Normalleşmeye adım adım

Tam yazımı toparlamış sağını solunu düzeltirken,

Aydın Hoşgör’den saatlerce aradığım ipucundan,

Çok daha fazlasını içeren bir mesaj geldi.

Ben devlet yöneticilerinin açıklamalarından yola çıkarak,

Durum değerlendirmesini güncellerken,

Gelen mesaj içeriği adeta çölde su bulmaktan farksızdı.

Mesajda yer alan takvimin adı Türkiye’de Yeni Normal’e Geçiş Takvimi.

Kaynağı covid19.saglik.gov.tr, yani doğrudan sağlık bakanlığı.

Takvimin işaret ettiklerine gelince;

Bu zamana kadar yaşadıklarımız olduğu gibi verilmiş.

Zaten bunları hepimiz biliyoruz o nedenle yazmıyorum.

Bu günden itibaren ise;

1-3 Mayıs: Sokağa çıkma yasağı

9-10,16-17, 23-26 Mayıs : Mayıs ayı boyunca Ramazan Bayramı da dahil olmak üzere sokağa çıkma yasağı uygulamaları (23-26 Mayıs arası Ramazan Bayramı)

27 Mayıs : Yeni Normale dönüşün başlaması

29 Mayıs : Sokağa çıkma yasağı uygulamalarının son bulması

5 Haziran: Liglerin seyircisiz olarak başlaması

(Bizim sporumuzu da doğrudan ilgilendiriyor)

8 Haziran: Okulların 1 aylığına açılması

12 Haziran: Belirli ülkelere uçuşların başlaması

Temmuz: Yeni ve etkili yöntemlerin geliştirilmesi

Ağustos: Okulların erken açılması

Eylül: Eski normal hayata dönüş.

Takvime göre 5 Haziran’dan sonra her an organizasyonlarımız da,

Seyircisiz bile olsa start alabilir.

*****

Sanal toplantılarda sona doğru..

Federasyon yönetiminin ilkini amatör ralliciler ile yaptığı sanal toplantılar son hızla devam ediyor. Branş branş kulüplerle ve sporcularla birçok toplantı yapıldı. Geçtiğimiz hafta gibi çok detay yazmayacağım ama genel olarak konuşulan bundan sonra ne olacağı takvimin neden henüz revize edilmediği ve olası takvimde hedeflenen yarış sayıları ve yeni takvimin nasıl oluşturulacağı konuları. Özellikle sporculara herhangi bir taleplerin ve eleştirilerin sorulması ise toplantıların bana göre en somut en değerli yönü.

****

Tosfed digital şampiyona

Kim ne zaman çalışmaya başladı ne zaman gündeme getirdi ve ilk adımı attı bilmiyorum. Ama benim gözlemlediğim ilkini Anok’un duyurduğu sanal yarışlar benzer bir ligin daha geniş bir kapsam ve içerikle, resmi bir unvan da eklenerek Tosfed tarafından start alıyor olduğu.

Tabi ki organizatörün federasyon olması farklı yönlerden konuyu zenginleştirmiş. Örneğin kazanan yarışmacılar Türkiye Dijital Pist Şampiyonu olarak federasyon tarafından ilan edilecekmiş. Bu işin iyice kızışacağının ilk göstergesidir.

Diğer bir taraftan iki eleştiri geldi kulağıma.

Birincisi katılımcılardan talep edilecek olan 50 TL’lik lisans ücreti.

Kimisi böyle bir sanal organizasyondan,

Neye dayanılarak ücret talep edildiğini sorguluyor.

Bana göre uygulama doğru.

Siz eğer bir çıta koymaz iseniz herkes katılacaktır.

Bu da şampiyonanın niteliğini düşürecektir.

Lisans ücreti adı altında talep edilen sembolik rakam bu yönden doğru bir uygulama.

Buradan gelir sağlamaya çalışmak ve federasyonun parası olmadığı için,

Kaynak çıkarmaya çalışıyor eleştirileri tamamen şehir efsanesi.

Diğer bir eleştiri ise kazananlara verilecek para ödülleri.

Birinciye 10.000 TL, ikinciye 6.000 TL ve,

Üçüncüye ise 4.000 TL para ödülü açıklamıştı Tosfed.

Bazı sporcular gerçek yarışlarda ödül yok iken,

Neden sanal olan yarışlarda bir para ödülü konduğunu sorguluyor.

Bu konuda doğru açıdan bakmak bence önemli.

Böyle bir etkinliği bende olsam bir ödül ile taçlandırırdım.

Rakamlar tartışılır tabi.

Diğer taraftan Klasik rallide dahil on bir branş saydım ben.

Ki bunların bazılarında genel klasman değil kategori birincileri ilan ediyor.

Hangi kazanana ne ödül verebilirsiniz?

Eleştirirken biraz da hesap yapmalı gibi.

*****

Anok’tan sonra Esok da digital etaplara yöneldi

Ankara otomobil Sporları Kulübü’nün öncüsü olduğu dijital yarışlara Ege Otomobil Sporları Kulübü’de adım attı.

Umarım sayı daha da artar ve daha fazla insana bu vesileyle temas edilir. Şahsen ben dijital yarışları pandemi dönemi keyifli zaman geçirecek bir aktiviteden çok bu ölü zamanda yapılan başarılı bir ön PR ve tanıtım faaliyeti olarak değerlendiriyorum.

Bu yönüyle kulüplerimizi ve sporumuzu duymayan tanımayan yeni insanların da camiaya katılabilmesi, gelecekte buradan reel olarak yeni yarışmacılar olabileceğine de yürekten inanıyorum.

*****

Üzüm yemek amaç, bağcıyı dövmek araç değil!

Bu köşede yazmaya başladıktan kısa bir süre sonra tanıdığım tanımadığım çeşitli kaynaklardan bilgi akışı gelmeye başladı. Kimisi değinmediğim konular hakkında bilgi paylaşırken, kimisi de doğal olarak yazdığım bazı konulara olan yaklaşımımı eleştirmekte idi.

Tabi ki olumlu olumsuz her geri dönüşü dikkate alıyorum. Sonuçta göremediğimiz bir açı ya da atladığımız bir nokta her zaman olabilir.

Fakat bu eleştiriler arasında özellikle federasyonu, başkanı, yönetimini, birçoğu sportif kurulla ilgili konuları daha fazla eleştirebileceğim ya da sporda yaşanan polemiklere daha detaylı yer verebileceğim konusunda gelen mesajlara aynı şekilde yaklaşamıyorum.

Her şeyden önce, sporumuzda farklı beklentileri olan, farklı reflekslere sahip ve farklı karakterlere sahip kısıtlı sayıda insanların oluşturduğu kulüpleri bile yönetmek bu kadar zor iken bir federasyonu yönetmek tabi ki kolay olamaz.

İki binli yılların başından beri federasyon seçimlerini ayrıca takip ediyorum. Özellikle de bizim sporumuzda seçilmek kesinlikle her şey değil. Örneğini bir değil birkaç defa yaşadık çünkü. Yaşanan krizlerde ise öncelikle federasyon ve dolayısıyla bütün camia her zaman kaybeden tarafta oldu.

Tabi ki yönetimin hataları olabilir, olacaktır da. Fakat özellikle de son yönetim ve başkan geçtiğimiz sezon sadece seçim sonrası yılı tamamladı. Bu sezon ise ilk defa tam baştan ve programlı şekilde işe başlayacaklardı ki yılın başından beri yaşanan bu talihsiz olaylar serisi meydana geldi.

Yaşanan depremi, şehit haberlerini ve hâlâ aşamadığımız salgın sorununun gölgesinde somut olarak konuşabileceğimiz konular; ilk defa takvimin daha erken açıklanmış olması, taslak kuralların daha sağduyulu şekilde revize edilerek ilan edilmesi, en önemli iki şampiyonaya yıllar sonra ana sponsorların bulunması, geçtiğimiz hafta başlayan sanal toplantılarla camia ile birebir görüş alışverişinde bulunulması ve dijital şampiyona ile boşluğun doldurulması için çalışmalar yapılması…

Geçtiğimiz sezonlara göre gayet başarılı bir gidişat aslında. Bu açıdan baktığınızda bana göre eleştirmek için bir şeyler aramak doğru değil.

Diğer taraftan camiamızın yani sporumuzun çok geniş bir kartelâya sahip olduğunu ve güzel olanında bu olduğunu düşünüyorum. Federasyonda aynı şekilde geçmişte yaşanan gereksiz polemikleri bir kenara bırakıp kaybedilen zamanı el birliğiyle aşmalı diye düşünüyorum.

Zira ne benim fazlasıyla bilgi sahibi olduğum polemiklere yer vermem ne de camianın federasyonla, federasyonun sporun diğer paydaşlarıyla yaşayacağı krizlerin kimseye bir faydası yok.

Tabi ki altını ‘ince bir kalemle’ çizdiğim konular oluyor fakat bunu dikkat çekip hatadan dönülmesi için bir işaret olarak yazıyorum ve bu nedenle çok da uzatmıyorum.

Sevgiyle kalın… Ama evde kalın..

28 Nisan 2020 : 11.35

Son 50 haber

Yorum yaz

Go To Top
%d blogcu bunu beğendi: