Nereden Nereye…

Eskişehir son zamanlarda önemli aşama kaydetti.

Aynı zamanda Yarışma Direktörlüğü görevini de üstlenen..

Başkanları Nevzat Aslan arı gibi çalışıyor;

Allah bozmasın, önüne aşamayacağı engeller çıkmasın…

Naçizane bir takdirimi arz etmek istiyorum.

Yaşadığı sürece “ağabey’i olma onurunu yaşadığım

Zafer Vatansever’in adını özel etaplardan birine vermek..

Beni çok duygulandırdı.

Kim düşündüyse beynine sağlık…

Bu yıl düzenledikleri 10 uncu yarış Balkan ve Avrupa Ödülleri..

(FIA Europian Rally Tropy ve FIA Balkan RallyTropy) kapsamında…

Altı Bulgar ekip vardı katılan;

Miroslav Angelov, Georgi Gadzev, Yordan Atanasov, Yanaki Yanakiev..

Nikola Mishev ve Yordan Bataklıev yarışa renk kattılar;

Murat Bostancı,  Burak Çukurova ve Deniz Farhi’nin arkasından…

Bizimkileri fazla zorlayamasalar da önemli rakiptiler..

Dört değişik yörede asfalt zeminli parkurda koşulan rallide…

Toprak zeminli yollar bizde çok daha fazla var ve daha cazip..

Asfalt ikinci plânda kalıyor…

Kim ne derse desin rallinin toprak yollarda yapılanı..

Benim defterimde ön sıralarda…

Bir kez daha yineleyelim Nevzat’a “kolaylık dileklerimizi”…

Eskişehir’den döndük İstanbul’a;

Hadi gel köyümüze geri dönelim” türküsünü mırıldanarak…

Köyümüz köy”dü de..

Köyümüzün insanları köyümüzü ne kadar kendi köyleri olarak görüyordu…

Bir anda Shakespeare’ın Hamlet’indeki mezarcıları anımsadım;

To be, or not to be” derken ellerindeki kuru kafanın dişlerinde..

Altın var mıydı, yok muydu hiç akıllarına gelmiş miydi?…

Sanırım Direktör Uğur Müldür’ün de aklına gelmemişti..

Yüklendiği ağır bir görevin altında ezilmeme çabasındayken…

Ballıca, Göçbeyli, Oruçoğlu, Bıçkıdere özel etaplarının..

Dönüşümlü koşulması yarışın kompaktlığı açısından olumluydu…

Olumsuz olan hâlâ “çıkış listelerinin yirmili rakamlarda çabalaması”…

Olmuyor, olmuyor, olmuyor…

Ne yapılır, nasıl yapılır, kim yapar” bilemiyorum…

Sadece ben mi?…

Pek fazla bilenine de rastlamadım…

Kim bilir, belki de yeni şeyler öğrenme isteğim giderek azaldı…

Neyse, yaşlılığımıza ve “Huysuz İhtiyar”lığımıza verin…

Bizim yaşlılığımıza verin de..

Bizim gençlerden her zaman yinelediğimiz bir isteğimizi de unutmayın…

Rahmetli Hocam Behçet Necatigil..

Sokakta buruşturulmuş gazete bulsanız okuyun” derdi..

Hayatının hiçbir döneminde elinden bırakmadığı anlatılmaz tevazuuyla…

Benim dileğim de söylenen hiçbir şeyi aklınızın süzgecinden geçirmeden..

Kabul etmeyin ve uygulamaya koymayın…

30 Temmuz 2019 : 09.11

Son 50 haber

Yoruma kapalı

Go To Top
%d blogcu bunu beğendi: