Turhan Yalçın; ?Mevcut yönetimin en büyük eksikliği, iletişimsizlik!?

10 yılı aşkın bir süre yurt içindeki ve yurt dışındaki organizasyonların koyu bir takipçiliğini yaptıktan sonra 1999 yılında karting ile aktif olarak bu sporun içine girdim. Pistlerde, ralli etaplarında ve offroad etaplarında lastik kokuları, yağ, çamur ve tozla boğuştum. O günden bu güne yarışmadığım dönemlerde aktif olarak organizasyonların içinde bulundum. Halen de direktörlük ve komiserlik yapıyorum.

Bu zaman zarfı, tahmin ettiğiniz üzere otomobil sporları için o kadar büyük bir zamandır ki, bu işin içerisinde neler döndüğünü, nasıl olduğunu, ne olması gerektiğini, eksiklikleri ve güzellikleri çok iyi bilirsiniz. Bu işin içerisindeki insanları da bir o kadar iyi tanırsınız. Kimin ne yapabileceğini ve ne yapamayacağını da bilirsiniz.

Federasyonumuzun son birkaç dönemki başkanı sayın Tahincioğlu ve ekibinin (tabii bu ekip zaman içerisinde sürekli değişti) federasyon başına ilk geldikleri günle bu gün arasında bir çok güzel işe imza atmışlardır. Fakat bu işlerin dağılımı olması gerektiği gibi giderek artan değişimsel bir aritmetik grafik çizemediği, bu sporla ilgilenen herkesin farkında olduğu bir durumdur.

İçinde yaşadığımız böylesi bir makinesel bir çağda kadın erkek herkesin otomobillerle bir alakası mutlaka varken, araç kullanan her bireyin kendi çapında bir iyi bir pilot olduğu düşüncesiyle fırsatını bulduğu her anda bu duygusunu tatmin etmeye çalışırken, ülkemizdeki otomobil sporlarının bu kadar gerilemesi, izleyicisiz ve sponsorsuz kalması tamamıyla mevcut yönetimin hatasıdır.

Kendini geliştirmeyen, mutfaktaki insanların fikrini almayan, gelen iyi ve kötü eleştirilere göre eğitim programları oluşturmayan, organizasyonların içerisindeki arkadaşlarımıza gereken önemi vermeyen, önceliği sürekli etraflarındaki insanlara veren bir yönetim tarzı ne kadar başarılı olabilir ki zaten?

Ülkede bu kadar otomobil aşkı yaşayan üstün yetenekli gençler ve yetişkinler varken, hâlâ dünya otomobil sporlarında oturmuş bir yeri olmayan bir durumdayız. F1 pisti olan, defalarca F1?e ev sahipliği yapan, hakemleri ve görevlileri yetenek ve bilgi bakımından ilk üç sırada olup ta hiç F1 yarışçısı olmayan kaç ülke biliyorsunuz?

Burada Tahincioğlu?nun akrabalarını yarışçı olarak saymıyorum, zaten hiç kimse de saymıyor. Federasyon bütçesinden onlar için harcandığı söylenenlerle en az 5 F1 yarışçısı (takımlarıyla beraber) çıkarıp ta bunlardan en az birini ilk ona sokmamak işten bile değildi. Diğer yandan tamamıyla kendi çabaları ve onların lehine oluşan durumlar sayesinde uluslararası arenada farklı branşlarda koşturan birkaç sporcumuz istisnadır.

Otomobil sporları gibi bir camianın yönetimindeyseniz eğer, mutlak suretle bulunduğunuz mevkiinin önemini ve incelikleri iyi biliyor olmalısınız. Ayrıca bilginizi bu spor için faydalı bir hale dönüştürebilmeli ve kendinizi sürekli geliştirmelisiniz. ?Ben bu işi şu kadar zamandır yapıyorum, en iyi ben bilirim? deseniz de bizler sizin neyi ne kadar bildiğinizi zaten biliyoruz. Bilmediklerinizi de biliyoruz.

İşte bu durum olaylara tekil yaklaşmakla çoğul yaklaşmak arasındaki farkı gösterir. Bu arada, asıl önderlik sizin iyi niyetiniz, yardım severliğiniz ve insanlarla ayrım yapmaksızın kurduğunuz iyi iletişimlerle olur. Mevcut yönetimin en büyük eksikliği (bir iki kişi dışında) budur. Normalden daha uzun süre bir topluluğun başında olunca, bazı şeylerin devam edeceğini, padişahlık gibi veliahtlara devredilebileceğini ve insanların bu duruma ses çıkarmayacaklarını düşündürdü kanısındayım. Demokrasi böyle değildir. İnsanlar size güvenirler ve vekil ederler. Bu güveni ne zaman sarsarsanız onlarda sizi sarsar, al aşağı ederler.

Şu anda 2 aday ve ekibi var. Bu iki gruptan biri Berberoğlu?nun ekibi, içlerinde hemen hemen herkesin tanıdığı isimlerde var. Ercan Abi (Kazaz) ve Mehmet Becce gibi. Diğer isimler, Berberoğlu dahil, bu sporda ne kadar tanınıyorlar bilmem. Diğer grupta ise Satvet Çiftçi?nin yanında başta değerli abim Muharrem Çelik, Volkan Abi (Işık), Burcu Çetinkaya gibi isimler yer almakta. Bu isimlerin kendi branşlarında ne kadar başarılı oldukları, gelişmeye, ilerlemeye, paylaşmaya ne kadar açık oldukları ve ihtiyacı olanlara nasıl yardım ettiklerini camiaya en uzaklar bile bilirler.

Uluslararası bir ralli organizasyonundan bir sahne paylaşayım; 2?nci günün 4?ncü etabı.. Kendi sınıfında ilk günün ve o günün üç etabının da birincisi. Yeni aracıyla tozu dumana katıyor. Genel klasmanda ilk 5?te. Aniden sağ ön teker bilyası sarıyor ve teker yuvadan fırlıyor. Olay sol viraj ortasında olunca virajın dışına savruluyor araç. Sağ taraf 150 m uçurum ve ilk 80 metresinde tek bir ağaç dışında hiç ağaç yok. Araç şans eseri bu ağaca yaslanarak yolun bir iki metre altında uçuruma düşmekten kurtuluyor. Ben tam 2 dakika sonra oradayım. Pilot ve copilot araçtan henüz çıkamamışlar.

Ben ve o noktanın sektörleri yardım edip çıkarıyoruz. Pilotun gözündeki o üzüntüyü anlatamam. Tam o sırada çocuklardan biri ?abi bi fotoğraf çektirebilir miyiz?? dedi. Pilot o anda döndü sanki hiç olay yaşanmamış gibi gülümsedi ve ikisiyle de fotoğraf çektirdi. Birkaç dakika sohbet ettikten sonra telefonla takımını aradı.. Bu pilotun benzer durumlarını farklı yarışlarda 8-9 defa bizzat ben yaşadım. Zaten servis alanında yada herhangi bir yerde bilgisini herkesle paylaşan, insanlarla iletişimini sürekli güçlü tutan bir isim. Bu pilot Volkan Işık.. Kendini nasıl geliştirdiğini, tecrübelerini ve Volki Car?dan bahsetmeme gerek yok sanırım.

Bu takımda çok özel bir isim var, Muharrem Çelik. Yıllardır yüzlerce organizasyonda görev almış, batmak üzere olan bir gemiyi su yüzüne çıkarıp bir transatlantiğe çevirmiş, ilk günlerinde hiç bir şey bilmiyorum dediği bu camiada kendini ne kadar geliştirmiş ve gelişmeye ne kadar müsait bir insan olduğunu söylemeliyim.

Bu sporları, özellikle offroad?u ne kadar sevdiğini hepimiz biliyoruz. Bu yüzden, offroad?un gelişmesi ve daha iyi tanınması için ne gerekiyorsa yapmaktadır. Yeni kurulmuş veya kurulmakta olan bir çok kulüp, grup ve birliktelik için, bütün federasyonun toplamından kat be kat fazla emek harcamıştır. Bir dönem ?otomobil sporları sadece İstanbul?da yapılabilir? inanışının kökten değişmesini sağlayan yegâne isimdir.

Bir çok Anadolu kulübü, Çelik sayesinde haklarını koruyabilmiş ve sporcu çıkarabilmiştir. Böylesi işlere imza atan bir insan için bence düşünülmeli, nasıl oldu da bu kadar çok taraftarı ve dostu var diye. Doğru olmak, doğru düşünmek, bildiğini paylaşmak, bilmediğini bilenden almak, özverili olmak, herkesi sevmek, ne için orada olduğunu bilmek, iyi kötü eleştirilerle kendine yön vermek, Sayın Çelik?in en güzel özelliklerindendir bence. Bu vasıflarını da hiç bozmadan bu spor uğruna kullanacağından da adım gibi eminim.

Bazılarının düşündüğü ve yaptığı gibi yeni oluşumları tırpanlamak, yandaşlarını hakları olmadığı halde garip isimli makamlarla söz sahibi yapmaya çalışmak, Bağdat?tan döner. ?Ben bilirim?ciler, başkalarına şans vermeyenler, güçlerini kendi yararlarına ticarete dökenler, sanırım insanların gönüllülük anlayışıyla içinde olduğu otomobil sporları camiasında neden sevilmediklerini anlıyorlardır.

Son 50 haber

Yoruma kapalı

Go To Top
%d blogcu bunu beğendi: