şovlar, konserler, herkesin gelebileceği ve en popüler yarışların seyredilebileceği, en iyi arabaların görülebileceği, muhteşem bir organizasyon olacak, ki hiç küçük bir şeyden bahsetmiyorum.
-Medyada haberi okuyanlar, WTCC mi geliyor ülkeye ya da LeMans mı diyecek oldular..
Onlar da gelseler, kocaman paketin içerisinde küçük kalacaklardı! Ben çok daha büyük bir şeyden bahsediyorum. Ortak yapacağımız, etkinliğin oyuncularını anons ettiğimizde göreceksiniz ki, hakikaten bu insanlar dünyanın en büyükleri. Hiç küçük bir projeden bahsetmiyorum. Az kaldı, inşallah çok yakında anons edeceğiz. O zaman, dünyada ilk kez böylesi bir konseptin uygulandığı görülecek. Her sene de Türkiye’de devam edecek. Muhtemelen de dünyanın değişik yerlerine de örnek olacak. Türkiye için çok önemli bir proje ve çok miktarda yabancı da ülkemize gelecek.
-Otomobil olsun, motor olsun, federasyonlarımızın İstanbul Park’a bakış açısı neden ters?
Çapsız insanlar! Dünyanın gerçeklerinden, realitelerden habersiz insanlar. Koltuklarını çok hak etmiyorlar. Ne sporun ne de ekonomin ruhuna varamamış insanlar. Yapabileceklerini yapıyorlar..
-Koltuğu hak etmeyen insanlar derken, biliyoruz ki son seçimde bugünkü başkanı destekleyenlerin başındaydınız.
Evet, 1’nci sıradaydık..
-Ne oldu, ne değişti?
Hata yapmışım! Yanılmışım, özür dilerim. Kendisini desteklemekle ilgili hata yapmışım, en büyük destekçisi de bizdik. Şimdi görüyorum ki hata yapmışım. Bu konuda bize inanıp destek veren diğer kulüp yöneticisi arkadaşlardan özür dilerim.
-Baja yarışlarını gelecek sene İstanbul Park’ta Türkiye Şampiyonası şeklinde düzenlemek gibi bir fikrin vardı. Yapmak niyetin güzel ama eğer başında Türkiye Şampiyonası titri olacaksa, son karar federasyona ait olacaktır. Bu konu gündeme geldiğinde, sence, önünüze taş mı dizilir, destek mi görür?
Muhtemelen önümüze taş konulacaktır. Mesela, ben bu sene offroad yarışlarında yarışacak iken, benim şahsi lisansımı cumartesi günü yarıştan bir gün önce, Cuma akşamı saat 16.30’a kadar vermediler. Bunun açıklaması ne olabilir? Ben, sağlıklı bir insanım, her türlü yarışmaya yetkin durumum var, dünya şampiyonasında yarışmışım, Türkiye’de yıllarca yarışmışım, Türkiye’de bu kadar iş yapıyorum, cumartesi günü start alacağım yarış öncesi lisansımı Cuma günü 16.30’a kadar ellerinde tutup vermediler. Olabilecek bir şey mi, daha başka bir şey söylememe gerek var mı? Bunlar, çocukça işler. Bizim için Türkiye kanunların üzerinde hiç kimse yoktur. Mahkemenin vermiş olduğu kararı herkes uygulamak zorundadır. Bunu söylememenin ‘irabda mahalli yoktur’.. Açıp sözlüğe bakın.. Biz, burada Türkiye Şampiyonalarını yaparız, kuralına kanuna göre de yaparız. Engelleyebilecek varsa da, buyursun gelsin engellesin görelim..
-Medyada manşet olan ‘özel araç’ hakkında biraz detay bilgi alabilir miyiz?
Dünyanın en nadide teknolojik eseri.. 100-200 sene önce Picasso’nun, Van Goog’un yaptığı ve hiçbir şeye benzemeyen resimlere 100 senedir çöp diye bakılıyordu, bugün tanesi 30-40-50 milyon dolar veriliyor. Bu tablolara baktığında, çoğu insana bir şey ifade etmiyor. Yamuk yumuk resimler, sanat eserleri olarak bugün bu kadar paralar ediyor iken, bugünün teknolojisine geldiğimizde, teknolojik olarak hem kullanmak hem de sanat eseri gibi ürünler çıkmaya başladı. Bu da öyle bir araba; Mercedes AMG Project One dedikleri; formula 1 arabasından daha hızlı ve bugünkü formula 1 teknolojisindeki her şeyden fazlasına sahip.. İki kişilik, normal trafikte binebiliyorsunuz, kliması var, bluetooth teknolojisi var, telefonu var vs. Performans değerleri o kadar etkileyici ki, Mercedes’in başkanı bunu bize anlattığında, hani arabaya binmedik, görmeden aldık arabayı. 275 tane yapacaklar, dünyada 8 milyar insan var, buna sahip olan 275 kişiden biri oldum. Çok büyük bir para ama çok büyük bir yatırım diye bakıyorum. Böyle özel bir ürüne sahip olduğum için de kendimi şanslı sayıyorum.
-Gazetedeki yazıya düzeltme yapmıştın, ücreti konusunda. Tam olarak nedir rakamı?
Avrupa’daki resmi fiyatı 2 milyon 750 bin Euro. Bunun üzerine Türkiye’deki ÖTV-KDV eklendiğinde, bugünün kurları ile Türkiye’de rakam bu araba için tam 21 milyon liranın üzerine çıkıyor. Çok büyük bir para, hatta son MTV artışı ile bu rakam biraz daha da arttı. Buna benim yapacağım bir şey yok, Türkiye’de vergiler çok yüksek.
-Almanya’daki fuarda bu dahil pek çok yeni araba aldığın yazıldı
2018 Eylül ayında yapacağımız, dünyanın en büyük panayırında kullanmak üzere, o arabaların hepsi için sipariş verdim.
-Project 1’in medyada rakam açısından polemik yaratması seni rahatsız etti mi?
Bu benim işim! Benim şirketimde 50 bin tane araba var, bunu niye kimse görmüyor? Fırıncıya günde kaç ekmek yaptığı soruluyor mu? Türkiye’nin en büyük araç filosuna sahibim. 30 senedir bu işi yapıyorum. Türkiye’nin en büyük vergi veren insanıyım. Bu arabaların hepsinin bir kuruş vergi borcu yok. Motorlu taşıtlar vergisini Türkiye’de en çok ödeyen benim. MTV’ye son zamanlarda yüzde 40 zam yapıldı, bana etkisi bir servet. Helali hoş olsun, devletimize ödüyoruz vergiyi. Savunma sanayimize kullanılacak, daha da çok verelim. Devlet için yaşıyoruz. Vergi veriyoruz diye ağlanır mı? Türkiye’de en çok vergi verenlerden biriyim, bana küfür ediyor, cahil adamlar. Bu kadar arabaya biniyorsun, vergi veriyor musun? Bu kadar arabayı vergi vermeden alabilir misin? Cahillik diz boyu.
-21 milyonluk Project One ile İstanbul caddelerinde gezmek gibi bir niyetin var mı?
Öyle bir hedefim yok, sokakta kullanmam. Bunlar bir sanat eseri, ama İstanbul Park’ta kullanırım.
-Eylül 2018’deki programınıza kadar Project One teslim edilecek mi?
Mercedes ancak ve eğer yetişirse, fakat diğer aldığım arabaların hepsi yetişiyor. Hatta ikisi geldi, plakalarını taktık bile.
-Sorunun tam cevabını alamadım gibi düşünerek yineliyorum; Le Mans, WTCC gibi yarışlar İstanbul Park’a gelecek mi?
Onlarla da görüşüyoruz. Bütün bunlar 2-3 sene sonraki takvimlerini bugünden belli ediyorlar. Bunlar küçük organizasyonlar değiller, hepsi de büyük paralarla geliyorlar. Türkiye’de Otomobil Sporlarının parasal karşılığı yok. Ne yapacaksan cebinden para harcayarak yapman lazım. Federasyon, bugün WRC’yi Türkiye’ye getiriyor; WRC’ye verilecek 3,5 milyon Dolar devletin cebinden çıkacak. Devlet te bana, F1 harici yarışlarda da, istediğini getir ben parasını vereceğim demediği için, ben de cebimden bu kadar çok milyon dolar verip te getirmenin manası olmadığı için, bir günde olabilecek işler değil bunlar. Bunun yapısını kurmak lazım, sponsorlukları ticari büyüklüğüne göre ayarlamak lazım, sonrasında hepsi olabilir.
-WRC’nin 7 sene aradan sonra Türkiye’ye geri dönmesi hakkında ne düşünüyorsun?
Türkiye’nin bütün büyük uluslararası organizasyonlarına ev sahipliği yapması elzemdir. Futbol, basketbol veya voleybolda otomobil sporlarında, ya da diğer sporlarda, biz elimizden geldiğince bütün uluslararası yarışları Türkiye’de misafir etmeliyiz. Bu açıdan önemli bir adımdır. Emeği geçenlere elinize sağlık demek lazım.
-Bunlar arasında dünya rallikros şampiyonası da var mı?
Dünya Rallikros Şampiyonasını, ilk iki yıl İstanbul Park’ta misafir ettik, çok ta başarılı geçti. Hatta FIA; bu konuda bizi en başarılı yarışı yapan organizasyon olarak seçti. İlk senemizde üstelik, o kadar güzel yaptık. Daha sonra Dünya Rallikros Şampiyonası’nın sahibi el değiştirdi. Orada ortaklık vardı, yeni gelen ekiple de biz anlaşamadık. Dört sene önce motosiklette de dünya şampiyonası süper bike süper motor serisini getirmiştik. Sonuç olarak bütün bu uluslararası yarışlar, bugün başvursan, 2-3 sene içerisinde buraya gelirler. Ama bunların gelmesi için, Türkiye’deki ekonomik, siyasi ve toplumsal ortamların olması isteniyor, bekleniyor. İkincisi ise çok büyük paralar gerekiyor, kimse bedava gelmiyor. WRC örneği, Türkiye 5 yıl bedava ev sahipliği yaptı, Antalya ve İstanbul’da yapıldı bu yarışlar. Bugün ise, eski para ile 15 trilyon parayı federasyon devletin cebinden ödeyip te ralliyi getiriyor. Tabii çok büyük para, neler yapılmaz ki? Bir de bunun operasyon masrafı olacaktır, dünya kadar.. Ayrıca bu para her sene verilecek. Bu tarz paralar harcanırken çok dikkat etmek lazım. Diğer ülkeler de aynı parayı veriyorsa, senin de aynı parayı vermen lazım, dört beş katı fazla para vermemek lazım.
-Bir gün, İstanbul Park’ın tribünlerinin full çekeceği bir yarış günü olacak mıdır?
Eylül ayında gel gör! O kadar uzak değil, 1 yıl sonrasını konuşuyoruz.
-İstanbul Park’ın tam kapasitesi nedir?
125 bin kişi, oturarak..
-Sence bu kadar insan çekilebilir mi?
Ben F1’i yaptığımda burada sadece Pazar günü.. ki, F1’de normalde üç günlük Cuma-Pazar, toplam seyirci rakamı anons edilir, kafa karıştırsın, biraz büyük rakam görünsün diye; ben bunu kenara koyuyorum ve sadece Pazar günü, ana yarışta, İstanbul Park’ta F1’i yaparsak, minimum 150 bin kişiyi burada hazır etmezsem, o gün bunu bana yine sor lütfen!
-İstanbul Park’ta 2018 için yarış programları nedir?
Biz bu sene planladığımız yarışları aynen devam ettiriyoruz. 2018 sonrasında da Renault Clio ve Megane Cup’lar ile Caterham Cup’ları yapacağız. Offroad da da hem Intercity Baja Cup hem de offroad şampiyonası yarışlarını yapacağız. Türkiye Pist Şampiyonası’nı da daha önce konuştuğumuz şartlarda gelmek isterlerse onları da yapacağız. Ama gayet tabii ki başka markalarla yapılan özel kupalar ve ticari işletmeler de eğer isterlerse kapımız onlara da açık, ama onlar ticari işler olduğu için o işleri yapan ticari şirketler de gelip bizimle makul şartlarda anlaşıp yapabilirler. Federasyon üst bir çatı olarak, iki ticari işletme arasındaki ticari şartları zorla anlaştırma hakkı olabilir mi? Çok saçma bir şey! Federasyon elini ticari işlerden çeksin.
Aydın Hoşgör | Ralli Ajansı, İstanbul

1 Yorum - “VURAL AK; “İrabda mahalli yoktur””

  1. Deniz Gümüş

    Bu kadar güzel ve açıklayıcı röportaj için teşekkür ederim. Fakat dediğiniz gibi, federasyonumuzun ne otoritesi ne de doğru karar verebilecek kapasitesi mevcut değil. İleride daha güzel yarışların Türkiye’de olmasını dilerim.

Yorum yaz

Arşiv

Kategoriler

Fotoğraflar