OT’UZ

Geçtiğimiz sene Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin kuruluşunun yüzüncü yılı idi. Aslında birçok etkinlik pandemiye kurban gitti. Bu yıl ise İstiklal Marşı’mızın kabulünün yüzüncü yılı. Kendime bakıyorum meslek hayatımın on yedinci yılındayım. Oğluma bakıyorum, bu ay dördüncü yaşına giriyor. Aslında büyük küçük bütün rakamlar bize zamanın ne denli hızlı geçtiğini anlatıyor. Zaman hızlı geçiyor geçmesine de dolu mu geçiyor boş mu, düşünmek lazım.

Bu sene federasyonumuzun otuzuncu yılı imiş. Ne kadarda hoş bir durum. Tabi ki insan seviniyor bu sporun içinde olmaktan. Otuz yılda altı başkan sayısız yarış, belki sporcusuyla gözetmeniyle, görevlisiyle gönül vereniyle on binlerce kişi bu çatının altındadır.

Diğer taraftan, insan her yaş aldığında bir düşünüyor ne yapıyorum nereye gidiyorum diye. Aynı şekilde kurumların da yöneticileri düşünüyor mudur bilmiyorum, yönettiğim bu yapı nereye gidiyor diye.

Düşünmeye belki vakti yoktur diye ben düşündüm bizimkilerin yerine de. Şöyle özetleyim bu da kıyağım olsun kendilerine.

Federasyonumuzun otuzuncu yılında koca ülkede üç tane pist var. Bunlardan biri ile dünya barışık, federasyon küs. Diğer iki pist ile ilgili çıkan son haberlere bakın sürekli sorun okursunuz. Yani ne yeni bir pist var ufukta ne de var olanların sahiplenilmesi söz konusu. Tesisleşme bu durumda.

Uluslararası yarışların neye göre gelip neye göre gelmediği açıkçası papatya falına dönmüş. Bakıyorsunuz yılın en iyi Formula 1 yarışını yapmışız ama gelecek sezon yarış takvimde yok. Diğer taraftan WRC’de her sene başarı üstüne başarı alıyoruz, hem de diğer ülkelere göre kat ve kat fazla para öderken, o da takvimde yok. Yani uluslararası yarışlar ne var, ne yok.

Ulusal organizasyonlara bakalım. Ralli de altı kulüp var yıllardır. İyi ya da kötü aynı yarışlar yapılmaya devam ediyor. Yeni yarış takvime alınmıyor. Takvimi geliştirmekten çok amaç sezonu geçiştirmeye yönelik ilerliyor. Off Road’da durum daha iyi. Kulüp sayısı artmış, ulusal yarış almak isteyen kulüpler kendi aralarında mücadele veriyor. Orada da artık ulusal takvim kulüpleri kaldırmıyor. Belki artık bölgesel şampiyonalara ağırlık verilir, böylece ulusal takvim rahatlamış olur. Drfit yükselen trend olarak gösteriliyor fakat bir türlü kabuğunu kırıp Türkiye’ye yayılamıyor. Drag zaten sizlere ömür. Özellikle Amerika ve Rusya’da artan ilgiye rağmen bizde ölse de gömsek diye bakılıyor. Tırmanma’da heyecan yok rallikros ise yalandan bir şampiyona olarak düzenleniyor. Pist kupalarında son on yılın en kötü dönemi yaşanıyor. Yani iyi giden branşlar ya da yarışlar var tabi ki ama gelinen nokta otuz yılın gururunu maalesef aratmıyor.

Araçlara bakalım. Son on yılda piyasaya çıkan yarış otomobili sayısı oldukça az. Hani Palio’ları Saxo’ları bir kenara koysan ortada ne yarış kalır ne yarışmacı. Kimse de piyasaya yeni otomobil çıksın diye uğraşmıyor.

Gözetmenler açısından artık harcırahlarını zamanında ödediğimizle övünüyoruz. Yalan da değil, Serkan başkana kadar bu bile sorundu. Eğitimlerini az çok biliyoruz, föy doldurmayı bilmeyenden aküyü ters bağlayıp yarışa dakikalar kala sayacı bozan arkadaşları tenzih ediyorum, ömründe yarış otomobili görmeyen gözetmenler tanıyorum.

Medya da görünürlüğü konuşalım diyorum, hangi görünürlük diye kendi kendime baka kalıyorum. Ne yılların televizyon yapımcısı Can Ünlü’nün ne de yaşı federasyondan büyük Ralli Dergisi’nin ve sahibi Aydın Hoşgör’ün bir değeri var. Tabi nasıl olsun, federasyonun otuz yılı bu isimlerin ömründen daha büyük.

Bu arada federasyon Formula 1 yarışının haberini koymazken, Bodrum’da elli gün sonra çiçeği burnunda kulübün yapacağı yarışa haber pompalamaktan ne yapacağını şaşırıyor.

Hadi bu yazdıklarımın hepsini çöpe atalım da…

Hiç değilse samimiyet, iyi niyet, dostluk şu otuz yıla damga vursa, ama nerde. Yarışta durup rakibine yardım eden yarışmacıdan, imza toplayıp devirdikleri federasyon başkanına utanmadan ağıt yakan bir camia olmuşuz da kimsenin haberi yok. Ya da var, işine gelmiyor bunları duymak.

Şu sporu, tozunu, toprağını, çilesini, kahrını çeken değerli insanlar. Artık bir silkelensek diyorum. Her birimiz samimice sporda bir taşın altına elimizi koysak çok şey değişir. Bizim kuşak kaybetmek üzere hiç değilse bizden sonrakiler keyifli bir sporla büyürler.

Ha bu arada yazdıklarımın da tek sorumlusu asla mavcut başkan ve yönetimi değil. Çünkü yazdıklarım son otuz yılın faturası. Bunlar sadece tatlıyı yediler. Belki bugün belki çaydan sonra kalkar giderler.

3 Kart 2021 : 05.45

Son 50 haber

Yorum yaz

Go To Top
%d blogcu bunu beğendi: