Lifted34; Yükseltme Merkezi

Kullarlı Murat bey (1964) ve İzmitli Zeynep  hanımın (1970) büyük oğulları Burak Altıntaş, 1994 İzmit doğumlu. İki yıl inşaat teknikerliği okuduktan sonra eğitimini mimarlıkta sürdürdü ama zor bir bölümdü, oysa tüm vaktini ve gayretini yeni kurduğu işine vermek zorunda kaldı ve bu tercihinden dolayı eğitimini yarıda bıraktı. Lifted34 adını belirlerken, önce Türkçe isimler baktıklarını söyledi, fakat ‘daha profesyonel görünmesi için’, yaptıkları iş olan ‘yükseltildi’ anlamında Lifted’te karar kıldıklarını ve merkezi olması için de 34’ü eklediklerini söyledi. Bugün 7 kişilik ekipte mekaniklerin yanı sıra Zeynep hanım ve Murat bey de aktif olarak görev alıyorlar.

Zeynep hanım, şirkette anne-baba-oğul arasındaki resmi hitaplarının iş ortamına farklı bir etkisi olduğunu, müşteriler nezdinde de dikkat çektiğini söyledi. Lifed34’ün patronu Burak, annesi Zeynep hanım koordinatör görevinde, baba Murat bey ise daha çok dış ilişkilerle odaklı. İstanbul Ataşehir sınırları içerisinde Örnek mahallesindeki Lifted34’ün merkezinde aile sıcaklığını gözlemlemek çok mümkün. Burak, aslında mesleğini kendisinin seçmediğini savunurken, yakın çevresinin ‘bu işi yapması için’ adeta kendisini yönlendirdiğini savundu. O yıllarda, 2008 model Ranger’ı olduğunu ve bu aracını kendisinin modifiye ettiğini, sekiz yıl önce, doğru düzgün ekipmanı dahi olmadan yaptığı bu ‘ilk’ modifikasyonda ‘demir tamponları’ kendi yapıp, kupa yükseltmesini de evinin önünde üç gün boyunca kendi başına yaptığını anlattı.

Ranger’i ilk aldığı yıl, Kartepe’ye çıktığını ve sürekli ‘su ile çamurda’ sürmeyi tercih ettiğini söylerken de İzmit’te o dönem revaçta olan ‘offfroad’da kendisine bir geniş bir çevre edindiğini ve Ranger’ını da bu çevreden ‘görerek’ şekillendirmeye başladığını ekledi. O yıllarda daha çok Mitsubishi L200’ler çoğunlukta olduğu için, Ranger adeta yok denecek kadar azdı ve var olanlardan ‘görerek’, biraz da ‘kendi bilgisini katarak’, bu tecrübeleri yurt dışı araştırmaları ile de pekiştirdiğini ve kendi aracının modifiyesini tamamladığını aktardı.

Yaptığı iş, çok beğenildiği gibi kendisine de ciddi referans oldu. Yine o yıllarda Ranger’ın sanal ortamda etkili bir fan sitesi olmadığını, var olanının ise bir şirketin kontrolünde salt fotoğraf yüklenen ve ürün paylaşımından öte geçmediğini fark edince Ranger’la ilgili bu eksikliğin üzerine gitti ve beş yıl önce instagramda ‘FordRangerTR’ adıyla bir sayfa açtı. Halen aktif durumda olan bu offroad grubunun yöneticisi durumunda.

Üç yıl önce kurduğu Lifted34, sadece Ranger değil, her markaya hizmet veriyor. Kendisi de kullandığı ve en çok işlemi Ranger’lar üzerine yaptıkları için, bu marka daha bir ön planda. Bu arada, farklı zamanlarda sahibi olduğu dört araç ta Ranger olduğu için aracı çok iyi tanıyor. Ranger’ı diğer markalardan ayıran başlıca özelliğini, ‘Amerikan duruşu’ olarak özetlerken, araca yaptıkları ‘dokunuşlarla’, ‘daha bir Amerikanvari durduğu’ ve ‘offroad makyajının çok yakıştığını’ düşünüyor.

Bir de özeleştiri yaparak, ‘araziye girdiğimiz zaman ABS lambaları yanmadan çıkmıyoruz’ derken, bundan dolayı araca karşı soğumadıklarını da eklemeyi unutmadı. Çamurdan çıktıklarında dahi araç o kadar şıktı ki, kendilerini cezbediyor. Geniş kitleyi etkilemesini de ‘tamamen aracın yakışıklılığı’ ile özetledi. Lifted34’ün faaliyette olduğu üç yıl içinde üçyüzün üzerinde araca ‘tam proje’ formatında dokunduklarını anlatarak, bundan tam olarak neyi kastettiğini şu ifadelerle özetledi;

”Standart araç geldiğinde müşteriyi ‘aracını ne şekilde kullanacağı’ konusunda dinliyoruz. Biz, müşteriye size bunu yaparız diyen bir firma değiliz. Müşteri geldiğinde diyoruz ki, ‘bu aracı ne için aldınız?’ Bize diyorlar ki, şehir içi kullanıp, hafta sonu patika yollara gideceğiz. Benim çamurlukla, vinçle bir işim yok’. Müşterinin istekleri doğrultusunda orta bir noktada buluşuyor ve kendilerini yönlendiriyoruz”.

Müşterinin anlatımları ve kendilerini yönlendirmesi sırasında yoğun bir işbirliğine gidiyorlar. İş emrini birlikte oluşturduktan sonra bu kez teklif veriyorlar, müşterinin oluru alındıktan sonra işe başlanılıyor. Lifted34’ün konusunda lider bir olduğunu savunurken, bu arada toplumda iyi bilinen ünlü isimlere de birçok araç yaptıklarını ve belli bir kitleye ulaştıklarını, şimdi ise bu kitlenin kendilerini daha da ileriye doğru taşıdıklarını söyledi.

Bu yıl Trans Anatolia Rally Raid’e katılacak olması, tamamen ikonik bir durum! Maratonun, önceki yılına ait broşürün kapağında yer verilen Beyaz Wildtrak Ranger aracı gördüğünde, o zaman kendi aracında 35 lastik ve fazla yükseltme gibi çok fazlalıklar olduğunu ve yolda arabanın hantallığından ve gidişinden keyif alamadığını anladı. Broşürdeki aracı gördüğünde, bir benzerini kendisi için yapmaya karar verdi ama sonrasında denk geldiğini ve broşürün kapağındaki aracı satın aldığını anlattı.

Revizyonlarını tamamladıkları aracın, kapak fotoğrafından sonra üzerinde çok fazla oynanmış olduğunu tespitle, arabayı toparladıklarını ve günlük hayatta kullanabilir aynı zamanda da kampa gidebilir hale getirdiklerini ve kasadaki kamp odaklı çadır sisteminin istediğinde sökülüp yarış arabasına çok rahat dönebildiği, bu aşamada kendisinin bir şeyler kattığını, İtalya’dan jant getirdiklerini aktardı. Bu aracı aldığı anda TransAnatolia’ya katılmaya kesin karar verdiğini söyledi.

Maratonda ralli (sportif) kategorisinde yer almayı düşünmesine karşın, bu yıl raid (gezi) yapmakla, aracı parkurda görmeyi planladığını söyledi. Raid için tripmaster gibi ekipmanları genelde kiralanırken, kendilerinin satın almayı tercih ettiklerini anlattı. Aracını mekanik anlamda da ralli kategorisine katılacak gibi hazırladıklarını, sırada hafifletme işlemleri olduğunu söyledi. Kısa ve mahalli bazı yarışlara katılmış olsa da, maraton gibi uzun soluklu yarışlar ve navigasyon konusunda bir tecrübesi olmadığını vurgulayarak, maratonun tam olarak ‘sakinlik’ üzerine kurgulu bir yarış olduğu söyledi.

Raid’de kendini ‘sakin tutabilen’ ve ‘kaybolmayanın’ kazanacağını, daha önce maratonda yarışan çok fazla kişi ile konuştuklarını, AVC’nin şampiyon sporcu patronu Adnan Ofluoğlu’ndan da tecrübe aktarımı aldıklarını anlattı. “Maraton için, baktığım zaman genel prosedür, sakinliği korumak” diye yinelerken, navigasyon konusunda kopilotluğunu yapacak olan kardeşine güvendiğini söyleyerek, kardeşinin bilgisayar ortamında otomobil yarışı çok fazla oynadığı için navigasyon konusunda biraz tecrübesi olduğunu ama birlikte katılacakları AVC eğitimlerinde bu konuda daha fazla bilgi alabilecekleri ifade etti.

Yedi gün boyunca 2500 km’li uzun soluklu maraton konusunda herhangi bir endişesi olup olmadığı sorusuna, “raid yapacak olmamıza rağmen, araba kırılır mı konusunda elbette endişem var, ama kırıp dökmeden de zafer kazanılmaz” dedi. Bu ‘kırılma endişesi’ konusunda öngörüsünü sorduğumuzda ise “araç çok fazla yüklü; demir tamponlar, vinç gibi ağırlıklar var” diye konuştu. Raid’de tam olarak ne ile karşılaşacaklarını bilmedikleri için demir tamponu sökmeyeceklerini, bir ağaç veya engel ile karşılaştıklarında o an kopilotunun vinç bağlamadan dayanıp gitmesini söyleyebileceğini ve bu nedenle demir tampona ihtiyaç duyabileceklerini ön görüyor.

Tampondan vaz geçmese de üzerindeki çadırı sökerek, kamp modundaki aracı daha çok yarışa çevireceklerini, arka kapak ve arka koltuklar gibi birçok malzemeyi de azaltacaklarını ekledi. İlk yarışlarında ‘görerek tecrübe’ edinmek niyetini açık ederken, önümüzdeki sene ralli kategorisinde yarışırken demir tamponu sökeceklerini vurguladı.

TransAnatolia’ya kayıt olduklarında önce Bodrum’daki yarışa kayıt yaptırmadıklarını, ama maraton konusunda konuştukları herkesten, ilk üç gün içinde tam formatı çözene kadar mutlaka kaybolacaklarını dinlediklerini ve bu yüzden çok antrenman yapma tavsiyesi aldıklarını aktardı. Antrenmanın işin gerçeğini yansıtmayacağı ve tecrübe olması için Bodrum’daki yarışa da katılmaya sonradan karar verdiklerini söyledi. Bodrum, papatya tarzı parkura sahip ve her gün etaplara gidip servise geri dönmek şeklinde olsa da, totale bakıldığında raid konsepti maraton ile aynısıydı.

Bodrum yarışının Haziran ayına ertelenmesi kararı açıklanmadan önce de aracını mekanik anlamda hazırladıklarını, aracın önünü düşürerek, aksları yenilediklerini, direksiyon kutusunu revize ettiklerini, mekanik pek çok operasyonu tamamlanmış durumda olduklarını belirtti. Bodrum’daki yarışta arabanın dayanıklılığını da görmüş olacaklarını, sorun çıkacak nokta konusunda öngörüsü sorulduğunda ise ‘demir tampon olduğu için ağırlığından dolayı taşıyıcı sistemlerden kaynaklı amortisör kırılabilir. Araçta get sistemi yok, aksine bilinen, en güvenilir ‘ironman’ amortisörler takılı. Trans Anatolia’ya kadar da Becce Motorsport ile bir sürpriz hazırlığı içinde olacağız’ sözleriyle ifade etti.

Parkurla ilgili endişelerine gelince, ‘kurak bölgeler’, yani kayalık etaplar, ‘aracın vibrasyonu en çok etkileyeceği yerler’ bu tür yerlerden açıkçası endişeleniyor, ki bu da daha çok Tuz Gölü sonrasında var. Tuz Gölü’ne kadar ise bir sorun yaşamayacaklarını düşünürken, Tuz Gölü için endişesinin ise sürat olduğunu saklamadı. Raid olarak 60 km’yi geçmemeleri gerekirken, orada çok gaza gelineceğini de söyledi.

Eğer gaza gelmeyerek Tuz Gölü’nde sabırlarını koruyarak sakin olabilirlerse, sonrasında da aracı korumaları gerektiğini söylerken, ilk günler hedefimiz sakinliği korumak ve 3’ncü günden sonra alışmış olacaklarını ifade etti. Alıştıktan sonra da gazı bir tık daha açmaya başlayacağını da saklamadı. Arabada hız limitörü yok ve eğer Tuz Gölü’nü sorunsuz geçip, sonrasında gaza gelmezlerse, mutlaka finiş görecekleri ve podyuma çıkacakları öngörüsünde. Maratonda BFGoodrich lastik kullanacaklar, lastiğe ve aracına güveni tam, 280 beygir makina 3.2i tabiri ile ‘ciğerli’ bir araba ile maratona girecekler. Dört çeker olarak, bütün yürüyen aksamını yenilediler. Maratonda ne olacağı, Bodrum’daki kısa yarışta belli olur görüşünde ve elbette podyum hedefleri var.

Yarışmacı olmalarının Lifted34’e etkisinin ne olacağı konusunda ise, “sonuçta bu işleri yapıyoruz, yarışlara da araba hazırlıyoruz. İşi ne amaçlı yaptığımızı göstermek için iyi olacak” diyerek, Lifted34’te müşteri için King amortisörlü, Evo Corseli 33 lastikli bir Navara, başka bir müşteri için de full profesyonel kitli ve kilitli bir Toyota Hilux hazırlandıklarından bahsetti. Her ikisi de 2020 model, yeni kasa araçlardı. Bodrum yarışı için de kendisine bir römork yaptırdığını, çadır tenteli, kampta sabit nokta olacağını sözlerine ekledi.

AVC’nin maraton için vereceği eğitimde en çok ‘nasıl kaybolmayacakları’ sorusuna cevap arayacaktı. Bunu daha önce bu yarışa katılmış olanlara sorduğunu ve bu arada da kopilotunun en çok neye dikkat etmesi gerektiğini araştırdığını anlattı. O’na göre, “pilot özellikle raid yarışı için gaz-fren yaparak arabayı kırmadan kullansın, kopilotunun talimatlarına uysun yeter”di. Asıl merak ettiği ise bir kopilot nasıl yetiştirilirdi? Eğer kopilotunda bir sıkıntı olmazsa, çok rahat kürsüye çıkacakları düşüncesinde. | 23 Nisan 2021 : 16.00

Son 100 haber

Yoruma kapalı

Go To Top
%d blogcu bunu beğendi: