Nostalji | Hasan Kalaycı

Türkiye Ralli Şampiyonlarından Hasan Kalaycı, 16 Mart 2008’de Ankara’da otobanda geçirdiği bir kazada yaşamını yitirdi. Hasan Kalaycı’nın yanından bulunan ve başından yaralanan eşi Tuna Kalaycı, bir süre hastahanede müşahade altına alındı. Aynı zamanda iyi bir motosiklet sürücüsü olan Hasan Kalaycı, 1967-68 yıllarında motokros şampiyonu olarak dikkat çekti. 1981 sezonunda ise Murat 131’i ile Türkiye Ralli Şampiyonluğuna ulaşan Hasan Kalaycı 3 çocuk babasıydı. Hasan Kalaycı’nın vefat haberinin aynı gün ajansta yayınlanmasından sonra, Merhum şampiyon ile ilgili anı, anektod ve görüşlerini paylaşmak isteyenler için yine ajansta anı defteri açıldı. Deftere ilk mesaj gönderen, Asya Orhon oldu. Ardından Mustafa Akpınar ve Mehmet Emin Çevik de şampiyon ile ilgili mesajlarını paylaştılar. Mart 2008’de ajansta yayınlanan mesajları ajansın tozlu arşivinden indirip bir kez daha paylaşıyoruz. | 20 Mart 2020 : 21.45

*****

Şövalyeler ve uyuz motorlar

Size nereden başlayacağımı bilemiyorum.

Hasan çok eski dostum, yarış arkadaşım.

1964 senesi Robert Kolejden mezun oldum.

Siyasalı kazanmışım Ankara yollarına düştüm.

1963 senesi Kolej’de bir Amerikalı hocama ait 1927 model sepetli..

FNB (Fabrique Nasional Belgique) motoru retore etmiş, bir sene kullanmıştım.

Siyasala gelince yaya kaldık. Bir sohbette bize.

Keçiören Sağlık Bakanlığı hurdalığında Harley’ler olduğu söylendi.

5 tane aldık.

1951 ve 1952 modeller o zamanın yeni hidrolik lifterli 1200 cc makinaları var.

(Türkiye’nin ilk motosiklet gurubu ROZİNANTE grubunu kurduk).

Müthiş süratli şeyler.

Rozinante bu süratin aksi.

Şövalye Don Kişot’un uyuz yürümeyen atı.

Bizler şövalye, motorumuz UYUZ.

Sürat dişlileri ile oynadık (sepet dişlisi ile gelmişlerdi) yollarda bizi geçen yok.

Bir tek İtfaiye meydanından cılız-zayıf-ufak tefek bir delikanlı bize kafa tutar.

Kim bu haddini bilmez diye onu aradık.

Bulduk. HASAN KALAYCI.

O zamanlar yollarda V-8 Amerikan Mustang’ları var, en süratli araba.

Motosiklet olarak BMW ve BSA bir de Triumph var.

Japonlar daha gelişmemiş.

Ben devamlı Fare Okan diye Siyasallı bir abimiz var onunla yarışırım.

Rıza Şah Pehlevi yokuşunda ben önde giderken..

Zamanın bol paça pantolonunun paçasını karbüratör kaptı.

Motor yavaşladı ve Fare Okan beni geçti.

Bir daha benimle yarışmaz.

Tüm Ankara’yı aracı koyduk ve Fare Okan’ı yarışa ikna ettik.

Farabi Sokak Arsan Taksi şöförleri benim şahidim.

İtfaiye meydanı Hasan Kalaycı ve arkadaşları Fare Okan’ın şahidi.

İnönü’nün evi önünden Çankaya köşküne kadar yarış.

Ben ve Fare Okan abimiz start aldık.

Ben fare Okan abimi (şimdi o da rahmetli) geçtim.

Hasan, ‘yarışalım‘ dedi.

Ben de red etmedim.

Halbuki motorum BMW ile yarışacak durumda değil.

Birinci neden %25 uçak benzini kullanıyoruz.

Motor bir yarışlık. Aşırı hararet yapıp sıkışıyor.

İkincisi Fare Okan abinin motoru aldığımız 5 Harley’in beşincisi.

Eşit motorlar yalnız o aksesuarları sökmemiş ağır.

Uçak benzini kullanmaz oktanı düşük ve de meşhur silahım “sürat dişlisi” yok.

Hasan’a bu silahlar işlemez.

Yarış başladı. Ben fırladım ancak 3’leyemedim.

Motor 3’de ‘yemedi’ bu ara 3’leyen Hasan beni son metrede geçti.

Sene 2002 ve 2003.

Efsane motor bana “Türkiye’de en eski Harleyciler kim?” diye sordu.

O aralar mecmualarda yazılar yazıyordum.

Bildiklerimi saydım.

İzmir’den Aslan bey, Harley Necdet, Hasan Kalaycı ve benim Rozinante Gurubum.

Efsane Motor, Hasan’ı HOG Onur Üyesi yaptı.

Efsane motora “En eskiyi tesbit için PLAKA isteyin kayıt tarihine bakın” dedim.

Hasan 1959 da plaka almış, benden bile 5 sene eski.

Bana göre Türkiye’de hayatta olan o an TEK ve İLK.

Sene 2003 veya 2004 Istanbul’dan Ankara’ya (daha doğrusu Kıbrıs’a)..

Eve sürüyorumi kırmızı 1947 Harley’imle.

Otoyolda solumdan bir Mercedes Vito Van geldi.

Yavaş yavaş beni geçti arkasında römork.

Yavaşladı ben onu geçtim. Beyaz saçlı ihtiyar.

Herhalde genç iken Harley’i vardı dedim içimden.

Araba beni geçerken durmamı işaret etti, kenara çektim.

Vito yaklaştı, baktım bizim sevgili Hasan Kalaycı.

Ben kasklı filan, tanınmam imkansız.

Arabadan inerken, “Merhaba Hasan” diye ona koştum.

Hasan havalandı. Ralli şampiyonu vs meşhur ya.

“Beni nereden tanıyorsun” diye sordu.

Kaskımı çıkardım.

Gözyaşları sel.

Asya Orhon| Ralli Ajansı Arşivi, 21.03.2008 ; 22.35

***** 

“Gamalak”

Sevgili Hasan..

Acısı büyük..

Anlatmakla bitecek gibi birisi değil ki!

1974 senesi Anadol ile yarışıyoruz; Ankara’da mahalli bir yarış, Oran piste geldi.

Arabasını kendi yapardı.

Direksiyonu dahi su borusundan üstüne bildiğimiz..

Lastik hortum geçirilmiş durumda.

Ama o gün ilave olarak araba eğri duruyor.

“Hayırdır abi?” dedim, “araba eğri!”

Çok gülerek konuşurdu; “fakirliğin gözü kör olsun” dedi

“4 tane aynı teker alacak para yok, ne buduysam taktım…”

Yarış başladı, uçuyor!

Meğer hesap etmiş; nerede ise bütün virajlar aynı yöne dönüyor..

O tarafa büyük teker takmış ki kolay dönsün!

Yarışı aldı gitti ….

Kemal Eryarar ile çok takışırlardı, sonunda sulh oldular;

Aynı arabayla Günaydın Rallisi’ne girmeye karar verdiler.

Murat 124 hazırladılar, sene 1976 zannederim..

O zamanlar da amortisör filan bulunmaz.

Pek çok şey atölye imkanlarıyla yapılırdı.

Hasan iyi bir mekanik;

Oturmuş amortisör imal etmiş ama ayar fazla gelmiş, arada taş olmuş…

Ankara’da kapalı parka geldiler.

Arabanın arka bagaj zıplamaya dayanamamış ve kopmuş, tekerlere oturmuş.

Kaynatıldı vs yola devam…

Sonrasını Kemal abi anlattı;

“Frene basıyorum, direksiyon göbeğime değiyor..

Gaza basıyorum gaza ayağım yetişmiyor…”

Meğer araba esneyemediğinden bu kez de ortadan “kopmuş”..

Bayılırdı köylü ağzıyla konuşmaya..

Hepimize gamalakderdi.. (hala manasını bilmem)

‘Git kafanı ak çeşmelerde yıka’

Allah rahmet eylesin, mekanı cennet olsun.

Rahat uyusun, Allah geride kalanlarına sabır versin…

Mustafa Akpınar | Ralli Ajansı Arşivi, 21.03.2008 ; 01.30

*****

Hasan Kalaycı, ardında ‘iz bıraktı’..

Hasan Kalaycı ağabeylik niteliğini hak etmiş, yerine göre hoca..

Yerine göre dişli rakip,

Yerine göre sportmen bir yarışçı olabilmiş nadir dostlarımızdandı.

Hani ‘iz bırakanlar’ deriz ya, işte Kalaycı onlardandı.

Gerçekten iz bıraktı. Hem de canlı izler.

Eşi, oğlu, kızları, damatları, torunları..

Hepsi birer motor sporları sporcusu veya sevdalısı.

Dahası, spora kazandırdığı, hocalık yaptığı, destek verdiği onlarca yarışçı..

Balkan ve Türkiye şampiyonlukları..

Motor sporlarında sayısız sıra dışı olayın ya kahramanı ya da aktörlerindendi..

Yarışlarda Kalaycı’yı seyredip etkilenmeyen çok az yarış sever olmalıdır sanırım.

Agresif sürüş tekniği hala ezberimizdedir.

Önceleri Kemal Eryarar ile didişmeleri,

Birbirlerinin depolarına avuç avuç şeker atmaları,,

Triger kayışlarını kesmeler, kroslarda faullü vurup yoldan çıkarmalar,

Sabotajlara itirazlar, kavgalar, şakalaşmalar, iddialar ve daha niceleri..

Rallilerde kestirmeleri bulup ustalıkla kullanmalar,

Eşi ve kopilotu Tuna ile mütevazı arabalar ile

Misli misli beygirli arabalara kafa tutmalar ve hatta geçmeler..

Oğuz Gürsel’e ‘topuk-burun-pedal’ dersleri..

Nadir Ünal’a ‘kızmabirader taktikleri’ ile tur bindirmeler..

Daha ne renkli ve heyecanlı yaşanmışlıklar..

Teşekkürler Kalaycı.

Talep etmeden yardım ve destek vermeler..

Günün birinde telefon çalar, Kalaycı..

“Mehmet Emin, Manta’nın kıçını tutamıyorsun.”

-Doğrudur ağabey, ne yapmalıyım?

“Gel bende ilacı var..”

-Ciddi misin?

“Evet, çık gel hemen..”

Gidilir, masanın üzerinde kendi modifikasyonu bir çift McPherson amortisör kiti.

“Al, bunları tak, tamamdır..”

Alınır, takılır ve Manta yola oturur.

Teşekkürler Kalaycı..

istisnasız her isteyene karşılıksız bilgi…

Hatta, sorduğuna pişman edercesine, anlatır, anlatır, anlatır..

Üşenmeden, yakınmadan,

Saatlerce mekanik bilgisini yarış tecrübesi ile birleştirerek oluşturduğu pratiğini,

Hiç kıskanmadan hepimize paylaştı.

Özellikle Ankara’da öncü ve öğretici oldu.

Teşekkürler Kalaycı..

ANKART olarak ilk Karting pistini yaptığımızda,

Ne çok sevindiğini anımsıyorum, içim sızıyla burkularak.

“MEÇ, ne iyi yaptın, sağol, eksik olma.

Ben de Necati’yi hemen başlatıyorum” diyerek..

Süper Kategori bir araba edinip..

Derhal antrenmana başlatmasıyla hem bize moral,

Hem de destek vermiş oldu.

Teşekkürler Kalaycı..

Türkiye’ye Harley Davidson’u ilk getirendi, Kalaycı.

Harley’in İzmir limanına gemiden indirilişi,

Sonrasında Ankara’ya gelişi olay olup basında hayli yer almıştı.

Sonralar aile fertlerinin tümünün en az birer motosikleti oldu.

Endurolar, kroslar, yarışlar, yarışlar, yarışlar..

Necati’yi çok sıkı çalıştırarak sonunda kros şampiyonu yaptı ve..

O’nunla çok ta gururlandı, son nefesine kadar.

Bu arada, istenmeyen spor kazası; Necati, 11 gün yoğun bakımda..

Kalaycı 11 gün başında ve Trafik Hastanesi otoparkında arabanın içinde,

Yorgun ve üzüntülü geceler paylaştık paylaşmasına ama…

O baba, yüreği çok yanmıştı, çok…

Atlattık sonunda, şükürler olsun,

Ancak o koca adamın gözlerindeki yaşları hiç ama hiç unutamadım.

Şimdi de o bizim gözlerimizde irisinden birer damla, yaş,

Boğazlarımıza koca birer yumruk tıkadı ve gitti….

Selam olsun, uğurlar olsun, güle güle..

Teşekkürler Hasan Kalaycı, çok teşekkürler..

Mehmet Emin Çevik | Ralli Ajansı Arşivi, 02.04.2008 ; 13.15

Son 50 haber

Yorum yaz

Go To Top
%d blogcu bunu beğendi: