Kırcaali’de ‘offroad oyunu’ izledik!

Öncelikle tüm Türk ekiplerine teşekkür ederim, bayrağımızı Kırcaali’de açtıkları için çok gurur duydum. Türkiye’yi temsilen en az 20 ekibin orada canla başla mücadele etmeleri gurur verici bir tabloydu. Bulgaristan yarışına katılmak çok isterdim, hep yurt dışı yarışlarını merak etmişimdir. Oğlum Saltuğ’a da söz vermiştim, yurt dışında birlikte yarışırız diye ama kısmet olmadı. Bu kez yurt dışı yarışını izlemeye gittik. Tabii bu yarışa gitmemize önayak olarak gaz veren Erkan Kaynak’a ve değerli kopilotu eşi Filiz’e vize işlerimiz de bizzat ilgilenen Emirhan Kutlu’ya teşekkür etmek istiyorum.

Dediğim gibi 20 Türk ekibinin Kırcaali’ye gitmesi orada yabancılık çekmeyeceğimizin bir işareti idi. Aydın Hoşgör’ün de dergi olarak orada olması gerekiyordu. Bizim son dakika vizelerden haber çıkınca, birlikte gidebileceğimizin müjdesini Aydın abiye verdim. Oğlumla birlikte bir ilk yurt dışı seyahati yapacağımız için, çocuklar gibi mutluydum. Bu 2-3 günlük seyahatin bize tecrübe katacağını düşünerek marşa bastık. Gece yolculuğu süper geçti, sağ olsun Erkan Kaynak bize gönderdiği yol notlarıyla sabah otelin konumuna gelip girişimizi yaptık, buraya kadar her şey çok mükemmeldi.

Ben Murat Taşlıdağ olarak, yıllarca Türkiye’nin her ilinde ve her ilçesinde ralli ve offroad etaplarında birçok kez kupa kaldırdım. Servis alanına geldiklerinde, Türk ekiplerinin hepsi arkadaşım olduğu için, teker teker tebrik ederek, bol şans dileklerinde bulundum. Kırcaali’de ülkemizi temsilen, federasyondan Metin Yılmaz, Öcal Zilanlı ve Nuri Peri de oradaydı. Servis alanının bulunduğu yerde teknik kontrol yapılıyordu, ama bu teknik kontrolü izlerken ağzım açık kaldı! WRC yarışlarından tutun da mahalli yarışlara kadar aklınıza gelebilecek tüm motor sporlarının bizzat içinde hem yarıştım, yarıştırdım hem de görev aldım. Böyle bir teknik kontrol görmedim. Oradaki görevlinin dediği ‘hangi araç senin?’ ardından parmağıyla gösterdi okey işareti verildi. Hatta yarışan ekip arkadaşlarımıza “teknik kontrol bu kadar mı?” dedim, burada böyle dendi.

Ya arkadaş Start yerine gittim, neredeyse pijamayla start alacaklar! Tamam, anladım, orası schengen ülkesi ama bu kadar da rahatlık ve lakaytlığın bu sporda olmaması gerekiyor. Seyirciyi yönlendirecek bir yol notu yok, bir tabela yok! Biz bir etaba izlemeye gidelim dedik, Türk plakalı bulduğumuz araçların peşine takıldık. Meğer adam köyüne gidiyormuş, tabii evinin bahçesine girince, biz ona baktık, o bize baktı, bir şok yaşadık. Allah’tan Türkçe biliyordu ve “biz yarışı izlemeye gideceğiz, etap ne tarafta” deyince, çat pat bildiği kadarıyla etabı tarif etti. Etaba geldik, süper bir orman içi, muhteşem bir doğa, manzara ve kuş sesleri arasında offroad araçları çok dik bir rampadan çıkmaya çalışıyorlardı.

Bir viçlemeler falan, tabii ben de yarışçı olduğum için, önce bakmam gereken noktalara baktım, etrafta ne bir ambülans ne bir itfaiye ne de bir yarışçılara yardım edecek rescue aracı vardı. Ya da gizlemişlerdi ki ben görmedim! Vinçlerle kendini kurtarmaya çalışan kopilotların halleri zaten yüzlerinden belli oluyordu, hepsi perişandı. Yolunu kaybeden, bulmakta zorlanan, terse gidenler, yolda nelere daha nelere denk geldik! Biz, seyirci topluluğundan, kopilotlar vinçleme yapacakları ağacı seçmekle zorlanıyorlardı. Böyle bir etabı Türkiye’de bir offroad kulübünün yapmış olduğunu düşünemiyorum bile.. Sağ olsunlar, yarışmacı arkadaşlar o kulübü tefe koyarlardı, ‘böyle etap mı olur’, ‘böyle yarışma mı olur’, ‘niçin Jüt çekilmiyor’ gibi bin bir türlü şikâyetler ile karşılaşırdık.

Ben çok iyi bir gözlemciyim ve izleyiciyim. Kırcaali’de ne gördüysem, ne yaşadıysam, abartısız birebir yaşadıklarımı kaleme aldım. Asıl fiyasko otelde brifingin olduğu gün başladı. Brifinge 20 Türk ekibinden 2-3’ü dinlemeye gelmişti, diğer ekiplerimizi göremedim. Yarışma direktörünün anlattıklarını, sanırım orada bir bayan vardı ve Türkçesi çok güzeldi, her şeyi Türkçe anlayabileceğimiz dilden aktarmaya çalıştı. Yol notlarında bazı değişiklikler yapılmıştı ve 8-10 sayfa çıkartılarak değişiklikler vardı. Bu arada brifingi dinlemeye gelmeyen ekipler, ertesi gün bunun acısını fazlasıyla yaşadılar. Yan masamızda oturan Mehmet Becce ve yarıştırdığı ekipler vardı. Bir ara Mehmet abi ayağa kalktı ve masamıza geldi, “Murat görüyorsun, değil mi ne acı bir durum, birifing var ve hiçbir yarışçı burada yok!” dedi.

Benim gibi Mehmet abi de ortamı fark etmişti. Sabah ola hayrola dedik ve ayrıldık. Yarış alanında Tarık Gökbay ile karşılaştım. Üzerinde kot pantolon ve sweatshirt, “hayırdır, yarışmıyor musun, aracında problem mi?” var dediğimde, “Yoo burada böyle, tulum mecburiyeti yok. Ben de rahat rahat bir şekilde start alacağım” dedi. Biz de yarışı izlemek için çıktık yola. Etaplar mükemmel, söylenecek en ufak bir laf yok, yarışmadığım için kurallarını da tam olarak bilemiyordum. Bütün etapların sonunda yarışmacı arkadaşlarla yaptığım sohbette, hepsinin cevabı, “yarış mükemmel çok güzel akıyor” ve “çok zevkliydi” oldu. Ama benim altıncı hissim kuvvetlidir, konuşurlarken gözlerinden aldığım ışıkta, “bu kadar masrafa değmedi” der gibilerdi.

Arkadaşlar hepimiz birbirimizi biliyoruz, araç başı en az 5 ile 10 bin TL arası masraf yaptınız, gerek var mıydı bu kadar bir masrafa yapıp ta eli boş dönmeye? Tabii ki hayatın her anı her dakikası ayrı bir tecrübe. Ben bile gelip bu yarışı izlememiş olmasaydım böyle bir tecrübeye sahip olamayacaktım. Demek istediğim kısa ve net şu ki; ‘Türkiye’deki yarış organizatörlüğü yapan kulüplerimize çamur atacağınıza, katılımcı olarak bu kalabalığı oralarda görsek, ülkemizdeki sporu daha uç noktalara getirsek daha iyi değil mi? Hiç bana kızmayın, darılmayın, tamam komşu ülkemiz coğrafi olarak çok elverişli ve çok güzel belki. orman bakanlığı biz de var, orada bizdeki kadar katı kuralları olmadığı için ormanların her bir yerini kullanabiliyorlar. Yine de orada yarışma cesaretini bulup yarışan tüm ekiplere canı gönülden ve kalpten teşekkür ediyorum.

Bu dergideki ilk yazım, yarışmacı arkadaşlarımı üzdüysem, kırdıysam özür dilerim, ama gördüklerimi yaşadıklarımı da kaleme almak zorundaydım. Türkiye’de offroad daha güvenli ve çok daha renkli. Son olarak özetlemek gerekirse profesyonel yarışçılar, profesyonel modifiyeli araçlarla offroad oyunu izledik! Ayrıca, bir Avrupa birliği ülkesine yakışmadı. Bu sporun Türkiye’de 20 yıl önceki halini izlemiş gibi oldum. Bu yazımı okuyan kimi dostlarım teşekkür edecek kime de diş bileyecek. Ne demiştik motor sporları kardeşliktir. Bu yazım umarım herkese ışık olur. Sevgiler.. | Ralli Dünyası Dergisi’nden alınmıştır | 3 Nisan 2018 : 10.30

Son 50 haber

Yoruma kapalı

Go To Top