Alfabe…

Günler çok hızlı geçiyor; deyim yerinde ise göz açıp kapayıncaya kadar…

Pazartesi yeni bir hafta yeni günler..

Belki de yeni umutlar diye aklından geçiriyorsun..

Sorunu kendince ortaya koyup çözüm arama koşullarını incelemeye kalkıyorsun..

Bir de bakıyorsun hafta sonu gelmiş…

Ne yaptım diyorsun, bir de bakıyorsun attığın taş ve kurbağa ilişkisi…

Kurbağa nerede, taş nereye gitti; ara ki bulasın…

Az gittik, uz gittik dere tepe düz gittik..

Bir de baktık ‘gittiğimiz yol bir arpa boyu’ derken ne düşünüyorsun kim bilir…

Aklına geliyor, şu yeşilliklerde ne var acaba sorusunu araştırırken de..

Uzaklardan bir takım sesler geliyor kulaklarına: “Vrakk, vrakk, vrakk” diye…

Düşünüyorsun ki; gelen sesler senin öğrendiğin dilin alfabe’si ile yazılmamış…

Bu kez araştırdığın konu “alfabe”ler…

Önce dünya da kaç dil var, kaç dilin alfabesi seninkine benziyor…

Yanıtı zor sorular…

Saymaya kalksan sayamazsın…

Saysan sonuca gidecek vaktin yok…

Patronum Aydın hop hop…

Bir oturuyor bir kalkıyor; mahalledeki çocuklar sek sek oynar gibi…

Yazı bekliyor…

Mahalledeki çocukların oynadıkları da pek sek sek değil ama ne çare kader…

Yazı yazmak çok zor bir iş değil; ilk cümlesini kuruncaya kadar…

Sor bakalım kendine; karaladın bir şeyler de; geldin en zor noktalardan birine…

Başlık ne olacak?…

Köşedeki manavın başlığı olsa kolay…

Manavın yaşam koşullarına baktığında bu kez karşına çıkan çeşit çeşit başlıklar;

Sseç beğen al; bulursan istediğin gibi al götür, bulamazsan razı ol kaderine…

İstersen yolu Aydın yörelerine uzat…

Kısa kes Aydın havası olsun deyimi anlatımıyla…

Her şey bir tarafa, yazıyı noktalayıp göndermezsek işler sarpa saracak;

Sonrasında ayıkla taşın pirincini, pirincin taşını değil…

Alfabe’nizin harfleri tükenmesin…

Ralli Dünyası Dergisi, Mayıs 2019 sayısından alınmıştır | 11 Mayıs 2019 : 08.45

Son 50 haber

Yorum yaz

Go To Top
%d blogcu bunu beğendi: