2006 | Otomobil sporları tarihine bir bakış

Artık Türkiye’de ulusal şampiyonalardan başka hem Avrupa hem Dünya Ralli Şampiyonası ve de 2005 yılında gerçekleştirdiğimiz F1 ile bu organizasyonların hepsini bir arada düzenleyen dünyadaki birkaç ülkeden biri olmanın gururunu yaşıyoruz. Bu günlere, sayılı gönül vermiş insanın, yıllardır süren ve bir maratonu bayrak yarışı gibi sürdürdükleri gayretleriyle gelindi. Kendisinden hem daha hızlı hem de daha uzun mesafeler koşabilen atı evcilleştirerek yarıştıran insanoğlu, otomobilin icadıyla artık kendisine yeni ve çok daha güçlü bir at bulmuştu… İnsan beynindeki gelişme arzusu nasıl otomobili yarattı ise, otomobille beraber yarışma arzusu da kendiliğinden gelişti.

ATABINEN

Dünyadaki ilk resmi otomobil yarışı, 22 Temmuz 1894‘te düzenlendi ve Paris-Roven arasında 50 km’lik bir mesafeyi kapsayan bu yarışta 19 otomobil mücadele etti. Yarışı Le Petit Journal Gazetesi organize etmiş ve sporcular saatte 18 km/h gibi baş döndürücü bir sürat ortalamasıyla yarışmışlardı. İlerleyen yıllarda otomobil sporlarında farklı branşlar gelişmiş ve ilk pist yarışı 1898’de yine Fransa’nın Periqueux kentinde düzenlendi. Kısa adı FIA olan Uluslararası Otomobil Federasyonunun 1904 yılında kurulmasıyla otomobil sporlarının gelişimi daha da hızlanarak devam etmiştir. Merkezi Paris’te bulunan FIA, aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 125 ülkenin 213 otomobil kulübü ve birliklerini bünyesinde toplamakta ve beş kıtada 50 milyonun üzerinde sürücüyü temsil etmekte.

Ülkemizdeki sportif çalışmanın başlangıcına baktığımızda ise, dünyada otomobil yarışları düzenlenmeye başlandığı dönemde Osmanlı Devleti “Sanayi devrimini” kaçırdığı için, Anadolu’da sadece “at arabası” yapılabiliyordu. Bu nedenle ülkemizde otomobil sporunun başlangıcı Batı Avrupa’dan çok sonra oldu. Ancak, kamuoyu tarafından pek bilinmeyen bir yönü burada belirtmek gerekir. Otomobilin hayatımızdaki önemini kurtuluş savaşında fark eden önder Mustafa Kemal Atatürk, 29 Ekimde Cumhuriyetin ilanından hemen sonra yine 1923 yılında, Avrupa’daki örnekleri gibi, başta, edebiyatçı, tarihçi ve diplomat bir şahsiyet olan Reşit Saffet Atabinen olmak üzere, bir grup aydın tarafından o günkü ismi Türk Seyyahin Cemiyeti olan Türkiye Turing ve Otomobil Kurumu (TTOK)’nun kurulması talimatını verdi. Ülkemizde motorlu araç turizmi ve otomobil sporu böylece başladı. Kurum o tarihten beri Uluslararası Otomobil Federasyonu (FIA)’nın üyesi ve Türkiye Şubesi.

TTOK’nın kurulmasından 4 yıl sonra ülkemizdeki ilk otomobil yarışı Türkiye Otomobilciler ve Şoförler Derneği tarafından, İstanbul Veliefendi çayırında yapılmış ve 30 otomobilin katıldığı bu yarışı Suphi Bey kazanmıştır. 1931 yılında İstinye – Maslak yolunda yapılan tırmanma yarışına bizzat Mustafa Kemal ATATÜRK’ün gelip sporcuları kutladığı ve Türk gençliğinin yüksek teknoloji isteyen bu spora eğilmesini istediği bilinmekte. Daha sonra İstanbul Hipodromunda yarışlar düzenlendi ve at yarışlarında olduğu gibi müşterek bahisler yapıldı. İlk Türk bayan otomobil yarışçısı olan Samiye Morkaya, o dönemlerde yapılan bu pist yarışlardan bazılarını kazandı. İlk yıllarda düzenlenen tırmanma ve basit pist yarışlarından sonra 1950-1952 yıllarında Ankara-İstanbul ve Edirne-İstanbul arasında hem saate karşı hem de belli zamanlamaya bağlı ralliler düzenlendi. Ülkemizde Avrupa Ralli sistemine uygun olarak düzenlenen ilk yarış da 1954 yılında 4 etap üzerinden koşulan İstanbul-Ankara Rallisi, FIA kurallarına uygun olarak yapılan ilk ralli ise 1968 Trakya Rallisi idi.

Adına eğitim seminerleri düzenlediğimiz sevgili arkadaşımız, üyemiz rahmetli Renç Koçibey’in Demir Bükey co-pilotluğunda bir Anadol ile kazandığı bu ralli sporumuzda yeni bir dönemin başlangıcı oldu. Daha sonraki dönemlerde Ege Rallisi, Türk-Yunan Rallisi, Hitit Rallisi, Kocaeli Rallisi ile Uludağ, İzmit-Keltepe ve Ankara-Kızılcahamam Tırmanma Yarışları düzenlendi. 1970 yılında Türkiye Otomobil Kulübü (TOK) Oran Sitesi inşaatı sokaklarında Türkiye’deki ilk pist yarışını organize etti, ancak güvenlik nedeniyle Ankara Emniyet Müdürlüğü izin vermeyince otomobiller tek tek zamana karşı mücadele etti.

Türk Otomobil Sporlarının dönüm noktası sayılan Günaydın Rallisi ise ilk olarak 1972 yılında düzenlendi. Ali Sipahi’nin girişimleri ile Günaydın Gazetesi tarafından organize edilen yarışlar, gazetenin birinci sayfasından duyuruldu ve halktan da çok büyük bir ilgi gördü. İlk yıllarda sadece yerli üretim otomobillerin katıldığı bu rallilerde o dönem ülkemizde üretim yapan Tofaş, Renault ve Anadol fabrikalarının takımları arasında kıyasıya çekişmeler yaşandı. Taksi şoförlerinden oto boyacılarına ve üniversite profesörlerine kadar çok değişik sosyal seviyedeki insanlar büyük zevk ve sportmenlik içinde yarıştılar. Hatta 1977 yılında Zonguldaklı bir taksi şoförünün damalı taksi otomobiliyle Türkiye Rallisi’ne katılarak çok iyi zamanlar kaydettiği biliniyor. 1979 yılından itibaren uluslararası bir kimliğe kavuşan, önce Balkan Şampiyonası ardından da Avrupa Ralli Şampiyonası’na dahil edilen bu organizasyon halen Avrupa Ralli Şampiyonasının en üst düzeyindeki bir yarış olarak düzenlendi.

Ülkemizde yerleşen yanlış bir kanaat olan zengin çocuklarının eğlencesi sendromuna kapılan TTOK yüzünden sporcular duruma müdahale ederek sporu federe ettiler ve 1991 yılında TTOK Spor Komitesi kapatılarak Otomobil Sporları Federasyonu kuruldu. Daha sonra 1995 yılında motosiklet branşı da federasyona bağlanarak Federasyonun adı, Otomobil ve Motor Sporları (TOMSFED) olarak değişti. 2004 yılında motosiklet branşının yeni bir federasyon çatısı altında yapılandırılması sonrasında ise yeniden isim Türkiye Otomobil Sporları Federasyonu (TOSFED) olarak değiştirildi. Federasyon çatısı altında motorsporları önemli bir gelişmeler kaydederken, kulüplerin sayısında da önemli artış gözlendi. Bugün TOSFED’e bağlı İstanbul, Bursa, Ankara, İzmir Antalya, Gaziantep, Bodrum, Kocaeli, Samsun, Tekirdağ, Muğla, Sakarya ve Şanlıurfa gibi pek çok ilde 40’a yakın kulüp faaliyet gösteriyor.

1993 yılında ülkemizin ilk yerleşik yarış pisti olan Yarımca Körfez Pisti’nin temelleri atıldı. 1994 sezonundan itibaren sporun gelişimi açısından önem taşıyan bu tesis sayesinde ülkemiz yeni motorsporları branşlarıyla da tanıştı. Formula 3, Nascar ve Motosiklet pist yarışları haricinde o dönemlerde düzenlenmeye başlanan Lada Cup, Ford Escort Cup ve Fiat Uno Cup gibi tek marka kupaları spora ayrı bir heyecan getirirken yeni isimlerin spora kazandırılmasında büyük rol oynadı. O yıllarda büyük bir gelişim sürecine giren Türk Otomobil Sporları, 1996 yılında İzmir Pınarbaşı Yarış Pisti’ne de kavuştu. 1999 yılından itibaren her iki pistte de düzenlenmeye başlanan Otomobil Kalkış Yarışları ise caddelerde sürat yapan gençleri pistlere kazandırma adına önemli bir rol oynadı. 2005 yılında ilk kez düzenlenen Formula 1’nın gerçekleştiği İstanbul Park Pisti ile de geçtiğimiz yıl ülkemizde pek ilk gerçekleşti. DTM, MotoGP, LeMans gibi sporun pek çok farklı disiplinini izleme fırsatını yakaladık.

Başarılı pilotlarımız, sporun gelişimine paralel olarak artan sponsor ilgisi sayesinde gerekli desteğe kavuşup yurt dışına açılma fırsatı buldular. 1994 yılından itibaren Nejat AVCI Avrupa Ralli Şampiyonası’nı takip etmeye başladı ve 3 sezon boyunca kazandığı birçok önemli başarının ardından 1997 yılında Avrupa Şampiyonu olarak uluslararası platformda o zamana kadar ki en önemli başarıyı elde etti. Daha sonra Volkan IŞIK 1998 ve 1999 yıllarında Dünya Ralli Şampiyonası FIA Takımlar Kupası’nda ülkemizi başarıyla temsil etti ve aynı şampiyonayı 2000 sezonunda Serkan Yazıcı da takip ederek FIA Takımlar Dünya üçüncülüğünü kazandı. Ülkemizde Avrupa Ralli Şampiyonası’na dahil düzenlenen en büyük ralli organizasyonu olan Türkiye Rallisi 2000 sezonundan itibaren FIA tarafından 20 katsayıya yükseltilerek şampiyonadaki en önemli rallilerden birisi haline geldi. Türkiye, Avrupa Ralli Şampiyonası’na dahil 20 katsayıya sahip 10 yarıştan birisine ev sahipliği yapmaya başlarken, 2001 yılındaki organizasyon yıl sonunda yapılan değerlendirme sonrası FIA tarafından yılın en başarılı Avrupa Şampiyonası rallisi seçildi.

Bu başarılı organizasyonları ardından 2002 sezonunda Dünya Ralli Şampiyonası’nın ilk yedek rallisi konumuna yükselen Anatolian Rally, 2003 sezonunda Safari Rallisi yerine Dünya Ralli Şampiyonası’na girmeye hak kazandı ve otoriteleri bile hayrete düşüren çok başarılı bir organizasyon oldu. Son 3 yıldır yapılan başarılı organizasyonlar ile dikkat çeken Rally of Turkey’de Dünya Ralli Şampiyonası’nın bir başka başarılı organizasyonu olarak ülkemizin tanıtımına büyük katkıda bulunuyor. 2001 yılında TOSFED Başkanı Mümtaz Tahincioğlu’nun, FIA Motorsporları Konseyi’nin 19 üyesinden biri olarak seçilerek görev aldığı 4 yıl boyunca motorsporları ile ilgili kararların onaylandığı en üst komisyonda ülkemizi temsil etmesi, sporun gelişimi açısından büyük bir gelişme oldu.

Tüm bu gelişmeler sayesinde, ülkemizin dünyaya tanıtılmasında etkin ve önemli bir strateji olan motor sporlarında yeni bir dönem başladı. Türkiye; bugün artık FIA tarafından Avrupa Ralli Şampiyonası’na dâhil en iyi ralli olarak değerlendirilen Fiat Rally ve 2003 yılında Dünya Ralli Şampiyonası takvimine giren Rally of Turkey gibi iki önemli ralli organizasyonu, Ford, Opel, Fiat, Hyundai ve Renault gibi otomotiv devlerinin Dünya standartlarındaki araçlardan oluşan yarış takımları ve Serkan Yazıcı, Volkan Işık ve Nejat Avcı gibi dünya ralli parkurlarında bayrağımızı gururla dalgalandıran başarılı pilotları ile dünya platformunda ve de yeni sporcularımızla motorsporlarında söz sahibi bir ülke olmaya hazırlandı.

Erken yaşta kaybettiğimiz Renç Koçibey eğitici ve yardımsever kişiliği yanı sıra ülkemiz motorsporlarında pek çok ilkin gerçekleşmesine öncülük etti. Yaşamı boyunca 25 yılda hemen hemen tüm yarışmalara katıldı. Yurt dışındaki rallilerde, ülkemizi başarıyla temsil etti. 1976 ve 1979 yıllarında Uluslararası Türkiye Rallisi’nde birincilik kazandı. 1984’te Balkan Şampiyonu oldu.  1992 yılında kamyon kullanarak katıldığı Paris-Dakar Rallisi’nde Afrika’nın içlerinde çok zor günler geçirmesine rağmen, finişe ulaşabilmesiyle büyük övgü aldı. Türkiye’nin ilk lisanslı yarışçılarından olan Koçibey’i 1993 yılında bir trafik kazasında hayatını kaybettik.

İstanbul Otomobil Kulübünün nüvesini Turing’in spor komitesi oluşturdu. Turing’in spor komitesi ilk uluslararası kurallara uygun ralliyi düzenlemek amacıyla 1968 yılında kuruldu. Kurum bünyesindeki spor komitesi ve Hakem Kurulu faaliyetlerini 1991 yılında TOSFED kuruluşuna kadar sürdürdü. Federasyonun kurulmasıyla TTOK yurdumuzdaki otomobil sporu denetim ve yönetim işlevini FIA nezdinde TOSFED’e devretti.

1986’da sporcuları bir çatı altında toplamak için İSOK (İstanbul Otomobil Kulübü) kuruldu. İstanbul Otomobil Kulübü’nü Başkanlığını sırasıyla Şevki Gökerman, Nejat Şengür, Berkan Kılıç, Satvet Çiftçi ve Galip Bilgin yaptılar. Hilmi Orbay ise TTOK Spor Komitesi’den, İSOK Yönetim Kurulu’ndaki, kulübün kuruluşundan bugüne kadar değişmeyen tek üyesi.

Türkiye Turing Otomobil Kurumu FIA’dan aldığı ülkedeki yüksek sportif yetkisini, 1990 yılında Bakanlar Kurulu tarafından kurulan Türkiye Otomobil Sporları Federasyonu’na sportif yetkisini devretti. İSOK, Turing döneminden başlayarak Federasyon çatısı altında faaliyet gösteren sporda önemli bir kilometre taşı olmanın yanında otomobil sporundaki en önemli köprü. Türk Otomobil sporlarının bugünlere gelmesinde büyük emekleri olan çok kıymetli üyeleri yanı sıra sporun geleceğinin sorumluluğunu üstlenecek gençlere de kapısına açan İstanbul Otomobil Sporları kulübünün 300’den fazla üyesinin arasındaki sevgi, saygı ve özverili görev anlayışıyla geleceğe güvenle bakmakta. | Ömer Tümay, İsok Dergisi, Sayı 2, Nisan 2006 | 19 Mayıs 2020 : 11.00

Son 50 haber

Yorum yaz

Go To Top
%d blogcu bunu beğendi: