Bir, Boğaziçi hikâyesi..

Saliuk'un R5'ini seyir, keyif verdi.

Saliuk’un R5’ini seyir, keyif verdi.

Ne ralli oldu ama! Podyumları ayrı, grup N4?ü ayrı, iki çekeri ayrı, historic?i ise apayrı nefes kesen, adeta rekabetler dizisi.. Geçtiğimiz ay yapılan Bulgaristan Rallisi?ndeki 2?ncilikten sonra, Avrupa Ralli Kupası?nda (Europa Rally Trophy – ERT) 9?nculu olarak İstanbul?a gelen Ukraynalı genç, ama gözü pek rallici Saliuk, iki yerel genç pilot rakibi arasında podyum yapıp, 2?ncilik puanı ile eve dönünce, beraberinde götürdüğü Boğaziçi puanlarıyla, muhtemelen Avrupa Ralli Kupası?nda da liderliğin dibine vardı!

Bulgaristan Rallisi?nin galibi Krum Donchev ise, yine Avrupa Ralli Kupası 3?ncüsü olarak geldiği İstanbul?da, Evo 10?uyla 6?ncı sırada finiş gördü ve ERT?de bir sıra geriledi. Uluslararası ve ulusal klasmanlar için toplamda 29 otomobil Pendik?ten start aldı, 48 saat sonra aynı tak?a sadece 18?i geri dönebildi. 13 Historic’ten ise ancak 12’si..

Geçtiğimiz yıl, yine Boğaziçi Rallisi?ni, takımın o zamanlar üçüncü pilotu olan Orhan Avcıoğlu kazanarak öne çıkmıştı, bu yıl Orhan yine podyumdaydı ama son basamağında! Geçen yılki tahtına ise takım arkadaşı Murat Bostancı yerleşti. Baştan sonra lider götürdüğü yarışta en sıkı rakibi Ukraynalı Saliuk?u yanına dahi yaklaştırmadı Murat ve 1.4 şiddetinde puan takviyesi ile muhtemelen sezon şampiyonluğunu şimdiden cebine koydu. Çünkü, ?yerli? rakipleri Boğaziçi?nde havlu attılar. Yağız Avcı frenden ilk, Fatih Kara ise motordan 3?ncü etapta kaldılar. Yağız?ın yurt dışı olasılığı müsait, ancak Fatih?in muhtemel kapalıydı. Onların pes etmeleri, tahtın ikinci basamağı için Orhan?ın iştahını kabarttı.

Parkurun kırıcılığından çok, rekabet sertliği gündem yaptı; puan, kupa ve podyum isteyen, her şeye karşın gaz pedalını diplemek zorunda kaldı. Hırs, rekabet, zorluk ve neticesi; rallide son gün, neredeyse son etaba kadar nefesler tutuldu, kulaklar ve gözler ralli merkeze kitlendi; kim kaldı, neden kaldı, kime yaradı, türünden soruların yanıtları beklenir oldu. Çok tecrübeli bir isim, yılların şampiyonu, hatta bir ?öngörü? ustası Ercan Kazaz, yarış öncesi Ralli Ajansı?ndaki bloğunda yayımlanan video haberde, ?özellikle ikinci geçişlerde çok can yanacak? derken, aslında kendini mi işaret etti?

Üstelik, grup N4 kupasının kulpunu yakalamasına ramak kala, Göçbeyli etabındaki bir köprünün korkuluğu ile yakın temas yaşamasının sonucunda kırılan ön salıncak, haliyle Evo?sunu finişe taşıyamadı. Hakkını yememek lazım, bu tecrübeyi bu derece gaza getiren, kendi Evo?su ile adeta Kazaz?ın Evo?sunun kanatlanmasının yolunu açan Uğur Soylu, aslında, ve yine yarış öncesi Ralli Ajansı?na yaptığı açıklamada, ?çok hızlı gidemeyeceğini?, ?hızlı gitmek istemediğini? beyanatladı ama O da direksiyonun arkasına geçince dişleri uzayanların genlerini taşımaktaydı ve sonuçta bileğinin hakkıyla, o ?çok istediği? Grup N4 kupasının kazananı oldu.

Fakat, ilginçtir, çok keyifle geldiği tak?ta aracından inip, önce kameralara pozlarını verdi, ardından bekledi, gelen giden olmayınca bakındı, o da olmayınca sordu; fakat ne bir yanıt, ne de bir kupa bile alamadan, şaşkınlıkla servisine geri döndü. Evet, Evo?su finiş gören en iyi grup N?di ama, ERT?nin kuralları veya gruplamaları kendisini kupasız bıraktı. Uğur?un Evo?su, ERT tasnifine göre RC2 kayıtlıydı ve ne yazık ki yarışın finiş gören ilk 6 otomobili de aynı gruptandı, Uğur?da içlerinde 5?nci bitirendi. Ercan Kazaz gibi bir tecrübeyi yoldan çıkartacak, Krum Donchev gibi ERT podyumunda olan bir ismi ardına alacak derecede bir performans sonrası, Uğur?un, tak?tan kupasız inerken yüz ve ruh hali, öyle hiç te kolay unutulacak bir an değildi.

Ercan Kazaz gibi, 2007?den beri (7 yıldır) kaza yapmamış bir tecrübeli ismin, Uğur Soylu?dan gördüğü baskıyla temposuna dip yaptırıp, Göçbeyli?deki seyirci zıplamasında da Evo?sunun dört tekerini yerden fena kestirmesi, ardından çok sert indirmesi ve de oradan çok birkaç km sonra bir köprü korkuluğuna vurup ta salıncak kırıp yarış bırakması, Boğaziçi?nin ?top? haberleri arasında yer aldı. Ercan?ın, sondan bir önceki etapta yarış dışı kalmasının haberi, Göçbeyli?den kanatlanıp kuş uçusu 30 km güneyde ve Pendik sahillerindeki servis alanında yankılandığı anda, Bonus Parkur Racing?in çadırındaki hava da Borsa İstanbul?un seansını aratmadı.

Oysa, çok değil, sadece bir saat öncesinde, takımın üç ekibinin de historic klasmanında podyumu paylaşmış olmasının keyfi, engin bir yarış muhabbeti kıvamında sürmekteydi. Ercan da finiş görebilseydi eğer, ki hem rallide son spec S2000?lerin hemen ardından Evo 9?u ile 5?nci ve hem de Grup N 4?te kazanan isim olacaktı, böylelikle de Parkur, dört dörtlük bir yarış başarısı ile gururunu perçinleyebilecekti. Ama olmadı ve Ercan?ın kaza haberi alındı, hüzünlendi yüzler, yine de ekibin iyi olması herkese teselli oldu, yarım saat sonra da historic?te kupalar neş?eyle kaldırıldı. Ercan ise, yorgun ve hayal kırıklığı ile evinin yolunu tuttu. Bu, ralliydi ve finişe kadar da ne olacağı hiç belli olamazdı.

Rallinin neredeyse her etabında biri kaldı, denilebilirdi. En kötüsü, İzmitli Ferhat Tanrıbilir?in Fiesta?sıydı ve attığı takla sonrası hayli hasarlanan aracını parkurdan kaldırmak için, rallide nötralizasyon verildi. Etaba ambulans girdi, ama ekip iyiydi; çekici girdi, Fiesta bitikti. Alındı çekici sırtına, gönderildi servis alanına. Etap açıldı, ama ?normale? çevrildi, startta bekleyenler, bir sonraki etap olan Göçbeyli?ye gönderildi.

Göçbeyli?nin ?ilk? geçilişinde Bulgar rallici Georgi Geradzhiev?in Fiesta?sı ve Hakan Uçucu?nun Es-Es Ka?sı kalmıştı; ikinci geçişte ise önce Ercan çaktı ve kaldı, sonra Billur Hasbay?ın C2?si mekanikten bıraktı. Etabın starttan sonra ikinci km?sindeki zıplamada ve ondan da birkaç yüz metre sonraki ?basma su? ile doğal olmayan birikintinin başında toplanan yarış severler, unvanı çok  ama yarışçısı az, rekabeti çok ama seyircisi az yarışın, özellikle ilk 10 ekibini seyredip ardından ya kendi aralarında muhabbetlere daldılar veya başka etaba deplase oldular.

Boğaziçi?nde medya da yoktu. Üstelik, ?ilk kez? TRT logolu kameralar nedense parkurda görünmedi. Ne, haftalık programcıları ve ne de haber merkezi kameraları. Devletin AA?sı da yoktu, özelin Cihan ve DHA?sı da.. Adeta, birbirleri ile sözleşmiş gibi, üç büyük ajans, Boğaziçi gibi uluslar arası bir randevuyu ajandalarında pas geçmişlerdi. Ajanslar gelmeyince, ulusal gazeteler de yoktu, ki zaten onlar ajanslara güvenip parkurlara kafalarını uzatmıyorlardı. Bu durumda, parkura düşmeyen gazeteler, ajansların düşmediği haberlerden de mahrum kalarak, sayfalarında ralli haberline yer ayıramadılar veya federasyonun servisini tercih etmek zorunda kaldılar.

Belki de bu son noktayı öngörebilen federasyon, ilk kez, yeni bir mecrayı denedi. Livestream, yani internet üzerinden naklen TV yayını. Yurt dışı kaynaklı bu operasyon, İstanbul merkezli bir şirket kanalıyla ülkemizde de kendisine klasik medyalar arasında yer açmaya çalışırken, son günlerdeki en önemli işleri, Cumhurbaşkanlığı seçimleri olmuştu ve seçimi kaybeden tarafa hizmet vermişlerdi. Boğaziçi Rallisi için de Federasyon?dan davet aldılar; araç üstü çanaklarını açtılar, Cuma servis alanından, cumartesi geniş bir U virajdan, Pazar günü ise Göçbeyli?deki seyirci zıplamasından son spec cihazları (ki, buna ipad telefon cihazı da dahildi) ile görüntüleri internete taşıdılar.

Sistem çalıştı, yayın internete ulaştı. Ancak, seyircinin buna ulaşmakta zorlandığı, bulduğunda ise donuk yayın, kesilen akış ve ?az sonra? gibi cümlelerin ardında ekran başında çok beklemedikleri bilgisi öne çıktı. Yeniyi denemek, en azından reddetmemek, yeni çağın felsefesiydi ama, Boğaziçi?nin ?tek? medya dalı olan Livestream’in ne kadar izlendiği ancak veriler açıklanırsa öğrenilebilecek.

Todor Slavov?un, yarış öncesi yaşadıkları ise, apayrı bir aksiyon filmiydi. Bulgar rallici, yarışa gelebilmek için, önceden hesaplanamayan ciddi sınavlardan geçti. Renault Clio r3?ü, sınır kapımızdan giremedi. Eksik olan bir izin kağıdı vardı ve Karayolları?ndan bunu alabilmeleri mümkün olamamıştı. Slavov?un ekibi, ?hep böyle gelir girerdik? demek istese de, sınırı aşamadılar. Çaresiz, toplanıp Kapıkule?den şanslarını denemek üzere yola koyulduklarında, Hisar Evleri?ndeki yüksek rakımlı Federasyonumuzu da bilgilendirdiler. Ne olduysa, araya kimler alındıysa veya Kapıkule nasıl aşılabildiyse, sonuçta Slavov?un R3?üne giriş izni verildi.

Ama, kaybedilen ciddi bir zamanları vardı ve hatta R3?ün teknik kontrole yetişmesi bu durumda adeta imkansızdı. Federasyon bu konuda da bilgilendirildi,  bu kez ?forcemajör? kartı açıldı. R3, starta kadar beklenilecekti. Teknik kontrol saati dolduğunda, R3?ün Boğaziçi?nin teknik kontrol çadırına olamasa da, Köprüsü?ne ulaştığı bilgisi edinildi. Pendik Sahil meydanında start tak?ından araçlar indirilmeye başlanıldığında, Slavov, parmak uçlarında yürüme modunda, R3?ünü sessizce getirip, diğerlerinin yanına park etti. O gün ve o gece, Bulgar?ın 2 saat uyuduğu rivayeti, cumartesi sabahı servis alanında ?top? fısıltı oldu. Slavov, hızlı bir pilottu, ülkemizi ve İstanbul etaplarını tanıyordu, aracı da son spec bir makinaydı. Maya tuttu ve Slavov, çektiği onca eziyetin ve sıkıntının acısını çıkartırcasına, iki çeker kupasını (R3) aldı, evine götürdü.

Aydın Hoşgör | Ralli Ajansı

Boğaziçi irdelemesi, hafta içi ajansta devam edecek..

[metaslider id=20685]

140818-bogazici-gk

Son 50 haber

Yoruma kapalı

Go To Top
%d blogcu bunu beğendi: