‘Kör’ ve ‘sağır’ da değilim!

İskender Aruoba, otomobil sporlarının ?duayen? tanımlı sayılı isimlerinden biri, hatta önde geleni. O?nun tecrübeleri ve fikirleri, her ortamda dinlenmeli, iyi anlaşılmalı. Yarınların bugünden daha güzel ve başarılı olması, ancak dünü yaşayanlara verilen kıymetle mümkün olur.

Bize çok uzun gelen bir aradan sonra, genel kurul vesilesi ile fikrini bizlerle paylaşmasını çok önemsiyorum. Ki, kendisi iki dönem öncesinde, yine federasyonumun seçimde sporu yönetmek üzere aday olduğu genel kurulda gerekli desteği alamadığı için bu amacına ulaşamayan biri.

?Yönetim kavramını?, ?kurul havasını? ve ?delege psikolojisini? de sanırım en iyi bilenlerden. Bu yüzden, ajansta yayınlanan son görüşleri, her ne kadar benim ?devam? yazısına bir eleştiri olarak görünse de, satırlar arasında verdiği ipuçlarını görmezden gelmemek gerek.

Önce, O?nun katılmadıklarına benim katılmadıklarımı yazmalıyım.. Otuz yıl emek verdiğim bir konuda, ilk kez bu kadar açık bir şekilde ?taraf? oldum. ?Devam? yazısında da açıkça yazdığım üzere, ?kişinin? değil, ?kadronun tarafıyım! Aynı şevkle savunuyorum ki, bu ?kadro?, bu ülkenin görebileceği en iyi yönetim kurgusu. Varsa daha iyisi, seslendirsin bir başkası, o zaman şapkamızı öne koyarız, gerekirse..

Ama, bugün ve bu şartlarda, daha iyisi gösterilene kadar, en iyisi bu! Daha iyi bir kurgu olabileceği konusunda da kuşkuluyum, çünkü sporumuzun değerleri engin deniz gibi değil. Sığ sularda kulaç atıyoruz, nefesimiz bu kadar!

İskender Aruoba ile aykırı düştüğümüz konu ise ?bir?den çok. Misal, Demir Berberoğlu?nun kadrosunu açıklamaması, plan ve projelerini paylaşmaması ?taktik? ise eğer, elbette kendi bilir. Ama bence, Satvet Çiftçi ekibinin kadro ve proje paylaşımı, bir bireyi olarak beni fazlasıyla mutlu ediyorsa eğer, delegeyi de olumlu etkileyecektir, eminim.

Seçmenden saklanmaz, paylaşılır.. Millet olarak adetimizdir, hangi boyutta olursa olsun, söz konusu bir ?seçim? ise, mutlaka seçmenden bir şeyler sakınılır, her şey paylaşılmaz! O?nun oyu önemlidir ama düşünmesine gerek yoktur fikrini daha uygun görür, bilge yöneticilerimiz. Oysa, oy vermek üzere bir toplantıya davet edilen insan, bir kaç gün, hafta hafta öncesinde varsa taraflarla ilgili her şeyi, sadece kadrosunu değil, projelerini, var olan durumla ilgili yorumlarını ve hatta kafasındaki tüm soru işaretlerinin cevaplarını dahi öğrenmeli, kararını sağlıklı yapabilmeli.

Yarın (Salı) Amerika?da da seçim var. ?1? oy farkla gidilecek sandığa, yüzde ?2? kaarsızlar belirleyecek yeni Başkan?ı. Adaylar meydanlarda ve ekranlarda günler boyu konuştular, fikirlerini çarpıştırdılar, seçmenden gelen ?zor? ve güncel soruları yanıtladılar. Çoğu zaman çok zorlandılar, ki zaten o ?gaf?lar ve ?afallamalar? seçmenin gözüne takıldığında ?oy?ların renkleri değişir oldu.

Amerika?nın Başkanı da, O?nunla yarışanı da, seçim sürecinde birbirlerine eş tutuldu. Ne aşağıda, ne yukarıda. Görüşleri dinlendi, ekranlara kilitlenildi. Seçim süreci, tüm haşmetiyle yaşandı ve bitti. Yarın, seçmen kafası karışık olmadan gidecek sandığa, sorulara ne ve içten yanıt veren, konuşması, duruşu, projeleri, geleceğe bakışı, ailesi, velhasıl her türlü ayrıntısı ile ?kendisine yakın? duranı kendine Başkan seçmek için oyunu ?gönül rahatlığı? ile sandığa atacak.

Sonra da bekleyecek, sandıktan kim çıkacak diye! Çıkanı da, eğer kendi adayı değilse bile gönül rahatlığı ile Başkan?ı olarak kabul edecek, çünkü demokratik bir ortamda süregelen seçim sürecinde kendisine çok şey verildiğini, ?tercihini? sağlıklı bir şekilde yaptığını ama demokrasi gereği ?bir? kazanan olacağı için O?nu kabullenmesi gerektiğini biliyor. Amerika Başkanı da, Başkanlık için yarıştığı rakibi de, günlerden yapacaklarını anlatıp durdular seçmenlerine, yanlarında da birlikte çalışacakları yakın kadroları vardı, eyalatlerde ise oralardaki kadroları sahneye çıktılar.

Kıssadan hisse, seçim ise söz konusu olan, ?taraf?lar seçmenden bir şey saklamamalı. Ne kadrosunu, ne plan projesini. Saklayanın iki nedeni vardır; ya bunlara henüz sahip değildir veya başta kendisi dahi var olan kadro-planına güvenmemektedir. ?Sakla zamanı gelir zamanı? atasözü, sanırım, seçim için söylenmemiştir. Bu anlamda, Satvet Çiftçi ve ekibi, plan proje ve kadrosunu günler öncesinden değil seçmenle spor camiası yani kamuoyu ile açıkça paylaştığı için en doğrusunu yapmıştır, bunu değerlendirmek için seçmene kalmıştır!

?Taraf?lığım, açıkça ve sadece spor adınadır. İlan edilen kadrodaki isimlerin, sporumun ilgili branşlarında yetişmiş birer ?değerleridir?. En az onlar kadar değer taşıyan başkaca isimler, herhangi bir nedenle seçim sürecinin bir yerlerine takılı olmadıysalar eğer, bu kendilerinin tercihi ve bilecekleri iştir ve onların değerlerini düşürmez.

Ama bugün, yüreklilikle adlarını o kadroya dahil ettiren, açık tabir ile ?ellerini taşın altına sokan? bu insanların karşısında da, en az onlar kadar değerli birilerinin olması ve de bu kadronun da kamuoyu ile paylaşılması halinde, ajansım ve dergim onlara da en az diğer kadro kadar açık olacaktı. Bunun aksini iddia eden, beni tanımamıştır derim, ötesini tartışmam bile.

Kadrosunu ve -varsa eğer- projelerini ?saklamak?, son dakika çıkarıp tezgaha koymak, bence, güvensizlik belirtisidir. Elbette açıkça açık eden tarafta da ?fikirleri çaldırma? endişesi yaşandı ve hatta dile de getirildi ama bu durumda dahi açıklamaların sürdürülmesi bile şeffalık felsefesi ile yola çıkan ekibin gerçek niyetinin göstergesi olarak görülmeli.

Seçmen, ?doyumsuzdur?, öyle de olmalıdır. Verilen ne kadar çok olursa olsun, daha fazlasını ister. Misal, onca açıklık ve paylaşımlarına karşın, Çiftçi ve ekibinden daha da fazlasını bekledim, istedim ama alamadım. Branş sorumlulularının kurullarında kimler görev alacaklar? Bu, en az, branş sorumlusu isimler kadar önemli bir soru bence. Çalışacak kadroda kimler var? ?Hemen?, ?aylık?, ?yıllık? süreçlerde yapmayı düşündükleri ne, bunların satır başları neler? Daha çok sayabilirim. Bunları, diğer taraf ta vermedi, belki veremedi. Ama, ?yokluk? içinde paylaştıkları bile, bu sporda ?ilk?, umarım ?tek? kalmaz. Gelecekte de yönetimler aynı şeffaf yolda ilerlerler.

Sevgili İskender Aruoba?nın, spordan ve konulardan ?çok? uzaklarda kaldığı kesin. Ben ise, işim ve bulunduğum ?nokta? gereği, çok daha fazla şey biliyor ve duyuyorum. Elbette hepsini satırlara dökme şansım yok. Bir ?duyumu?, ?bilgiyi? habere dönüştürmek için geçmesi gereken evreler tamamlanmadan kullanmak, harikiri etkisi yapar. Buna niyet etmem! Ama şu kadarını söyleyeyim; Demir Berberoğlu?nun kadrosu, -bence- bugün dahi ?tam? değildir! Yaptığı ziyaretlerde, ?ver bize Ahmet?i?, ?ver bize Mehmet?i? diyerek, yönetiminde yer vermek vaadini kullandığı bir çok kanaldan ajansın not defterine kaydedilmesine karşın, haber bölümüne yansıtılmamıştır. Bu olgu bile, ?hala? eksik oldukları savını güçlendirir.

?Kişilerle? bir işim olmadı, olamaz da.. Öyle olsa, yirmi yıl önce Turing-Federasyon kapışmasında karşı karşıya kaldığımız ve hatta ?soğuk dönemler yaşadığımız? Satvet Çiftçi?nin, bugün arkasında durma noktasına gelebilen biri olmazdım. Bunun ise iki nedeni var; kişiler, geçen yıllarla birlikte edindikleri tecrübelerle farklılaşabilir, her daim aynı kalması beklenemez. Ki, benim de pek çok kalıbımı kırdığımı söyler, yakınlarımdaki insanlar, buna da çok takılmam. İkincisi, ?tek başına? değil, çok değerli bir kadro ile karşımıza geçip, sporu yönetmeye aday olmuştur. Oylar, Satvet Çiftçi?ye değil, ?kadroya? verilecektir, emin olun.

?kör? ve ?sağır? değilim!.. Demir Berberoğlu?nun, ?var olan düzenin devamı? olduğuna dair görüşüm, Aruoba?nın fikri ile bugün de değişmemiştir. Çünkü, O?nun Başkan?ın işaret ettiği kişi olmadığına inanmam için, ?kör?, ?sağır? ve biraz da ?akılsız? olmam lazım. Allah?ıma çok şükür ki, bu uzuvlarımı henüz yitirmedim. Kulisler, delegeler, velhasıl seçimle ilgili her merkezde, hatta noktada bu ?işaret? pompalanmaktadır.

?Söz? ile tersi iddia edilse de, ?duruş?, ?ima? ve zaman zaman ?açıken? bu iletilmektedir. Demir Berberoğlu ?adayım? diye kendini deklare ettiği gün yanında ?Metin Çeker? olmasa idi, bugünkü rüzgârının onda birini alabilir miydi? Neden Metin Çeker, O?nun ekibinde yer aldı? Çünkü delegeye verilebilecek ?biz buradayız?ın en güzel işaretiydi de ondan! Metin Çeker?in de, Demir Berberoğlu?nun da ?biz devam değiliz? demelerine kim inanır bilemiyorum, ama beni inandıramazlar!

Ayrıca, bir ekolün devamı olmaktan çekiniliyor ise eğer, neden gölgesi üste giyilir? Bunu da anlamıyorum! Mümtaz Tahincioğlu, bu spora üç dönem iz bırakan bir Başkanlık yaptı, ayrılma vaktini çok geçtiği için, arkasından teneke çalma edebiyatına kendisini maruz bıraktı. O?nun yaptığı iyi işler ayıklanıp savunulsa, hatalarından ders alınıp yeni bir fikir harmanı ile yola devam edileceği söylemlense, bugünkü gibi ?devamdı, değildi? aymazlığına düşülmez ve belki daha çok oy alınabilirdi.

Başkan için ?gelecek? zor.. Şunu herkes çok iyi biliyor ama seslendirmekten yana çekiniyor, ki ben burada bir kez daha açıkça yazayım; Mümtaz Başkan, eğer ki seçimi Satvet Çiftçi?ye kaptırırsa, önümüzdeki günler, haftalar ve aylar, kendisi için çok daha zor geçecek. Çünkü, düne kadar herkesten ve hatta kendi Yönetim Kurulu?ndan dahi itina ile sakladığı gerçekler ve en önemlisi ?belgeler?, eğer ki Satvet Çiftçi seçimi alırsa, belki orta yere değil ama en azından Savcılıktaki dosyalara ?akacak?!.. Bu, Başkan?ın işine elbette gelmez bir durum ve bu yüzden, bu yüzden koltuğunu ?emanet? edebileceği birine bırakması kendi menfaatine bir durum. Bunu ne yadırgıyorum, ne de ayıplıyorum. Bir insanın kendini garantiye almak istemesi, en doğal hakkı, yeter ki savunma örgüsünü de kanun, kural ve ananelere uygun yapsın.

Başkan?ın verdiği en önemli ?işaret? Metin?in Demir Berberoğlu?nun yanında saf tutması. Ayrıca unutulan bir diğer gerçek te, Metin?in, kaderin bir cilvesi, üç dönemdir izinden gidip çok şeyleri paylaştığı Başkan?ı ile bugün aynı dava(lar)da yargılanıyor olması. Yani Metin?in, ?kaderini? paylaştığı ?Başkan?ın devamı olması? kadar normal olan ne var? Bunların, en başta bu kişiler ve yakın çevresince, şimdi de İskender Aruoba tarafından red edilmesini tuhaf karşılıyorum ama yine de bunu ?siyaseten? diye düşünüp, üstünde çok ta takılmıyorum. Çok merak eden için diyebilirim ki, Başkan?a duyulan öfkenin, antipatinin karşı oya dönüşmesini önlemek için bir planın parçası da olabilir.

Metin?in ?kendi başına? Başkan aday olması halinde, çok daha fazla sempati, empati ve destek göreceğini de herkes dillendirdi, hatta bekledi de ama O?nun yaşamının geri kalan kısmını da ?profesyonel? olarak sürdürebilmesi için, Başkan değil, ?kadrolu? olması gerektiği de göz ardı edilmemeli. Bilmeyenlere dip notu olsun; Federasyonlarda Başkan?lar ve Yönetim Kurulu üyeleri ?maaş? almıyorlar. Bunu ben de bilmiyordum, öğrenince küçük dilimi yutmaktan zor kurtardım. Sanırdım ki, kelli felli bir maaş var orta yerde, kavganın bir nedeni de bundan.

Metin Çeker?e dair.. Söz Metin?den açılmışken, çok zamandır demek istediklerimi bir iki paragraf da olsa burada dile getirmek isterim. Benim, Metin Çeker ile samimiyet ve diyaloğum, bulunduğmuz görevler nedeniyle asla ve asla zedelenmeyecek derecede ileride. O?nunla dostluğum, otuz yıldır sürüyor. Bu sporda gözümü açtığımda, yanımdaki ?ilk? insanlardan biri oldu, Metin. Otuz yıldır bir insandan en ufak bir kötülük, kötü laf, lakırdı duymamışsanız eğer, O insana karşı kötü duygular besleyebilir misiniz? Metin Çeker, bu camianın en değerli insanlarından biri olduğunu, yıllar boyunca sergilediği başarılı işler kadar ve hatta belki onlardan da çok, kurduğu ilişkilerden ama en önemlisi herkesle paylaştığı insanlığındandır. Bundan çokça payını almış olan bendeniz, pek çok ?seçim?i ?bir Metin?e tercih etmem!

Ama şunu beklerdim kendisinden; Başkan bıraktığına göre, adı da yargıda geçtiğine göre, ?buraya kadar? diyerek sporun idari kısmındaki vazifelerini sonlandırıp kenara çekilebilseydi eğer, adım gibi eminim ki bugünden çok daha fazla makul bir tercih olur ve onure edilirdi. Yıllar boyunca O geldiğinde ayağa kalkıp önümü ilikleyen, kolundan tutup bırakmayan, aynı sofaralara diz kuran onlarca hatta yüzlerce insandan bugün pek çoğu, son günlerde yaptığı ziyaretlerde hasmane tutum ve davranışlar sergilerken O’na karşı çokça haksızlık ettiler. Ama onları da bu duruma zorlayan kendisinin yaptığı tercih oldu. ?Oy? uğruna çaldığı kapılar yüzüne kapanmasa da, aynı sevgi ile örtülmedi. İşte bu, Metin?in kendine yaptığı en büyük haksızlık oldu bence. Çekilseydi kenara, yine sporun içinde kalsaydı, nice kulüp, garaj veya takım, O?nun peşinden koşardı. Sporun biraz da bu diğer yüzünde yapacağı işlerle yine aynı başarılı Metin olarak yeni denizlere yelken açabilirdi.

Allah bir kapıyı kaparsa diğerini açar derler, Metin gibi eli iş tutan, aklı fikri bin derece çalışan birinin ekmeksiz kalması hiç mümkün değil. Ama, bence bu son nokta Başkan?ın O?na attığı son kazık gibi geldi bana. ?Sen bilirsin, istersen başkan adayı ol? dese, emin olun çok daha prim yapabilirdi. Ama ?işaret? fişeği olarak kullanmayı tercih edince, sevgili Metin’e faydadan çok kötülük etti. Bu benim kişisel fikrim, ama boş konuşmuyorum, altı doludur, bilinmeli. Belki bir gün, seçim biter, dostluklar baki kalır ve yine bir yerlerde bir kadeh tokuşturma fırsatı bulursak eğer, çok daha fazlasını konuşur, dertleşir ve ayaklarımız havada çıkarız mekandan (Antalya?daki son buluşmamızda, otele ayaklarım yerden kesik halde nasıl gidebildiğimi hala anlayamıyorum!)

Size bir de çok ayrıntılı dip not vereyim; Başkan, ?işaret edeceği? aday henüz ortaya çıkmadan yaptığı ?nabız? yoklamalarından birinde, ismi bende saklı birine, ?kendisinden sonra Başkanlık için uygun gördüğü kişi? olarak ifşa ettiği isim, bugün yine kendisi ile birlikte dava edilen üçüncü kişi oldu. Ancak, camiadan aldığı ?yok artık? tarzlı tepkilerden olsa gerek, şansı olmayacağını gördüğü için O?nu vitrine sürmekten son anda vazgeçtiği gibi, Metin için de ?O?nu riske edemem? sözünü kullandığı da kulağımda bir küpe. Elbet, Başkan?ın aklındaki değişken hesapları bilmem mümkün değil, benimkisi sadece yap boz parçalarını ?uyumlu? hale getirip tablonun genel görüntüsü görmek ve yorumlamaktan ibaret.

Ercan Kazaz?a dair.. En az Metin kadar Ercan da, bu sporda geçmişimiz yıllara ve dostluğa dayalı bir diğer isim. O?nun, bir zamanlar Ralli Dünyası Dergisi?nde yayınlanan bir yazısından dolayı dergiye dolaylı olarak ama tam sekiz sene bir büyük otomobil markasının reklam vermediğini öğrendiğimde sadece tebessüm etmekle yetinen biri olarak, Ercan?ın her dönemde fikirlerini, sportif başarılarını, farklı konulardaki görüşlerini kitlelere aktarma konusunda elimdeki her türlü mecrayı sınırsız olarak kullandırdım.

Benim Ercan Kazaz?a seçtiği taraftan dolayı her hangi bir kırgınlık, kızgınlık, tarafgirlik davranışı içerisinde girmem mümkün değil. O?nu bırakın kırmayı, haksızlık etmeyi, incitmeyi dahi düşünmem. Bugün için tarafımı açıkça beyan ettiğim kesimde Ercan Kazaz ismi geçtiğinde tüyler diken diken olsa dahi, O?nun Başkanlık adaylığı için biz dahil medyaya gönderdiği basın bültenini, inanılası gibi değil ama sadece 4 dakika sonra ajans ekranına yansıtan da benim, telefonda kendisine her türlü görüş ve açıklamalarını beklediğimizi ileten de!

Ben, şahısların değil, sporum adına bu ?kadro?nun tarafındayım. Keşke Ercan da son dakikaya bırakmasa ve bugün tercih ettiği tarafın kadrosunda eğer varsa kendisi gibi değerli başka birileri, onlar da açıklanmış olsaydı. Emin olun, her iki kadro da aynı değerde bizde tartı görürdü. Bir şartla; karşı taraf ta en az beri taraf kadar bilgi, fikir ve dökümanlarını bizler ve herkesle paylaşmaya hazır olmalı. Aksi halde, bu saatten sonra ?diş çekmek? için kerpeteni elime almaya niyetim olamaz.

İsteyen varsa, ajans da dergi de orta yerde! Her zaman olduğu gibi, içinde hakaret, küfür, saygısızlık ve ananelerimize ters düşmeyecek ifadeleri ?fikir özgürlüğü? çerçevesinde ve propagandaları da seçim çalışması değerlendirmesi ile bire bir yansıtmak bizim boynumuzun borcu. Kimse çıkıp ta, ?biz ajansla şu bilgiyi paylaştık, şu dökümanı ulaştırdık, ama onlar göz ardı etti? diyemez. Diyen varsa, ben burdayım, belge ve bilgilerinizi paylaşmaya bugüne kadar olduğu gibi, bugünden sonra da her zaman açık olacağım.

Yorumlara kapalı bir camia.. Metin ve Ercan ile ilgili olarak, sevgili İskender Aruoba?nın tarafıma yönelttiği cümleleri, bu nedenlerle kabul edemeyeceğim, kimse kusura kalmasın. O satırları ajansta yayınlamış olmamız da bizim fikre verdiğimiz değeri bir kez daha sergilemiştir diye düşünüyorum. Diğer taraftan, fikirlerini paylaşmaktan imtina eden o kadar kapalı bir camiayız ki, kimin neyi ve neden düşündüğünü kestirmek falcıların bile becerisinde değil.

Herkes, fikrini sergilerken, birilerini kıracağını, hatta kızdıracağını, bunun gelecekteki statüsünü bozacağını düşünerekten, yüreğinden geçeni paylaşmaktan korkar bir halde. Belki bizim yıllardır kapalı devre bir camia olmamız bundan olmalı. Oysa, Ahmet?in bu konudaki görüşü de, Fatma?nın falan kişi hakkındaki değerlendirmesi de bizler için çok önemli. İşte bu nedenle, dün gece yarısı, seçime beş gün kala ?söz sizde diye? bir anons çıkardık ajansta.

Şartları peşinen ilan ettik; ad-soyadın açık olacak, öyle nick name ile vurup kaçmak yok! Mail adresin doğru ve çalışır olacak, ki çakma çıkmayacak! Bir de, sözün içinde hakaretti, küfürdü, aşağılamaydı gibi saygısızlıklara hem tahammül edemem ve hem de onların hukuki yönleriyle uğraşamam. Bunlar, ajansta çıkabilecek yazılar için birer olmazsa olmazlar. Bunları göğüsleyebilen herkesin, sözü ve cümleleri, ajansta yer bulur, değer görür.

İskender Aruoba?nın bu konudaki ilk gönderimi uzunca olduğu için, kısa mesajları sıralamayı düşündüğüm bölümde değil de ayrıca bir yazı olarak yayımladık, ki yapılan anonsa ta bu ayrıtıyı da vermiştim. Varsa başka edecek bir çift lafı, her zaman ekranımız ona açık olacaktır, biline.. Anonsu yaparken dahi çok bir beklenti içinde girmediğim için, ?ağızlarına -en azından bize karşı- fermuar çekmiş? değerli sporcular, yöneticiler ve spor severleri değil, yüreği gerçekten bu spor için atan, fikri ile zikri bir olanların gönderimlerini bekliyoruz.

Bir iki de olsa, hatta hiç ta olmasa benim için de hiç gam değil, ben görevimi yapıp, mikrofonu uzatırım, sözü olan söyler. Ama içi ?dolu? söyler, başkan adayınınki gibi boş bırakmaz. İskender Aruoba?ya o konuda da katılmıyorum; elbette o sözleri ifade etmem gerekiyordu çünkü o çıkmayan-olmayan röportaj için, orta yerde ?dalaş? yedim, hak etmeden! Ama büyüğe saygıda kusur etmedim, tartışmayı sürdürmeyerek.. Bu, haklılığımı gölgelemez.

Ayrıca, ?bildiklerimin?, yazdıklarımdan çok olduğunu en başta kendisi biliyor olmalı. Her şeyi yazamayacağımı da.. Yazınca da böylesi uzadığını da.. Sevgili okurlar, kusura kalmayın, bu yazı planda yoktu, hafta başı kafanızı şişirmek gibi bir niyetim de yoktu. Herkese iyi haftalar diliyorum.

Sevgi ve saygılacakla kalın.

Son 50 haber

Yoruma kapalı

Go To Top
%d blogcu bunu beğendi: