Yarışçı olmak… Veya olmamak…

LOGO-NHIZIR-250Bayram ertesiydi.
Yerel Sanayi’deyim.
Çay içip lâflıyoruz…
Mahçup bir genç geldi.
Mesleğimi duymuş olacak…
Bana birkaç şey sordu.
”Hızlı sürüyorum abi…”
”Ben yarışçı olabilir miyim”
dedi… Ve…
?Kaç para kazanacağını? sordu.
25 yıldır bunları yazıyorum ama…
İlk ağızdan cevaplamak istedim.
Başladım konuşup anlatmaya.
Nerde gazlıyorsun?.. Caddede.
Kimi geçiyorsun?.. Vatandaşı.
Ne ile?.. Şu beygir. Şu makina ile…
Eee?.. Şimdi sen buna yarış mı diyorsun?
Senin makina sokaktakinden 150 bg. kuvvetli.
Bu mu yâni senin geçme yeteneğin?
O makinayı bana ver ben de geçeyim…
Ne olacak ki? dedim.
Çocuk dondu kaldı, iyi mi?
Kimse ona gerçekleri söylememiş çünkü…
”Ne yapayım abi” dedi.
Eşit şartlarda yarış, önce onları geç…
Sonra yarışçı ol, dedim.
”Nasıl?” dedi.
?Git karting pistinde dön, geçmedik kimse bırakma..
Sonra yanıma gel?, dedim.
Mahçup genç acı acı sırıtmaya başladı…
?Ben çocuk muyum? Asla çıkmam oraya?, dedi.
?Valla yavrum, alfabenin A’sı bu…
Ya kendini eğiteceksin, ya da sokaklarda heba olacaksın?, dedim…
Şeytan kesilen genç yanımdan hırsla kalktı ve gitti.
Kalkarken bir de pati koydu!.. Uzadı.
Çayımın son yudumunu kafama dikerken düşündüm.
25 yılda çok sık yaşadığım hüsranı bir kez daha tattım.
Avrupalı gençler Zlin’de kapışacak.
Benim gencim, suyuna gitmedim diye bana afra tafra yapacak?
Ağır ağır yürüdüm gittim, nereye gittiğimi bilmeden.
Cahile bir zerre kültür veremeden…
Sporu öğretemeden.
Olmak veya olmamak…
Tüm mesele bu zaten.

Son 50 haber

Yoruma kapalı

Go To Top
%d blogcu bunu beğendi: