Ege’de neler oluyor?

Aslında bu ‘soru’ bu ara çok gündem.

Malum, dün Denizli 6 şiddetinde sarsıldı.

Türkiye’yi derinden etkiledi.

Şükür ki, bu kez kayıpsız atlatıldı.

Aynı sorunun farklı yansıması ise sporla ilgili.

Dün bugün ajansta okumuş olmalısınız.

Haberin başlığı, aslında, ajansa ulaşan haliyle;

“Sporcuya bayramda prim müjdesi şeklindeydi.

Başlık editör masasında biraz esnetildi.

Ama içerik olarak -bence- 9 şiddetinde.

Yıllardır ortak şikayet konusu, maliyetler..

Kayıt, taşıma, kayıt, lastik, vs..

Hep sporcunun cebinden çıkar.

Hiç cebe girenini görmedim, duymadım.

Ta ki dün öğlene kadar!

AYOSK’un bülteni müthiş keyif verdi.

Derece yapana para ödülleri ama..

Asıl değerlisi start alan herkese prim teklifi!

Mithat Diker, duayen apoleti taşıyan nadir biri.

İzmir’i, Aydın’ı, Ege’yi sporla ilmik ilmik örmek adına..

Yıllardır ve karşılıksız, hep veriyor da veriyor.

Yeni isimleri çekmek adına organizasyonlarında..

Kayıt bedelleri aldırmıyor, eksiklerini tamamlıyor.

Garajındaki arabaları da gençlere, sevdalılara amade..

O arabaların yıllı bakım, lastik, vs masrafları da cabası.

Ama bu son hamle gerçekten dört dörtlük oldu.

Hem içerik, hem zamanlama ile muhteşemdi.

Emekliye bayram öncesi ikramiye nasıl sevindirdiyse..

Eminim ki, sporcuyu da bu haber yerinden hoplattı.

Düşünün, podyuma çıkarsa ikramiye..

Start alan herkese katkı katılım payı.

Düşündüm, acaba 50-100 kayıt olursa eğer..

Katkı payı tutarı toplamda kaç para tutar?

Tahminimce, 30-60 bin lira..

Bir sezon bütçesi gibi bedel, herkese feda..

Tabii ki 50-100 kayıt çok afaki bir rakam görünüyor..

Çünkü bölgede yakınlarında o kadar sporcu ortada yok..

Ama primin ucu kapalı değil, kaç kişi gelirse deniyor!

Merak ettim, dayanamadım, sordum. Kime mi?

Mithat Diker’in en sağındaki kişiye; Enis Alpsoy’a.

Kendisi aynı zamanda İzmir’in sporumuzdaki temsilcisi.

İzmir’deki tüm kulüplerin, sporcuların, yarışlarının ortak noktası.

Sordum, ama kendi tahminlerimi de ekledim, ki yanılmadım.

Patronun tepesi atmıştı!

Madem öyle, bizde böyle dercesine..

Mithat Diker, eski ve tecrübeli sporcu, kulüpçü.

Eosk ve AYOSK’un kurucu üyeleri.

Eski kulübünden (EOSK) yana dertlenince..

Yeni kulübün (AYOSK) kuruluşunda önayak oldu.

Tüm güç, tüm destek AYOSK’tan kanalize etti.

Diğer tarafta EOSK ta spor adına yıllardır eşeliyor.

Ulusal Ege Rallisi ve tırmanması geleneksel.

Şapkadan çıkardığı son kart yerel bir ralli.

Komşu ilin ilçe belediyesinden aldığı destekle..

Amatörün gözüne sürdü feri, verdi gazı.

Nakliye, konaklama, belki kayıtta sıfır bedel!

İstanbul’dan dahi amatör tayfa niyetlendi.

Buraya kadar spor adına atılan bu adımlar şahane..

Ama ufak bir hata yapıldı, tarihleri çakıştırıldı.

Aynı hafta sonu AYOSK’un gece rallisi vardı..

Üstüne komşu ilde ralli konuldu.

İkisi de Ege bölgesi kulübü, ikisi de amatör ralli..

Aynı güne çakışması tesadüf mü?

Sanmıyorum, aksine tersini düşünürüm.

Ona gitmesin bana gelsinler..

Bana daha fazla kayıt olsun!

Olsun da, o da aynı bölgenin kulübü..

Her iki kulüp te spor adına eşeliyor.

Her ikisi de sporu geliştirmek istiyor.

İyi ama husumet işin neresinde?

Cevabına gelmeden önce, şunu belirtmeliyim..

Tarihi takvime ilk yerleştirmiş olan AYOSK..

İkinci senesi, tarihi bir yıl önceden belli onaylı.

Diğeri daha yeni, sonradan.. üstüne çıkan.

Aslında asıl sorun, sporun yönetim kalibresinde.

Her iki tarihi de onaylayan aynı federasyon.

İkinci ralli isteği için tarih çakışması görülemedi mi?

Yarışın üstüne aynı gün ikinci yarışı neden onaylandı?

Nasıl bir yönetim, nasıl bir anlayış, nasıl bir sportif idare?

Anlaşılır gibi değil. Dönelim asıl konumuza..

İkinci yarışın kulübü aslında Diker’in ilk göz ağrısı.

Kızdırıldı, küstürüldü, geri kazanılamadı.

O da yeni kulüp kurulmasına destek oldu.

Sporcuyu hareketlendirdi; yeni isimler kazandırdı..

Üç yıllık kulübünü yılların kulübüne karşı üç adım öne geçirmek için..

Kendini, kaynaklarını seferber etti..

Gece Rallisi, ilk senesinde de ilgi gördü..

İlk (geçen) senesinde de farklı bir çekişme vardı.

Bu sene ayyuka çıktı, iki kulüp, üstelik rallide karşı karşıya kaldı.

Yeni kulübünün yarış haftasına eski kulübünün yarış koyması..

Patronu (Mithat Diker) kızdırdı ve ‘madem öyle’ dedi..

Verdi primi, desteği, ödülü, bakalım kim ağır basacak?

Bu satırlar ekranda yer aldığı için herkes..

En başta Mithat Diker, ardından Yüce kardeşler..

Kızabilir, kırılabilir, ajansa tavır yapabilirler, olabilir..

Hepsi kabulüm, ama Allah aşkına söyler misiniz, haberin..

Satırların yanlışı, eksiği, taraflı bir yanı var mı?

Ege’deki sarsıntı ta buralardan..

İstanbul’dan bile sporu sarstı?

Keşke, her iki kulüp te böylesi başarılı daha fazla işlere imzalarını atsalar..

Ama birbirlerini kırmak için değil, sporu birlikte omuzlamak için.

Yoksa bu işin çıkışı yok, çünkü en başta spora kaybettirir.

Herkese hayırlı bayramlar.

10 Ağustos 2019 : 10.00

Son 50 haber

Yoruma kapalı

Go To Top
%d blogcu bunu beğendi: