F1 sadece pilot ve marka rekabeti değil

İlk defa 1884 yılında Fransa’da doğan motorlu araçlarla yarış kültürü o zamanlar bir köyden diğer köye kadar yapılan basit bir etkinlikti. Gerçek anlamdaki ilk yarış 1900 yılında, o zamanlar New York Herald ve Herald Tribune’ün sahibi olan James Gordon Bennett Jr. tarafından James Gordon Kupası adıyla Avrupa’da düzenlendi. 1906 yılında Fransa Otomobil Kulübü (CAF) tarafından Grand Prix adıyla düzenlenen yarışın organizatörleri eminim ki bugün motor sporlarının bu kadar ihtişamlı ve bir o kadar prestijli hale geleceğini tahmin dahi edememişlerdi. Başlangıcı 1920 ve 1930’larda yapılan Avrupa Grand Prix motor yarışlarına dayanan ve dünyanın en popüler otomobil sporları şampiyonası arasında yer alan Formula 1 yarışlarında ilk dünya şampiyonası Mayıs 1950’de İngiltere’nin Silverstone pistinde gerçekleşti.

Formula 1 Dünya Şampiyonası, dünyanın en popüler otomobil sporları şampiyonası olmasının yanı sıra, dört senede bir düzenlenen Yaz Olimpiyatları ve Futbol Dünya Kupası’ndan sonra, küresel olarak en çok izlenen spor organizasyonu haline geldi. Milyonlarca fanatik taraftarın yanında çok büyük sponsor destekleri kazanan ve olimpiyat şampiyonları ile ayrıca ilgi gören bu yarışların teknolojinin ve hızın limitlerini zorlayarak 7’den 70’e herkesin heyecanla beklediği dev bir organizasyon olduğunu söylemezsek haksızlık etmiş oluruz. Bu yıl 17 Mart’ta Avusturalya’da başlayacak ve 1 Aralık tarihinde Abu Dabi Grand Prix’te sona erecek yarışlar için geriye sayım başlamışken gelin biraz da maliyetlere göz atalım. Dünyanın teknolojik olarak en gelişmiş, rekabetçi ve tehlikeli otomobil yarışları olan Formula 1 yarışı, aynı zamanda da giriş maliyeti en yüksek yarış unvanına sahip. Teknolojinin en üst sınırlarına göre gizlilik esaslarında tasarlanan ve üretilen bu araçların üretici firmaları pistlerde araçlarını sergilemek için milyon dolarları gözden çıkarıyor.

Öyle ki bu yarışlarda araçların üretim maliyeti, mühendislere ödenen astronomik maaşlar, çalışan tüm ekiplere yapılan ödemeler, ulaşım, yiyecek ve konaklama masrafları derken zaten maliyetleri çok üste taşıyan bu yarış için tabii ki bir de şampiyonaya girme maliyeti söz konusu. Takımlar 2013’ten bu yana önceki sezon aldıkları puan üzerinden bir giriş ücreti ödüyorlar. Bu ödemelerin hesaplanma tekniğinde ise ABD Tüketici Fiyat Endeksi göz önünde bulunduruluyor. Ayrıca, kazanılan puanlardan bağımsız olarak öncelikle her takım 546 bin133 ABD Doları tutarında bir temel ücret ödemek zorunda. Buna ek olarak bir önceki yılın şampiyon takımı kazandığı puan başına 6 bin 553 dolar, diğer tüm takımlar ise kazandıkları puan başına sadece 5 bin 459 dolar ödüyorlar.

2019 yılı yarışları ödeme tablosu ise şöyle;  
Mercedes: 655 puan – 4.838.348 $
Ferrari: 571 puan – 3.663.222 $
Red Bull Yarış TAG Heuer: 419 puan – 2.833.454 $
Renault: 122 puan – 1.212.131 $
Haas-Ferrari: 93 puan – 1,053,820 $
McLaren-Renault: 62 puan – 884,591 $
Racing Point Force India-Mercedes: 52 puan – 830,001 $
Sauber-Ferrari: 48 puan – 808,165 $
Scuderia Toro Rosso- Honda: 33 puan – 726,280 $
Williams-Mercedes: 7 puan – 584,346 $

Force India, Belçika Grand Prix’sinden hemen önce markalaştı ve markalaşmanın ardından 52 puan aldı. Hesaplaması da bu 52 puan üzerinden yapıldı. Totalde kazandığı ek 59 puan ise sıfırlandı ve bu yüzden 59 puan için ekstra 322 bin dolar ödemeyecek. Mercedes 2018’de kazandığı 655 puanla, 2018 yılında ödediği tutarın çok az altında bir rakam ödeyecek. Mercedes takımı en fazla giriş bedelini 2014 yılında 5,2 milyon dolar ödeyerek gerçekleştirmişti. Ferrari ve Red Bull bir önceki yıla göre sadece 200 bin dolar daha fazla ödeyecekken, Renault, 336 bin dolar daha fazla ödeyerek bir önceki yılın en büyük artışını gerçekleştirmiş oldu. FIA’ya ödenecek olan toplam tutar bir önceki yıla göre 203 bin 333 dolar artarak 16 milyon 479 bin 877 dolara ulaştı. Tüm takımların yıllık harcamalarının 2,6 milyar dolar olduğu bu yarışın düzenleyicisi olan Formula 1 Group ise yıllık 2 milyar $ ciroya ve vergi öncesi 400 milyon $ kara sahip bir organizasyon olarak ön plana çıkıyor. Bu rakamların ortaya koyduğu üzere çoğu yarış kategorisinin aksine, Formula 1 sadece sürücüler arasındaki rekabetten ibaret değil. Aynı zamanda yarışlara katılan otomobil markaları arasında da bir rekabet söz konusu.  F1 pilotlarının yarış başına ortalama 4 kg kaybettiği, araçların ise sadece 2 saatlik ömre sahip olduğu Formula 1’i hiçbir takım disiplin, para ve detaylara dikkat etmeden kazanamaz.  Minimum 80 bin parçadan oluşan bir F1 otomobilinin ortalama maliyetini 6,8 milyon $ olarak düşündüğünüzde, ki buna yüzlerce milyon harcanan ar-ge giderleri dahil değil, Formula 1’in dünyanın en pahalı yarışı unvanına sahip olması gayet normal bir sonuç diyebiliriz. | 15 Şubat 2019 : 15.00

Son 50 haber

Yoruma kapalı

Go To Top
%d blogcu bunu beğendi: