Gençlere ve yarışçı adaylarına tavsiyeler (2)

Bu spora başlamak için öncelikle gerekli olan sevgi’dir. Gösteriş için bu spora başlayanlar hem başarılı olamazlar hem de uzun süre dayanamazlar. Otomobil sporunun kuralları nedir, nasıl yapılır? Bir yarış otomobili emniyetli ve sağlam olarak nasıl hazırlanır? Nasıl servis verilir? İşte bu gibi konular hakkında bilgi ve tecrübe sahip olduktan sonra yarışçı olarak adım atmakta fayda var. Bir ralli de nasıl antrenman yapılır, ne tür bir not sistemi uygulanması gerektiği araştırılıp, tecrübeli yarışçılardan fikir alınmalı. Merak ettiğiniz herhangi bir konuda, sorabileceğiniz en yakın yarışçıya, mekaniğe çekinmeden sorun. Mutlaka elinden geldiğince size yardım eder. Hiç kimseye ulaşamıyorsanız, şehrinizdeki otomobil kulüplerine başvurun. Eğer şehrinizde kulüp yoksa derginiz Ralli Dünyası en yakın dostunuzdur. Sizleri de bu camiaya kazandırmak bizi mutlu eder.

Yarışmacı olmadan önce seyirci olarak, okuyucu olarak, mekanik yada servis elemanı olarak camiaya adım atmak, o havayı teneffüs ederek tecrübe ve bilgi sahibi olmak daha mantıklı bir davranış. Kendinizi yeterli seviyede bilgili ve hazırlıklı görmeden başlayacağınız bu sporda gereksiz yere harcayacağınız para ve zaman havaya uçup gider. Basamakları yavaş çıkmak, sindire sindire ilerlemek doğru olanı. Geçen ayki yazımda kendimden örnekler vererek nasıl başlama aşamasına geldiğimi anlatmıştım. Hatırlarsanız, ilk start kararımı Ford Escort’u aldıktan 10 gün sonra vermiş ve 93 Bozhane Tırmanma Yarışı’na katılmıştım. Hala, dün gibi gözümün önüne geliyor… Bozhane yağmurda tuzaklarla dolu, yer yer çok kaygan tehlikeli özelliklere sahip. O günde yağmurluydu. Bana bir çok kişi ilk yarışımda, hele yağmurda Bozhane’ye girmememi tavsiye etti. Arkadan itişli, güçlü Escort`a hakim olamayıp uçacağımı düşünüyorlardı.

Şimdiki aklım o zaman olsaydı, o şartlarda start almazdım. Yaptığım antrenman, Cumartesi günü siste 2 kez, Pazar günü yarıştan önce 1 kez olmak üzere toplam 3 kez Bozhane’yi geçmekten ibaretti. Escort’un üzerinden standart standart cadde lastiği Michelin MXV’ler vardı ve o kadar bitikti ki uzaktan baktığında ‘slicks’ gibi duruyordu. Stepnem yoktu. Cumartesi iki bijon kesmiştik. Otomobili yeterince tanımıyordum. Üstelik Bozhane yağmurluydu. Tüm bunlara karşın benim hırslı, azimli, cesur ve korkusuz olmama bir de dayanılmaz hale gelen yarışma arzusu eklenince, kendimi Bozhane’nin köy meydanında teknik kontrol yapılırken buldum. Ali Bacıoğlu Lancia ile, Nejat Avcı ve Rıza Çukurova Renault 11 Turbo ile, Cem Acar Opel Manta 400 ile Oğuz Gürsel Porsche 911 ile kategori 2’de start alacaklardı. Düne kadar fotoğraflarını çektiğim, röportaj yaptığım, büyük bir hayranlık ve sevgi beslediğim bu insanlarla aynı parkurda rakip olarak yarışacaktım. Büyük bir heyecan duyuyordum. Amacım nerede olduğumu görmekti. Gerçekten iyi bir pilot olabileceğimi gösteren bir ışık görebilmekti. 22 Yaşındaydım ve bu işi çok seviyordum. Her şeyi göze almıştım.

Nihayet beklenen an geldi. Start zamanı.. Yırtık yarış ayakkabısını, iki beden büyük yarış tulumunu ve Ali Ersin’in eski kaskını giydiğimde gerçek bir yarışçı olmuştum. Tarif edilemez değişik hisler içerisinde, Balık Ayhan’ın darbuka solosunu andıran kalk atışlarım arasında ‘5..4..3..2..1..ve çık’ seslerini hatırlıyorum. 1-2 saniye yerimde patinaj yaptım ve sonra yavaşça (!) ilerlemeye başladım. Seyircili viraja kadar bocaladım. Escort ıslakta hiç mi ama hiç tutmuyordu. Sanki buzda gidiyordum. Seyircilerin coşkulu tezahüratları bütün parkur boyunca bana büyük moral verdi. İlk çıkışın son sağ virajına girdiğimde ise beni bir sürpriz bekliyordu. En tehlikeli yerleri geçtiğimi düşünerek, ‘tamam bu iş bitti’ dediğim anda, daha önce Ferda Dilege ve Erdinç Yeşilyurt’un uçtuğu, içi banketli ‘tuzak’ viraja girmiştim. Escort’un arkası bir koptu ki, elimden hiç bir şey gelmedi. Saliselerle ifade edilecek bir spin attım ki, ne spin.. İçteki şarampole döne döne, önce sol önden, sonra sol arkadan ve sonra da bir ağaca bagajdan sert bir şekilde çarptım. Şoku atlattıktan sonra, kronometrenin 5 metre önümde olduğunu gördüm ve hemen gazladım. Finişi geçip zamanımı öğrendiğimde, 3’ncü olduğumu söylediler. Meğer herkes spin atmış, yavaş gitmiş, ‘5.53’ ilk çıkış zamanımdı. İkinci çıkışta hasarlı Escort’umla, şaşkın bakışlar altında yavaş bir tempoda finişe geldim. Cem Acar, Manta 400 ile beni ‘daha az spin atarak’ 30 saniye geçmişti. Bense yavaş tempoda 5.48 ile 5 saniye daha iyi zaman yapmıştım. İlk yarışımda, hem de Bozhane’nin en tehlikeli zamanında finişe gelmiştim. Tabii ‘gazi’ olarak!

Bu yarışta çok şey öğrendim.
Finiş noktasını geçmeden yarışın bitmediğini..
Konsantrasyonun önemini…
Lastik seçiminin gerekliliğini…
Ya da şartlara göre, gerekirse start almamanın gerektiğini…
Bazen yavaş giderek daha iyi zaman çıktığını…
Evet, sevgili okuyucular…
‘Kıssadan hisselere’ devam edeceğim.
Şimdilik, ‘Allah, trajektuvarınızdan çıkartmasın!..
Ralli Dünyası Sayı; 146, Nisan 1996 | 16 Nisan 2020 : 17.15

Son 50 haber

Yoruma kapalı

Go To Top
%d blogcu bunu beğendi: