Ya sabır..

Pandemi yediden yetmişe herkesi etkiledi.

Çocuklar da nasibini aldı, yaşlılarda.

Kimisinin düğünü ertelendi, kiminin askerlikten terhisi.

Kimisinin işleri bozuldu belki zarar etti,

kimisine de yeni ekmek kapıları çıktı.

Özetle kimine içinde bulunduğumuz ve henüz çıkamadığımız Covid-19 süreci,

Bir kabusken bazıları bunu bir fırsata çevirerek avantaj sağladı.

Bütün spor branşlarına hakim değilim ama,

İki konuda bizim federasyonun kaosu fırsata çevirdiğinin defalarca altını çizdim.

Bunlardan biri bu süreçte hızlı motive olarak e-spor aktiviteleri ile,

Hem dijital yarışların hem konuya duyarlılığı olan kulüpler,

Hem de federasyon tarafından, hızlı bir şekilde organize edilmeye başlanması.

Bana göre doğru zamandır, doğru proje.

Her yönüyle devam ettirilmesi gerekir ve gelecekte meyve verecek.

Diğeri ise federasyonun ve yönetiminin sporun bütün paydaşlarıyla,

Video konferans yöntemiyle yaptığı toplantılar sayesinde,

Bu zor süreçte yeni bir yaklaşım ortaya konarak herkese söz hakkı verilmesi.

Öyle ki benim de katıldığım bir video konferansta, başkan,

Üstüne basa basa eleştiri duymak istiyorum demiştir.

Buraya kadar her şey güzel, fakat..

Yaklaşık son bir aydır yaprak kıpırdamaz oldu. Bir açıklama yok.

Açıklanan, benimde her yönüyle eleştirdiğim,

Körfez turnuvalarına dair araştırıyorum henüz bir hareket yok.

Biliyorum ki bakanlık onayı bekleniyor.

Ve biliyorum ki bu onay er ya da geç gelecek.

Bunu tahmin etmek için özel bir yeteneğe ihtiyaç yok.

Camilerde vakit namazı kılınabiliyorken,

Düğünler her nasıl olursa olsun yapılmaya başlanacak iken,

AVM ve türevi sosyal alanlar açılmışken,

Tabi ki sporda kaldığı yerden devam edecektir.

Burada beklenti, geçtiğimiz aya kadar yürütülen,

İletişim politikasının devam ettiriliyor olması,

Ki, bazı şeyler boşluk vermeye gelmez.

Bu gibi durumlarda boşluğu maalesef dedikodu doldurur.

Bu da herkese zarar verir.

*****

Almanya paylaşımı

Haftanın diğer günlerine göre Pazartesi ayrı bir yoğun geçer benim için.

Bir yandan haftalık işler, görüşmeler derken,

Her bulduğum boşlukta şöyle bir gezinirim.

Bu salı ne yazacağım? diye.

Telefondan önceki haftanın notlarına bakar,

Yeni bir şey var mı diye sosyal medya ve web de gezinirim ara ara.

Dün bir toplantı arası yine telefonu aldım elime.

Çok da belli etmeden koptum ortamdan kafamda aynı sorularla.

Bir ara önüme Almanya’nın yarışlara izin vermesiyle… diye bir gönderi düştü.

Haber olayın kahramanı olan bir Türk pilotu,

VLN serisinde 330i ile yarışacağı açıklanan Emir Aşarı’yı konu alıyor.

Mecra TOSFED’in resmi instagram hesabı.

Federasyonun yabancı ülkelerde yarışan Türk pilotlarla iletişimde olmasından,

Onları konu alarak kamuoyunu bilgilendirmesinden son derece memnunum.

Çünkü biz uluslararası başarılarda,

Her yönüyle ayrı bir gurur duyan farklı bir milletin neferleriyiz.

Fakat Almanya’nın yarışlara başlaması olayını,

Resmi federasyon sitesinden duyunca,

Kimse darılmasın gücenmesin, ayrı bir iç çektim.

Darısı bizim başımıza demekten de öte,

Bir cümle kurmak doğru olmaz diyerek konuyu kapatıyorum.

*****

WRC… Var mısın, yok musun?

WRC bu yıl var mı? Var. Yarış yapılacak mı? Evet.

Marmaris’te WRC olacak mı? Olacak.

Gelecek yılki taslak takvimde bizim yarış yokmuş, olabilir.

Fakat bu yıl yarış var, ama bir hafta önce ama bir hafta sonra bilmiyorum.

Yarışın yapılacağını ve dört bakanlık arasında,

Ciddi bir bürokrasi hareketliliği olduğunu,

Yarışın bir şekilde yapılması için gerekli yazışmaların da,

Son hızla yapıldığını biliyorum. Nereden biliyorum?

Evimden TOSFED 431 Km. Spor Bakanlığı 4 Km.

Bürokrasiye mesafem, bir telefon.

*****

Markaların sosyal konulara tepkisi

Son zamanlarda otomobil üreticilerinin,

Toplumsal olaylara olan farkındalığın artması için,

Yaptıkları iletişim faaliyetleri medyada geniş yer buluyor.

Otomobil bu yönüyle de yeni bir argüman olma yolunda hızla ilerliyor bana göre.

Hemen hepimiz sosyal mesafe kuralına uyan,

Audi ve Mercedes-Benz logolarını görmüşüzdür.

Hatta buna sonradan Volkswagen ve Citroen’de katılmıştı.

Son günlerde konuşulan iki konu var. Biri Mercedes’in

Irkçıkla olan mücadeleye destek vermek amacıyla yaptığı kampanya.

Mercedes bu yıl Formula 1 aracını siyah renk kombinasyonuyla tekrar giydiriyor.

1951 yılından beri gümüş ok olarak nitelendirilen ve,

Adeta Mercedes’le bütünleşen, gümüş rengin siyahla yer değiştirmesi,

Oldukça radikal bir karar. İkinci haber ise BMW’den.

Firma, geçtiğimiz günlerde, resmi sosyal medya hesaplarındaki profil fotoğrafını,

LGBT hareketine destek vermek amacıyla renklendirmiş.

İnsanların kişisel tercihlerine saygılı olma konusunu,

Bir tık daha ileri taşımak kulağa hoş gelse de, merak ediyorum,

Bbu kararın ardından nasıl bir sonuç çıkacak.

Zira benim gibi BMW fanatikleri konuyu fazlasıyla eleştiriyor.

Hani birçok otomobil tutkunu için LoveMark niteliği taşıyan bir markanın,

Sırf ben daha saygılıyım diyerek böyle bir yola başvurması…

*****

Arabalı konser

Çalışma arkadaşlarımla açık hava sinemasını araştırıyoruz.

Elimizde bazı talepler var.

Şöyle mi olur böyle mi derken birisi bir link gönderiyor.

Düşünüyorum böyle bir şey duymuş olabilir miyim diye, ama yok.

Hiç hatırlamıyorum.

Konu; Arabalı Açık Hava Konseri. Kim vermiş konseri?

Camiaya çok da uzak olmayan bir isim… Kenan Doğlulu.

Böyle yaratıcı fikirlere gerçekten söyleyecek söz bulamıyorum.

Covid19 nedeniyle Kenan Doğulu formatı oldukça farklı bir konser denemiş.

Oldukça da tutmuş ki ikincisi 17 Temmuz’da tekrar yapılacakmış.

Kenan Doğulu sahnede fakat dinleyiciler araçlarında konsere katılmış.

Konser boyunca seyirciler Doğulu’ya korna ve selektörleriyle eşlik etmişler.

Sizi bilmem ama ben bu fikri çok beğendim.

Reklamcı kafasıyla hızlı bir araştırmaya girdim.

Hangi ajans yapmış. Proje kimin, iletişim kimdeymiş derken,

Tanıdık bir başka isme daha ulaştım.

Benim gibi eski ANOK’lu şimdilerin aranan co-pilotu Onur Aslan’ın ajansı,

Konunun proje ve iletişim ayağında varmış.

Onur’u, ekibini ve emeği geçen herkesi tebrik ediyorum. Ne yalan söyleyeyim,

İçinde otomobil olan böyle süper projelere imrenerek bakıyorum.

Güldür Güldür’de bir karakter vardır ya; keşke benim olsa… diye olaya yaklaşan.

Aynı o kafadayım yani.

*****

Köprüden önce son çıkış

Neye inanıyorsam onun için her zaman mücadele etmiş biri olarak sesleniyorum.

Bu kadar süre temkinli bir şekilde bekledik madem. Hadi buna itirazım yok.

Sürecin sonunda belki biraz daha bilgilendirilebilirdik ama olsun.

İşte bekledik ve işte zaman geçti, geçiyor.

Şu Körfez projesini bir daha düşünsek ve,

Organizatör kulüplere yeni normalleşme sürecinde,

Ttekrar iyileşen şartlar doğrultusunda,

Yarış yapıp yapmak istemediklerini sorsak…

Ne kaybederiz… Ne kazanırız?

Etaplar kısalır, kısalmaz. İzleyici olur, olmaz. Seyirci etabı koşulur, koşulmaz.

Basın toplantısı yapılır, yapılmaz. Ya da… Yarışlar tek güne sığar, sığmaz.

Bunlar hakkında asla bir şey söyleyemem.

Fakat şu pandemi illetinden amacımız en az çizikle çıkmak ise,

Destek olalım da kulüpler yarışlarını yapsın.

Ben bu gün baktığımda karşımda şampiyonalara sponsor bulmuş,

Mali yapısı bozulmamış, kaosu fırsata çevirmeyi bilmiş bir federasyon görüyorum.

Bilmiyorum kendileri bakınca ne görüyor.

Eğer federasyon WRC gibi beklide sekiz ay önceden hazırlıkları başlayan,

Bir uluslar arası organizasyonu iki buçuk ayda yapabiliyor ise,

İsteyen kulüpte yirmi beş günde ralli’sini, off road’unu, yarışını yapabilir.

Kaldı ki sosyal mesafe kuralına uyarak yaşıyorken bir de yarışmaz mıyız?

30 Haziran 2020 : 10.00

Son 50 haber

Yorum yaz

Go To Top
%d blogcu bunu beğendi: