İlk röportajım

Önceki yazısını mim’leyerek bitirmişti Mesut.

Nasılsa benim yazacağımdan bahisle..

Ben de hatırı kalmasın diye geçtim klavye başına.

Beklediği kelimeleri önden dizeyim ki rahat olsun.

Evet, raytingte halen eline su dökmek mümkün değil.

Ajansın bayraktarı gibi en önde koşturuyor.

Ne sağlıkta ne yazıda ne de işinde hızı eksik olmasın

Bizlere de O’nu yakalamak farz oldu.

Bu da O’nun kulağına küpe olsun!

*****

Ama ortalıklarda yazacak haberin kıpırtısı dahi yok.

Ben de döndüm arşive, digital eski depoları karıştırmakla meşgulüm.

Yansımaları ajansın ana ekranından takip ediyorsunuz.

Fakat, ajansın modüler sisteme geçtiği Ocak 2010’dan gerisi sorunlu.

Haberlere, yorumlara, tablolara arşivde hızlı ulaşmak mümkün değil.

O yıllarda dergiler de bugünkü gibi digital ortamda hazırlanmıyordu.

Daktiloda yazar, Cağaloğlu’na gönderirdik, mürettip dizer geri gelirdi.

Gelen o yazıları da pikajda sayfalayıp film atölyesine havale ederdik.

Zaman o kadar hızlı akıyor ki, o günlerin nice ayrıntısı hafızada kayıp.

*****

Ama bugün, ilginç bir şekilde, çok mutlu oldum, çünkü,

Kütüphanemde Ralli Dünyası’nın ilk cildini buldum!

Düne kadar cilt talepleri karşılarken, kendi setim de gitmişti.

Üstelik bu, son yıllarda stokta bulunmayan serinin özel yapımıydı.

Hemen yapraklarını çevirdim, haliyle.

Birden, ilk röportajım karşıma çıkmaz mı?

Anılar geldi geçti biranda gözümün önünden..

Rahmetli Renç Koçibey ile Bostancı’daki evinde söyleşmiştik.

İlk kayıtlı bu röportajımda, sporun efsane ismi karşımdaydı.

Renç ile sohbetli röportaj saatler sürmüştü, çözmesi daha da uzun.

Derginin 7’nci sayısında fotoğrafsız 3 sayfa yayınlamışız röportajı..

Yarından sonra yeniden dizip, nostalji bölümünde ajansa alacağız.

Bu arada, aynı ciltte ikinci röportaj da Ali Bacıoğlu ile yapmışım.

1982 Türkiye Ralli Şampiyonu olduktan sonra, 8’nci sayıda beş sayfa.

Onu da inşallah hafta sonu ekrana taşırız.

Anlayacağınız, arşivde bulduğum dergi cildi nimet oldu.

*****

Dünyayı esir alan salgında ülkemizdeki ilk tanı 11 Mart’ta konuldu.

Çin’de ilk tespit 2019 son haftası, bu da 100 günden fazla demek..

Bugün, evden çıkıp Bostancı’da 2-3 km yaya mesafe kat ettim.

Normalde yarışlardan kalan alışkanlıkla uzun mesafe yürüyen biri olarak,

Uzun uzun yürümeyi dahi fena halde özlediğimi anladım.

Ve bu salgının tez zamanda yakamızdan düşmesini diledim.

Fakat, Fransa’dan İtalya’ya, İngiltere’den Avustralya’ya..

Sporla ilgili farklı yayınlardan edinilen bilgiler ışığında..

Bu kabusun hiç te o kadar kolay bitmeyeceği anlaşılıyor.

Önce yarım sezon kaybettik deniliyor ve revize ediliyordu.

Şimdilerde o revize takvimler yeniden elden geçiriliyor.

Görünen o ki, bu sezon yarışlar  sonbahardan önce pek mümkün değil.

*****

WRC’deki iptaller sonrası duruma baktım ve acaba dedim,

Sezon yeniden startını Türkiye’den alır mı?

Kenya ve Finlandiya takvimde tarih açısından daha zor görünüyor.

Yeni Zelanda ise takımlar için deniz aşırı uzak mesafe.

Geriye kalan ilk yarış Türkiye. Neden olmasın?

Bu arada, son yazısında Mesut’un federasyondan beklentisi ‘bilgi’ edinmek..

El oğlu seyircili-seyircisizi tartışırken ve de..

Takvimleri revize ederlerken, bizimkilerden yine ses yok.

Dışarıda atılan bu adımlarla kamuoyları bilgilendiriliyor.

Biz de bilgi akışı hiç olmayınca, haliyle bir yorum da yok!

15 Nisan 2020 : 19.45

Son 50 haber

Yorum yaz

Go To Top
%d blogcu bunu beğendi: