Yüksek ivme

Dün gece saat 11’den beri ajans trafiğindeki ivme çok dikkat çekici.

Bir haberin bu kadar etki yaratması beklentim dahi ötesi bir durum.

Konu, bir süredir yakın takibimde idi, sorgulamaktaydım.

Bilgi ajansa geldiğinde, bugüne devretmeden..

Dün gece yarısı yayına verdim.

23-24 arası sadece bir saatte tek bir günün trafiğini yakaladı.

Bu, bugün için de ipucu niteliğindeydi, nitekim, an itibari ile bu doğrulandı.

Haberin bugünkü trafiği yılın ilk 32 günü arasında zirve yaptı.

Bu arada, bugün öğleden sonra, aynı haberimizin..

Sosyal medyada da konu olduğunu yakinen takip ettim.

Duayen bir otomobil gazetecisi kendi sosyal hesabından paylaşınca..

Aldığı yanıtları da gördüm, konu gün boyunca sıcaklığını korudu.

Akşam saatlerinde bir başka duayen otomobil gazetecisi izin istedi..

Haberimizi kendi haber portalında da paylaşmak için.

Otomobil sektörünün iki kalemşörünün dikkatini çekmeyi başaran haberin..

‘Yarın’ da yüksek etkisini sürdürmesini bekliyorum.

Otoritenin yanlı, yanlış, hatalı karar ve uygulamaları..

Sporculara ve kulüplere danışılmadan alınan ‘ben yaptım oldu’ kararlar..

Zaman gerektirse de, ama kuruldan ama yargıdan bir şekilde geri dönüyor.

Bu konulardaki gelişmelerin de resmi siteden de verilmesini beklemek..

Saflık gibi görünüyor olsa da, aslında gerçeği bu olmalı.

Herkesin fikrini özgürce söylemesini, çizgisini bilmesini..

Hak’ların yenmemesini, yanlışlarla patinaj yapılmamasını..

El ve gönül birliği ile sporun daim ilerlemesini isterim.

Fakat, ne hikmetse başa gelindiğinde hep işler değişiyor.

İnsanları, sporcuları, medyayı ‘öteleştirmek’..

Birleştirici olmak yerine bölmek tercih ediliyor..

Üstelik, doğru bir yöntem olmayacağı bilinse de..

Ne yazık ki uygulama bu, oysa seçim günlerinde ilk söylem;

“Birleştirmek ve herkesi kucaklamak” şeklinde olur..

Uygulamada ise ilk iş, kendine aykırı gördüklerinin üzerlerini çizmek..

Farklı görüş sahiplerine hak tanımamak.

Yöntem basit, ver cezayı, al lisansı, kes seslerini.

Evdeki hesapların çarşıya uymadığı burada da bir gerçek.

Haksızlığa uğrayan kimileri, farklı görüş ve haklarını soruyor, sorguluyor..

Netice de almıyorlar değil, yanlışlar birer birer geri dönüyor..

Sporda oyun kurucu bazı sporcular, kulüpler, ne zaman..

Farklı bir görüş seslendirseler veya itiraz etseler..

Hemen başlarında demoklasın kılıcı beliriyor.

Ama bazıları yılmıyor sonuna kadar haklarını arıyorlar.

Son haberdeki de benzer bir durumdan farklı değil..

Bir festivalin parçası olmak, spor adına renk katmak istemenin karşılığı bu değil.

Hele ki, ülkenin 2 numarası, TBMM Başkanına kodrive yaptırmanın hiç!

Tersine, böylesi bir hadiseyi gerçeğe dönüşterene..

‘Spora katkısından dolayı’ törenle plaket bile verilmeliydi.

Ama burada maksat üzüm yemek değil, bağcı dövmek!

Festival alanı ‘yasak bölge’ sanki, teker basana ihtar atıldı!

Halid Avdagiç, tanır tanımaz, sever sevmezsiniz ayrı konu fakat..

Sporda oyun kurucu bir sporcu, hem de sınır ötesi bir kurucu.

Dünyaya iş yapıyor, kuralları ve şampiyonaları organize ediyor.

Kendine kalan dar vaktinde de direksiyona geçiyor.

Uzun yılların sadık ve has bir otomobil sporcusu.

Festivalde TBMM Başkanı’na adrenalini..

Bizzat yaşatmış olması tam ‘alkışlık’ bir durum.

Aldığı ‘ihtar’ ise hiç hak edilecek bir davranış değil.

Avukatları ile konuştu, otoritesine yazılı itirazını gönderdi.

Başkan’a kodrive yaptırdı diye karşılığında resmen ‘ihtar’ aldı!

Kendinden çok misafirinin kimliği için bu cezayı içine sindiremedi.

Hukuk yoluyla uğraştı, mücadele etti. Bunun da karşılığını aldı.

İlk günden beri takip ettiğim bir konudur bu.

‘Omurgalı’ duruşundan dolayı da ayrıca takdir ettim.

Keşke, bildiğim diğer konularda da taraf olanlar aynı hassasiyeti gösterse.

Susan değil, konuşan; yılgın değil coşkun bir camia olabilsek.

Umudum azalmıştı ama Halid, sağ olsun, yeşertti umutları.

‘İstenirse olabiliyor’u gösterdi.

Son haber içeriği için de ayrıca minnet borçluyum.

Yakında, ajansta benzer haberler görürseniz şaşırmayın.

2 Şubat 2020 : 22.00

Son 50 haber

Yorum yaz

Go To Top
%d blogcu bunu beğendi: