Kendi fikrime göre…

LOGO-NHIZIR-250Geçen ay gündemi meşgule eden…
Bizim yarış takımlarının konusu vardı.
Yine, bu köşede…
İki büyük takımın görüşünü almıştım…
Kendimce, gönlümce…
Taraf olmadığım için, yazdım açıkça.
Bu rahatlık, rahatsızlığa döndü…
Maalesef.
Değinmeden geçip gidemeyecektim.
Bazı şeyleri…
Rekabet ortamından bahsederken?
Ben kendim uydurmadım pek tabi.
Geçmiş tecrübelere dayanarak dinledim.
Eğer karşımdaki, daha önce..
Avrupa Ralli Şampiyonunu getirip yarıştırmasaydı…
Basso ve Rosetti konusu benim ve hepimiz için..
Sallama konu olur, önem kazanmazdı.
Ama, daha önce ispatı olan bir konu.
Onun için söylenene inandım ve yazdım.
Kaldı ki…
Bir takım, Rosetti gibi şampiyon olmuş bir ismi..
Neden ve niçin getirir?..
Rekabet için.
Birincilik için.
Şampiyonluk için.
Kime karşı?
Ulusal Şampiyona karşı.
Ulusal Şampiyon kim?
Mâlum Takım.
Bu fikrimde haksız mıyım?
Fenerbahçe seneye Messi’yi alsa?
Lig için mi alır?.. GS için mi?..
Benim için bu böyle bir konu idi?
Motor konusunu ise şöyle yorumladım.
Detone olan motorla, yeni Evo V’i birlikte düşünüp, maliyet yapıp yazdım.
Çok tartışılan Pirelli konusunda ise fikrim şu…
Bu markayı herkes ister. İstemem diyen yalan konuşur.
Adam da diyor ki, ?Ben sezon başında sipariş alıp öyle lastik getiriyorum? .
?Elimde belge var bunlar Pirelli istemedi? diyor.
Ve yarışa D-Mac ile başlıyor Fatih Kara.
Sonra, köprünün altından sular geçiyor ve…
Pirelli Competizione TR, üst düzeyde şikâyet ediliyor.
Bunu da açıklayan Cem Acar.
Bu gelişmeler karşısında serzenişte bulunan ise Bostancı.
?Ben bu takıma lâstik de dahil her türlü desteği verdim?
?Ama kötü adam yine ben oldum? diyor…
Kusura bakmayın ama tarafsız yorum yapmaya kariyerim uygun değil.
Pirelli aşkı ile yanıp tutuşan arkadaşımız Galip’i herkes tanır.
Adı ?Körfez fatihi?ne çıkmış bir sporcumuzdur.
Bu arkadaşımız Pegasus’ta asistanlık yaptığına göre?..
Pirelli konusu pek havada ve askıda kalmıyor bence…
Çünkü Alberto Pirelli iyi dostu.
Yağ markası tartışmasına gelince…
Bu sponsoru arkadaşına pas ederek iyi yapmış.
O da şifahen sekiz kez teşekkür etmiş.
Bunlar gerçek.
Vak’a olan ise, benim bu işi atlamış olup yazmam.
Gazetecilikte ince nüans, röportajın neresini pas geçip yayınlamamayı bilmekte yatar.
Aktif gazetecilikte bunları daha iyi tartabiliyordum.
Köyden şehre inince demek ki kantarın topuzu kaçıyormuş…
Öğrenmiş oldum.
Ama asıl bana dokunan şu.
Yılların rekabetini dostça yürütebilen iki takımın patronu..
Bu gün artık görüşmeme noktasındalar.
Bunu da müsebbibi benim maalesef.
Bostancı zeytin dalı uzatsa da, çatlak derin, belli.
Bu konuda kendimi suçlu hissediyorum ve hissedeceğim.
Ta ki yıllara dayanan dostluklar bir masa etrafında tekrar bir araya gelene dek.
Vebâli boynumda artık…

Son 50 haber

Yoruma kapalı

Go To Top
%d blogcu bunu beğendi: