Bizden..

Çok değil, iki ay öncesiydi.

Spontane bir telefon görüşmemizle başladı her şey.

Spordaki kadın mottasıyla çıktığı yolda fersah fersah yürümek niyeti.

Onca yılın dergi tercübemi uzun telefon diyaloğumuzda paylaşınca,

Sporda kadın içerikte bir dergi yapmaktan zorda olsa vazgeçirmiştim.

O gün prensipte anlaştık, dergiye röportaj, ajansa makale yazacaktı.

4-4’lük paketin bir ayağı kısa kaldı. İlk ve tek röportajı, dergide çıktı.

Ama, maşallah, ajansta yazarlık konusunda adımları irileşti.

Son yazısı bana fazlasıyla keyif verdi, ustalık izleri sezdim.

Bunu kendisi ile de paylaştım, sanırım mutlu oldu.

Esra Küçükyalçın, ‘dar’ bir alanda didiniyor, ama iyi işler çıkarıyor.

Asıl değinmek istediğim konu, gördüğü kısıtlı ilgi.

Hemcinsleri yani kadınlar, sporumuzda hem sayıca azlar,

Hem de sanki kaf dağlarındalar.

Birçok kadın isim ile kontak kurduğunu biliyorum.

Geri dönüşlerin çok eksik kalmasında sorun, bence karşı tarafta.

Kadın, kadının dostu mudur, düşmanı mı belli olmaz derler.

Bir kadından gelen röportaj teklifine, bir kadın neden ayak sürçer?

Kadın sporcuların peşinde koşan çok yazar, gazeteci mi var?

Her biri de Williams kardeşler olmadığına göre,

Kendilerine uzatılan kadın eline, neden sahip ve destek çıkmazlar?

Haliyle kadın röportajlarının tek’te kalması sebebi bu.

Yoksa, Esra’ya kalsa dergide ayrı ek yapacaktık, kadınlar için.

Umarım, sporumuzdaki kadınlar teptikleri nimeti fark ederler.

Esra’nın yazarlığa yönelmesini önerdiğimde tereddütlüydüm.

Fakat, henüz 9’ncu yazısında tüm tereddütlerimi dağıttı.

Üstelik periyot sektirmiyor, ki bu da çok önemli.

Kendini böylesine geliştirmeyi sürdürürse,

Ajanst ve dergide daha çok kadın içeriği okursunuz.

*****

Yazmak, kelimelere dans ettirmek hiç kolay değil elbette..

Herkesin harcı değil, ama asıl yazacak cevheri keşfetmek zor.

Önerip, köşe-sayfa açtığım birçok erkek yazar uzun soluklu olamadı.

Keyif aldıklarım ise, farklı nedenlerle erken havlu attı.

Her tökezlemeden sonra ben, yeni arayışlar içine girdim.

Umudumu tüketmediğim gibi, yeni ve farklı yazarlarla el sıkışıp,

Dergi ve ajansa farklı renkler katacağıma olan inancım hep canlı.

Bu anlamda Esra, fazlasıyla yüreklendiriyor beni.

Bence, özellikle de kadınlarımız, kendisini yüreklendirmeli.

Ki, önce kendi seslerini duyabilsinler, görebilsinler.

Bize kalsa, kadın sporcularımıza bakacak nefesimiz yok.

Esra’dan daha renkli kadın sporcu hikayeleri,

Röportajlar ve köşe yazıları (makale) bekliyorum.

*****

Hazır yazarlarımızdan söz açılmışken devam ediyorum.

Umduğumdan uzun soluklu çıkan Mesut (Bıyık), 70’li yazılara koşuyor.

Kulüp başkanı iken ve sonrasında yazmak için daha çok vakti vardı.

Ama şimdilerde işinde çok ama çok yoğun, biliyorum.

Salı günleri diye başlayan yazıları, artık günsüz oldu.

Çarşamba, Perşembe derken, cumartesi pazara kaydı.

İlk kez dün, yeni haftaya sarktı, yazılarının arası biraz açıldı ama,

Mesut, yazmaya devam ederek, bizleri mesut etmeyi sürdürecek.

Bizler de kendisini okumak için sabırla bekleyeceğiz.

*****

‘Başkan’ Jeep Murat (Taşlıdağ), İstanbul’da iken hızlıydı.

Güneye göçtükten sonra yazmakta biraz duruldu.

Merkezden uzaklaşınca içerik konusunda zorlandı sanırım.

Niyeti hala var, gönlü hala canlı biliyorum ama..

Vakti ve içeriği dar, bu ara çok sıkıştı, arayı çok açtı.

Son dergideki sayfasında ajanstaki bir yazısını yayınladık.

Önceki sayıda da sayfasını haberle değiştirmiştik.

Ama inanıyorum ki, Murat ta yeniden ivme kazanacak.

*****

Hatırlarsanız, yakın geçmişte bir Nurican (Hızır) vardı.

Farklı bir pencereden girdi, uzun soluklandı ama,

Kızdı, küstü, kırıldı, kırdı kalemini çekildi köşesine.

Oysa, onca yazısı çok tıklanan bir yazardı.

Çok dil döktüm, nafile, işe yaramadı.

Şimdilerde, Ege’de bir köyde, inzivai bir hayat sürüyor.

Bayramdan bayrama bir kart atmasının dışında görünmüyor.

Kendisine çok söylediğim için burada yazabiliyorum.

Yokların hesabı tutulmuyor, ortadaysan varsın, yoksa yoksun.

Ortalıkta olmayınca da kimse aramaz, sormaz, bilmez.

Böylesine nankör bir meslek ve camiadasın dedim, ama,

Dinletemedim. Kaydı avucumdan, çekildi köşesine.

*****

Bir de ben. Çuvaldızım hazır, merak etmeyin.

Baktım da ben de arayı bu ara biraz uzun tutar olmuşum.

Ama mazeretim var, kendimce. Sadece makale değil işim.

Ajansın her haberindeyim, derginin de her sayfasında.

Haliyle her an karşınızda, yanı başınızdayım.

Bazen benim de makale yazasım gelmiyor, ne yalan söyleyeyim.

İçerik bulamamaktan değil benimkisi.

Bulduğum içerikleri anında haber olarak yayına veriyorum.

Bu yüzden, aslında ben her gün, 3-5-10 kez yazıyorum.

Makale tadında olmasa bile, haber olarak.

Kırınganlıklarım, yılgınlıklarım olmuyor mu?

Oluyor elbette, ama işin doğası bu.

Her sabah, yeni bir güne uyanırken, resetliyorum kendimi.

Bazen dozajım kaçmıyor değil, misal dergi son sayısı.

Yine yıllar öncesi gibi kaptırdım kendimi.

Dergi 100 sayfa çıktı. Biraz daha kaptırsam, 150 işten değil.

Çok yıllar önce, yine dergide 160-170 sayfalık sayılar yapmıştım.

Bu arada ralli-mekanik derken 300 sayıyı devireli çok oldu, fakat,

Yıl bitmeden Ralli Dünyası’nın 250’nci sayı’sını yapacağız.

Şimdiden hepimizi tatlı bir heyecan sarmadı değil.

*****

Son sayı yenilikleri gözden kaçmış olabilir diye yineleyeyim.

Ki, yenilik sadece 100 sayfa olması değil elbette..

Otomobil sayfalarımızı da geliştiriyoruz.

Belki, kimbilir dergi, dergi doğurabilir!

Belki de bu aralar çektiğimiz doğum sancısıdır bunlar.

Çok kalmadı, çok yakında, inşallah. Bu arada, Ralli Dünyası,

Bu sayıda sadece abone değil, perakende de satışta.

Ajansın alt yapısındaki dergi bölümünden talep edilebilir.

Üstelik, kargo bizden ve kapıda ödeme seçenekleri ile..

Tüm bunlar, dergiye ulaşamadım diyen kimse kalmasın diye.

*****

Bir de itiraf; bunca uzun soluklu yayıncılık hayatımda,

Bu kadar zorlandığımı pek hatırlamıyorum.

Ki, elbette, önceki dönemlerdeki gibi finans sorunları dağ gibi.

Reklam sıkıntısı üstüne cabası, ama en önemlisi ‘içerik’..

Yarışsızlıktan üretimde fena zorlanıyoruz.

Sadece içerde değil, dışarda da yarışsız aylar geçirdik.

Hala da sağlam takvimler yok ortada, el yordamı gidiliyor.

Sporcu ise şaşkın, inzivaya çekilmiş halde çoğu.

Umarım en kıza zamanda yarışsızlık sona erer..

Biz de hem ajansta hem dergide vites büyütürüz.

Yine spontane oturduğum klavyenin başından kalkmayı bilemedim.

Belki incir çekirdeğini doldurmadı, diye düşünebilirsiniz ama,

Onca satırı okuyup ta buraya vardıysanız eğer, teşekkür ederim.

Maske-mesafe-hijyen üçlüsünü asla elden bırakmayın.

Kalın sağlıcakla. | 24 Mayıs 2021 : 23.00

Son 50 haber

Yorum yaz

Go To Top
%d blogcu bunu beğendi: