2006 | Şevki Gökerman

Birlikte çıkmıştık, Cebeci sokaktaki İSOK Lokalinden bir akşam üzeri, “Ertesi sabah görüşelim” dilekleriyle… 25 – 30 yıl önce kullandığımız yollarda, Yalakdere, Boyalıca, İznik, Menteşe, Sölöz, Yenişehir yöresinde, bir ön çalışma yapacaktı 1993 Ali Sipahi Rallisi için. Gelemedi ayrıldığımız yere; gün ışığının karanlıklara yenildiği bir zaman dilimi içinde, göremedi önünde rahvan giden bir kamyonu…

Üzerinde kan lekeleri olan, sarı kağıda çizilmiş notlarını getirdiler…

Otomobil Sporlarına en yararlı olacağı zamanda bırakmıştı bizleri… Ne plânlar yapmıştık halbuki?… Yarışmayacaktı; bizim tarafımızda, yönetim tarafında yer alacaktı; birlikte uğraş verecektik omuz omuza…

Mezarı başında, diğer arkadaşların da gelmesini beklerken, bunlar geldi aklıma…

Levent Camisi’nden uğurladığımız gün yağmur, kar, fırtına vardı; onüç yıl sonra ise yağış yok ama her taraf bembeyaz…

Benden bir şeyler söylememi isterdi Başkan Satvet, ilk günden beri… Ben ki, eşim Duygu’nun “Dinleyen iki kişi buldu mu başlar konuşmaya, susturamazsınız” şeklinde eleştirdiği, itiraf etmem gerekirse bildiğim konularda konuşmaktan çekinmeyen kişi…

Bir şeyler söylemekte en çok zorlandığım, ağzımın kuruduğu, boğazıma bir şeylerin düğümlendiği, sözcüklerle saklambaç oynadığım  yerdi işte burası, bu mezarın başıydı… Söyleyeceklerimi kafamda şekillendirirken düşünürdüm hep, O’nun arkasından Cumhuriyet’te yazdığım yazının son cümlesi olan “Bir şeyin kıymetini anlamak için kaybetmek mi gerek ?”  sorusunun yanıtını…

Bu kez de yanıt ararken, çevreme bir göz gezdirdim…

Tanıdığım bir çok yüz vardı çevrede, gözleri hüzün dolu ve özlem dolu…

Kimi gözler “Fazla kalabalık değiliz”, kimi gözler ise “Toplumda birçok isim yapmış kişi için düzenlenen bu tür anma toplantılarında çok daha az katılım oluyor” diyordu sanki, gizlemeye çalıştıkları buğularının arkasında…

Ne olurdu gitmeseydin, en fazla sana da ihtiyar derlerdi…

Şimdilerde bizlere diyorlar da, ne oluyor ?…

Nur içinde yat Renç Koçibey, Nur’un gençleri aydınlatsın…

Yayım hayatına Berkan Kılıç ile başladığımız, bu kez Aydın ile sürdüreceğimiz İSOK Dergisi’nin bu sayısında, sizlere “Merhaba” demeden önce O’nu anmadan edemedim…

Adına düzenlediğimiz ve bir çok genç arkadaşımızı aramıza katan Eğitim Semineri bu yıl tekrar yapılacak. İnanıyorum ki gerek yeni katılmak, gerekse bilgilerini yenilemek isteyenlerle yine birlikte olacağız.

Sadece seminerde mi?… Hayır diğer ortamlarda da istiyoruz bu birlikteliği…

İSOK’un programı epey yüklü. Türkiye Şampiyonasına dahil bir ralli, bir tırmanma ve üç yarıştan oluşan İstanbul Şampiyonası. Bunlara ek olarak bir de eski Günaydın Rallilerini yeniden yaşama geçirebilme tasarımız ve eğitim uğraşlarımız… Bu etkinlikler yılın on ayını kaplayacak. Bekliyoruz sizleri, aramızda hepinize yer var…

Ben gençlere güveniyorum ve istiyorum ki gelsinler, birlikte çalışalım; bildiklerimizi, yaşantımızdan edindiğimiz deneyimleri onlarla paylaşalım, yarınlar ile ilgili görüşlerimizi aynı potada birleştirip aynı hedefe yürüyelim, karşımıza çıkan zorlukları ortak çabamızla aşalım, bir adım ileriye birlikte gidelim; insanın, hayatının her aşamasında kendi kendini geliştirmede kendisine kendisinden başka kimsenin yardımcı olamayacağı gerçeğini unutmadan…

Çok mu istiyorum acaba? | İSOK Dergisi, Sayı;1, 1 Mart 2006 | 17 Mayıs 2020 : 17.00

Son 50 haber

Yorum yaz

Go To Top
%d blogcu bunu beğendi: