Bozhane’de ‘best’ de, ‘mest’ te Vedat’ın oldu!

İstanbul?un klasik parkurunda, tarihi inkar edecek derecede düşük bir katılımla, adeta ?mahalli tırmanma yarışı? tadında yapılabilen Bozhane tırmanma yarışını, ikinci ve son çıkışında patlak lastiği ile risk almak zorunda kalmasına karşın, tırmanma şampiyonlarından Vedat Diker açık ara zaferi ile tamamlandı. İlk çıkıştaki zamanıyla günün en iyi zamanı kupasını kazanmasına karşın pek mutlu görünmeyen Diker, Ralli Ajansı’na yaptığı açıklamada, ikinci çıkışta yaşadığı şanssızlığın söz konusu olmaması halinde ayak zamanını 4 dakikanın altına çekebileceğini düşündüğünü söyledi. Ancak, mekanik bir sorun ve üstüne bir de sağ ön lastik patlamasıyla 3,5 km patlak lastikle sürmek zorunda kalan Vedat Diker, Bozhane?nin meşhur sağ hızlı virajını o kadar fazla kesti ki (haber ana fotoğrafı), çok kimse O?nun aslında ?tempo yaptığını? düşündüğünden gerçekte sorun yaşadığını algılayamadı bile.

İstanbul Otomobil Kulübü?nün geleneksel tırmanma yarışı klasik Bozhane parkuruna geri döndüğünde, yakın geçmişte, İstanbullu yarışçılar start çizgisinin ardına, yarış severler ise 5 km?lik parkurun seyir teraslarına yoğun şekilde yerleşirlerdi. Ancak bu kez durum çok farklı gerçekleşti. 2008?de 34 katılımın yaşandığı Bozhane?ye bu yıl sadece ve sadece 16 kayıt formu ulaştı. Ki, bunlardan biri (Çağrı Tarık Zeybek)  daha sonra katılamayacağını beyan ettiğinde, gerçek sayı 15?e geriledi. Start sabahı yapılan teknik kontrollerde bir veya iki fire daha olabilir endişesi, açıkça hem kulübü hem de yarışma görevlilerini fazlasıyla gerdi ama bunun sadece varsayım olduğu 15 aracın da teknik kontrolden geçmesiyle anlaşıldı.

Kayıt listesi ile ilgili gözden kaçmayan bir diğer ayrıntı da ise; kayıtlar arasında sadece 3 tane ?sıkı? aracın var olmasıydı. Vedat?ın Evo 9?u, Taner?in Subaru?su ve Alkan?ın kiralık Palio S1600?ü. Gerisi, kendi kategorilerinde rekabete uygun olabilirlerdi ama seyirciye yönelik keyif vermekten uzaktılar. Bu yüzden Bozhane?ye bu yıl ?mahalli tırmanma yarışı? yakıştırması da sıkça kullanıldı.

İstanbullu yarışçılar, ?arka bahçelerindeki? bu klasik randevuya neden gelmediler? Gün boyu sohbetlere ana konu olan bu sorunun yanıtı farklı farklı da olsa, çoğu kişinin ortak görüşü; bir hafta sonra rallikros ve ertesi bir hafta da ise toprak karakterli Boğaziçi Rallisi nedeniyle başta garajlar olmak üzere, iyi araç sahiplerinin toprak setup?unu bozup ta asfalta geçme konusunda çok ta istekli davranmamasıydı. Yine de ?tabana? vuran katılımının izahında bu, tek başına yeterli değildi. Çok kimse, ?arka bahçesinde de olsa?, yarışmak için yeterli bütçeyi denkleştirememelerini de randevuya gelememe gerekçesi olarak vurguladılar. Ayrıca, Oğul Orhan’ın geçen yıl kazasından sonra parkurlardan zorunlu ayrılığı, Ünal Şenbahar’ın ‘rekabetsizlikten’ katılmama kararı alması, diğer Evo’lu yarışçıların da benzer ve farklı nedenlerle uzak durması, seyri keyif veren ve seyirciyi cezbeden güçlü araçlara sahip iddialı isimlerin tırmanma parkurlarına olan talebini hayli azalttı.

Pazar günü hava sıcak, güneş parlaktı; gri bulutlar uzaktan uzağa göz kırpıp durdular ama Bozhane?nin üzerine gelmediler. Yazdan kalma revahet içerisinde, Bozhane?nin oksijen yüklü havasını ciğerlerine çekerek ?İstanbul?da bir yarış günü? özlemini gideren az sayıda da olsa yarış severler, kayıt listesindeki kısırlığa paralel olarak rekabet konusunda da arzu ettiklerini izleyemediler.

Günün favorisi Vedat Diker, kendi ?gri? Evo?su Ege?den sonra motor indirilip tetkike alındığı için, bu yarışa garajın beyaz Evo 9?unu kiralayarak katıldı. İzmir?den kalkıp gelen Taner Şengezener?in Subaru?su, Vedat?ın öncelikli rakibiydi ama beklediği sonucu elde edemedi. Parkurda gür sesi ile dikkat çeken Süper 1600 Palio?nun direksiyonuna oturan eski bir tırmanmacı Alkan Erden Bozhane?nin podyumunda yer alması beklendi ama O, bu hedefin kenarında kaldı, kategori 1’nciliği ile yetindi.

Alkan, parkurlara uzak kaldığı iki yıllık bir süreçte hayli soğuyan eli ile, üstüne bir de Süper 1600 gibi sinirli bir aracın direksiyonunu tutmaya kalktı. Sadece yarışın resmi antrenmanlarında ilk kez kullanmaya başladığı S1600’ün şifrelerini tam çözemeden yarışta start aldı. İkinci çıkışı, ilkini dahi arattı ama ‘rent’ aracı çiziksiz finişe getirerek ‘yarış bitirmenin’ ve eve kupa ile dönmenin keyfini tattı. 

Çok kimse Bozhane’nin temiz havasını ziğerlerine çekerken, Alkan, özlediği yarış ambiansı ile doldurdu ciğerinin çiperlerini. Alkan, üzerindeki tozu silkelediği Bozhane’den sonra, gelecek tırmanma için bir büyük beden gömlek siparişi verdi! O’nu gelecek yarışta aynı garajın Grande Punto S2000’i ile startta görmek hiç te sürpriz olmayacak!

Alkan gibi, yarış kariyeri için uzunca sayılabilecek bir aradan sonra parkurlara keskin dönüş yapan diğer bir isim de, İstanbullu Mustafa Atakan Boğazlıyan oldu. Yurt dışı bağlantılı madencilik işlerindeki yoğunluk nedeniyle Palio’sunu satarak uzaklaştığı yarış parkurlarına, hızlı bir şekilde kiralık bir araçla döndü, Mustafa Atakan..

Kısa sürede karar verip kiralayabildiği bir Saxo ile Atakan, ‘uyuşamadı’!.. İlk antrenman çıkışında, Bozhane’nin meşhur son sağ virajında frenin üstünde fazla kaldı, altındaki Saxo, daha önce yarışıp ezberlediği Palio’dan farklı tepki verdi ve arkasını savurdu. Viraj içinde spine kaçan Saxo, ekseni etrafında döndü ve şanslı bir şekilde yol üstünde kaldı. Atakan’a, Saxo’nun huyları anlatıldı, servis alanında.. O ise, ikinci antrenmanda aynı virajda daha sakindi ve kayıpsız döndü gitti.

Atakan, ikinci çıkışta yakın etrafının dolduruşuna fazla geldi; tempo yaptı. Bu kez parkurun ilk bölümünde, hızlı bir sağ virajda yine spine kaldı. Saxo, arkadan kayarak yol dışına savruldu ve bu kez çalılıklar arasında takıldı kaldı. Atakan için Bozhane macerası erken sonlandı, Saxo çekici sırtında servise çıkarıldı. Önemli olmayan birkaç hasarla ‘kiralık’ mecarasını ucuz atlatan Atakan da, Alkan gibi, direksiyonu bırakmayacağı ve gelecek yarış için yeni bir araç arayışına gireceği mesajını verdi.

Bozhane’de 15 araç start aldı, 12’si finiş görebildi. Murat Sekmen’in Lada Samara’sı ikinci çıkış için finişten starta hareket eden konvoyun peşinde iken çalışmadı, O da servis alanına doğru geri saldı, boşa aldığı aracını. K3’te 309’u ile Sanver İmrahor da Bozhane’nin dar kadrosunun finiş göremeyen diğer üyesi oldu.

İstanbul Otomobil Kulübü, köklü geçmişinin belki de en zayıf halkası olan tırmanma yarışını, ‘yapmış olmak için yaptı’.. ‘Ulusal programdaki bir yarışın kaç start olursa olsun yapılması gerektiği’ konusunda, otoriteden görüş alınmıştı bir kez. Onlar da, aslında ’40’ araca göre hazırladıkları programı sektirmeden ve timingleri daraltmadan uyguladılar. Servis alanında hızlı bir ödül töreni ile gün sona erdi, herkes yoluna düştü.

Bozhane’nin ASN müşahidi, kulübün duayen büyüklerinden Şevki Gökerman‘ın, kulübün gençleri tarafından kotarılan yarışla ilgili otoriteye sunacağı raporda kaç puan vereceği önümüzdeki günlerin merakla beklenen bir sorusu olurken, Gökerman’ın, geçen yılki yarışın stop hakem masasını dağıtan bir Evo’dan nasibini aldığı o an’dan sadece bir yıl sonra, otoritenin kendisini aynı yarışa ASN ataması da ilginç bir tesadüf olarak yorumlandı.

Aydın Hoşgör | Ralli Ajansı

Son 50 haber

Yoruma kapalı

Go To Top
%d blogcu bunu beğendi: