Godoşların gazına geldik!.. Sorma…

Godoşların gazına gelip yazarlığı falan bırakmıştım, hatırlarsanız…

Aydın, tarih atıp,

“9 ayda çocuk oluyor üstat, daha yüreğin soğumadı mı?”

Diye mesaj atınca ayıldım.

Geçmişin muhasebesini yaptım kendimce…

Olanları tek tek gözden geçirdim.

31 Mayıs’tan bu yana o kadar çok şey değişmişti ki?..

Hayrete düştüm.

Önce, bizim Başkan’ın Marmaris Autofest’ini..

Yaptığı tesislerde darbe girişimi yaşandı…

Ardından, dünya çapında darbeci avı başlatıldı…

Amerika ile donan dış politika, Almanya ile askıya alındı.

Rusya ile ilişkileri bozan uçak düşürülmesi olayı netlik kazandı.

Ortadoğu’da İran’la bilek güreşi başladı.

Derken, Bayan Clinton beklenirken..

Doğrucu davut Trump, küt diye Başkan oldu…

Seçilmiş Başkan’ı hazmedemeyen elit kesim, sokağa dökülüp..

Bize hiç de yabancı olmayan görüntüler sundu!..

Ortadoğu’da bulunan küçücük bir devletin..

Koca Amerika’yı avucunda tutma hırsıyla..

Neler yapabileceğini bu kez açıkça gördük.

Var güçleriyle seçilmiş başkana bindirmeye başladılar.

Şoklar bitti sanıyorduk ki…

Reina faciası ile yeni yıla şaşkın girdik.

Ortak değerleri karşısına alan yaşam tarzı, 200 bin $ takviye ile zirve yapmıştı!..

Turizmimize verdiği zarar ise 20 milyarı aşacaktır…

Dolar destekli döviz kurları, hayatımızı bellerken..

Referandum süreci geldi dayandı.

Bu arada, Fenerbahçe’yi sonunculuktan kurtaran birkaç aylık Advocaat’ı..

Bizim basın, idam sehpasına oturtmaya kalkmaz mı?..

Çift kapılı İgor’un Galatasaray’ı Beşiktaş’a yenildi diye kıyamet koptu!..

Kimbilir, iki haftalık adamdan neler neler umuyorlardı?..

Boyacı küpü mantığına sahip basınımızın

IQ seviyesi beni tedirgin etmeye başladı.

Son sayımda 14 milyon 850 bin çıkan..

İstanbul’un tamamı ralli otomobilleri sergisine koşmaz mı?..

Bu kadar olay karşısında dayanamadım ve “Gün bu gündür” diyerek..

İş başı yapmaya karar verdim!

Sahi ya, unuttum… Yarışlar mı?..

Doğrusu çok da tik’imde değil ama zaman ayırmaya çalışacağım.

Yukarıdaki listeye bakıp nereden başlasam diyordum ki…

Güncel bir olay ile start vermek istedim yazıma…

Peugeot Genel Müdürü değişti.

Basın toplantısını izledim.

İlk kez ülke temsilcisi tarafından desteklenen..

Bir ralli takımının şampiyon olduğunu keyifle anlattı.

Yağız/Bahadır dedi…

Alışık olmadığımızdan bu tarz, hoşuma gitti…

Devamını dilerim.

Klasikçilerin eski Başkanı Ahmet Öngün..

Polo R ile Megane Trophy’nin..

Pistteki test rekabetini içeren bir video atmış bana, sağ olsun…

Renault Megane’ın, VW’ye attığı farkı görünce, son şampiyon adına üzüldüm…

Rallide sabah kadar şampiyon olsan da..

Sokakta geçilmeyeceksin arkadaş…

Renault demişken… Yok olduğum süre zarfında boş durmadım.

Renault Sport’un 40. yılı şerefine bir şeyler yapmak niyetindeydim.

İşe tepeden başlayıp, Cengiz’i aradım. A110’unu istedim.

Beni zarifçe reddetti ve takdirimi bir kez daha kazandı.

Ben de olsam satmazdım.

Sonra, Renault 12 STW 4×4 yapmak istedim.

Dakar’a katılana benzer, Calberson boyalı falan…

Özel Tim için getirtilmiş olanlardan bir tane de temiz buldum…

Ama maalesef, sahip olduğumuz TÜV muayene sistemi..

Bu kayıtlı olmayan teknolojiye onay vermiyordu.

Yıkıldım ve caydım.

Ardından R12 Gordini için kolları sıvadım.

Baktım, semeriyle sekseni aşacak, fazla da bir şey olmayacak.

Ondan da caydım, ki 1.6 blok, G jant falan ayarlamıştım da.

Sonra, bu yılın Nejat Avcı’nın..

Avrupa F-2 Şampiyonluğunun 20. yıl dönümü olduğunu anımsadım.

Renault Maxi Megane Coupe’ye aşık biriyim.

Duayen kişi, sevgili Aytaç Kot’un sessiz, sakin tavrıyla..

Bize hediye ettiği bir zafer bayramıdır, bu aynı zamanda…

Başladım Megane-I araştırmaya…

Yalanım olmasın, bu hayalin peşine düşüp..

4.500 – 5.000 km. yol yapmışım…

Yurdumu, köşe bucak gezdim, gördüm.

Çoğunlukla aziz olan insan tanıdım.

Hatıra, dost ve kadir kıymet sahibi oldum.

Gönül zengini oldum…

Daha rafine, daha mütevazı, daha realist oldum…

Bu hâyâl bana çok şey kattı.

Çiziktirdiğim yol haritam hâlâ durur…

Bu gün, ülkede tek olan bir Megane-I kolleksiyonum var artık.

Hepsi de yüz bin km. altında olan..

2.0 RS Coupe, 1.9 dtCi Coupe ve 1.6 Coupe Cabrio.

Bir Cengiz Arsay, bir Cengiz Artam koleksiyonuna sahip değilim elbette.

Ama küçük girişimimden dolayı da mutluyum. Artı, gururlu…

Zaten hayat denen süreç..

Sahip olduklarımla mutlu olabilme döngüsünü yönetme sanatıdır.

Lamborghini’yi, manken kızları, yatları, villaları unut.

Hiç birimiz Ronaldo değiliz.

Olamayız. Olmaya da gerek yok zaten…

(Haa… Ben olurum diyorsan, hodri meydan, tutan yok)

Bu yaşa gelinceye dek çevremde gördüğüm en büyük defo…

Sınırların, kapasitenin aşırı zorlanması sonucu düşülen..

Geri dönüşü olmayan yol, olmuştur.

Bu yol bir girdap olup, seni hep çeker, sürükler.

Onun için eldekiyle, yetin, mutlu ol, devam et…

Bilmem anlatabiliyor muyum?..

(İskender Doğan’ın Aşk ve Gül şarkısına döndü konu)

Evet… Geldik yazımın finişine.

Gündeme uygun olarak yazmaya devam edeceğim kısmet olursa…

Hele motorum bir ısınsın da!.. Görüşürüz.

Not: Bilmeyenler için, Godoş, boynuzlu demek. Bilginize.

Son 50 haber

3 Yorum - “Godoşların gazına geldik!.. Sorma…”

  1. abi saol güzel olmus malboraed ne olacak acacakmısın ?

  2. Hızır abi özlettin.
    Takipteyiz.

  3. kartalda avmde ralli arabalarını dizmişler ne bilgi ne açıklama var

Yoruma kapalı

Go To Top
%d blogcu bunu beğendi: